Güzel Köylü'de hayat var, tadını çıkar*

1. Gün

Sağa baksam çay, sola baksam su, derin nefes alsam, "Nasılsınız, var mı bir ihtiyaç?" diyorlar. Müthiş bir misafirperverlik sergiliyorlar. Güneş altında çalışırken bana ayrı şemsiye bile kuruyorlar. Bugüne kadar gittiğim her sette çok iyi ağırlandım, karşılandım ama bu sete Ege sıcaklığı çökmüş, çok net. Lafın henüz başındayken bu ziyareti emsalsiz kılan bütün Güzel Köylü ekibine teşekkür ederim.

İki ekip halinde çalışıyorlar. Kadro da kalabalık olunca ortalık çok şenlikli oluyor. Sıkılıp boşa düşmek mümkün değil. Kendi aralarında ortak lisan geliştirmiş, dışarıdan geleni Fransa'ya paslayan bir üslupları da yok. Hani kalıptan nefret ediyor olmasam, "çekerken çok eğleniyorlar" diyeceğim. O derece...

Çünkü rejisör koltuğu olmak bunu gerektirir.

Bunun sebebi de Mustafa Hoca'nın o yörenin insanı olması zannımca. Mustafa Şevki Doğan hakkında Google Hazretleri etraflıca bilgi veriyor. O sebeple sörç ile önünüze düşmeyecek olanları söyleyeyim. Benden sadece bir yaş büyük. Ruhen, olduğundan da büyük gösteren adamlardan. Pratik. Set dışında bir hayat olduğuna inananlardan. Damak tadına düşkün. İyi yemek yemeyi seviyor. Abur cubur da. Her şeyi bilenlerden. Mesleğinin işçisi olma ruhunu hiç yitirmemiş. Öğrenme merakını da.. "Limon asittir" cümlesini çürütürken de, oyuncuya mizansen verirken de tevazu sahibi. Öğreten adam değil.

Rejisör koltuğu yalan söylemez. Tamı tamına bir "Mustafa'da hayat var, tadını çıkar" adamı. Neşeli, güler yüzlü, yumuşak görünümlü fakat net otorite sahibi olanlardan.



* Lafı aldım, yazıya başlık yapacağım..
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER