Merhaba,
Bildiğiniz gibi
gerçek Rüya Gibi 3. bilemedin 6. bölümde ölmüş, sonraki bölümlerde yerine Yossi
Kohen geçmiştir.
Kötü bir final
öngördüğümü söylemiştim ama bu kadar kötüsünü düşünememiştim, özellikle eski
günlerden esintiler sunan geçen haftaki bölümden sonra. Biraz karışık hisler
içindeyim ama toparlayacağız. Öncelikle finali bir miktar gömeceğim müsaadenizle.
Bakın bu gömüş bilinç akışı tekniğiyle herhangi bir kronoloji yahut mantık
silsilesi gözetmeksizin olabilir, zira neresinden tutsan elinde kalıyordu.
Dakika 0 gol 0. Cold
open mıydı o? Sebebi neydi ki?
Bu üçlü çok güçlü
Masraf olmasın
diye tek mekan kalan (kulübeyi saymıyorum oranın kirası yoktur herhalde) otelin
kirasını çıkarmak için her metrekaresinden yararlanılması? Otelleri severim ama
bildiğin midem bulandı yüksek tavan ve camdan dışarıyı kesen insan görmekten. Bornozlu
Hayriyeler (genel olarak Hayriyeler), bindallılı Elalar, şerbetçi Meteler filan bunlara o otelde o kadar gerek yoktu ki.
"Sadece aşkı anlasan yeter." demişti abisi
Paralarının bir
kısmı yandı diye Fiko’yu evinden yurdundan eden, Tarık’ı mezara sokan Emir
Baran’ın aynı paralarının Hayriye öncülüğünde sütyen ve donlara sokuşturularak
kaçırılması operasyonu. Komik bile değil. Tatsız. Onları kameradan tepkisizce
izleyen Muhittin ve Aras. Manasız. Boksör Aras’ın aşırı amatör düvüş sahnesi.
Keyifsiz. Yine Aras’ın kendisine üç beden büyük gelen montu, zevksiz. Üç yıl
sonra mapustan çıktığında girdiğindeki montla gördüğümüz Emir, renksiz (ilk
bölümlerdeki Emir’i hatırlatan tek şeyin şık saati olması). Okan’la cıvık cıvık
dalga geçip zorbalayan Efe’den bir anda Aydan’a hülyalı hülyalı bakan Emir’e
kesen kurgucu, sürprizsiz.
Fakat asıl aşk onlardaydı. ^^
Emir’den zaten
bir şey duyamadık da (genel olarak Emir’in cümle sayısı çok sınırlı kaldı zaten,
bu ses tonu ve diksiyonda bir oyuncuya sahip bir dizi için what a concept)
Aydan’ın Emir’e aşkını en alakasız insanlara anlatıp durması. Emir de diyo ki
bundan sonra başka şeyler konuşacağız. Dude, genel olarak pek konuşamıyorsunuz
zaten. Sen 3 yıl sonra hayatının aşkına kavuşmuşsun, nasılsın bile demiyon, bir
kuru seni özledim. Teknede konuşmuşsunuzdur tabii de onu da biz göremiyoruz
başka şeyler gösterilmesi için inat edilmesinden ötürü sanırım. Bu arada o
öpüşme sahnesi de keşke çekilmeseymiş. En azından hiç öpüşemeden biten çift
filan diye namınız olurdu. AyMir Tarabya’dayken yönetmen Beşiktaş’tan çekmiş gibi
hissettiren bir sekans. Yalandan. Şerefsiz kelimesinin bile biplendiği bu
dizide sansüre doyduk elhamdülillah.
Son bakış
Şerefsiz
demişken, şerefsizleri alt edip adsız-sansız kahraman olma hikayesi güzel de,
Emir niye o şerefsizlerin içindeydi o zaman baştan beri? Çoğu kişi istemese de,
istihbarat-özel görevli filan çıksa çok daha mantıklı olacaktı son gelinen
durumda. Sonuç olarak bir şekilde hapse girmeden de aklanır gibiydi, Efe’yi
kurtardı, Boris’i (kendisinin ne ara bu kadar mühim bir şahsiyet olduğunu da
anlayamadık) paket etti, paraları teslim etti. Ama yine de karanlık işler
yapanların cezasını çekmesi gerektiği mesajı dizilerimizde az rastlanan bir
şeydi. O yüzden takdir edilesi. Tabii ilk başta tanıdığımız Emir Baran’ın bu
noktaya gelişini de her şeyin ışık hızıyla geçiştirilmesi sonucu tam
anlayamadık, aşktan deyip geçtik.
Durduğu yerde mülk sahibi olan lavuk
Emir’i hapse
yolladıktan sonra yaşanan birbirinden tuhaf olaylar: ÇAF’ın twitter’daki Rüya
Gibi enayilerine dördüncü duvarı yıkarak verdiği dijital filan yok boşuna
uğraşmayın mesajı (bu sahnenin viral olup bambaşka yerlere çekilmesi de ayrı
bir saçmalık yaşattı). Emir onlar için mapus damlarında çürürken bornozlarıyla
havuz başında göbek atan kadınlar, kadınlarımız. Bunca bölümdür bizi sinir hastası
yapan Hayriye, Ela ve Mete’nin bir anda melaike kesilip tüm günahlarından azade
hale gelişleri. Yasemin (ki o da rehabilitasyon merkezinde filan olması
gerekirken yeni bir ilişkiye yelken açmış şekilde gösterildi) hariç bütün
ekibin aynı masa etrafında toplanıp Aydan’ın açtığı yolda, gösterdiği hedefe yürümesi.
Mutlu son göstermek için teletubbies evreni gibi bir şey yaratmaya gerek yok
diye düşünüyorum. Bir de zaman kavramı iyice şaşmıştı bu bölüm. Korsanlar
tarafından rehin alınan Hikmet’e yat aldık mı alacak mıyız? Aydan daha önce mektuplaştığından
ve ziyaretine gittiğinden emin olduğumuz Emir’e 3 yıl sonra şu haberi veriyor: Fiko’nun
ikizleri oldu. Bacım çocuklar askere gidecek yaşa gelmiş.

Son defa ÇAF
Neyse işte bunları
yazmaktan da sıkıldım açıkçası, düşündükçe daha fazla saçmalık geliyor aklıma.
Son olarak AyMir’in teknedeki vuslatından sonra araya giren bambaşka dizi
sahnesine değineceğim. Sanırım dizinin başlarında çekilen bir tanıtım
sahnesiydi bu, parça artıran usta gibi, elimizde kalmasın araya sıkıştıralım
demişler sanki. O kadar olmamış ki o kadar olur. Karakterlerin saçını, tipini
geçtim, gelinen noktada auraları bile farklı. Hemen sonrasında zaten bir önceki
gece gördüğümüz kıyafetlerle mutlu-mesut otele geliyorlar.
Tamam, buraya kadar
küfretmeden okuduysanız, bölümdeki iyi şeyler:
*Efe-Emir aşkının asla bitmemesi
*EfDem’in çatışma ateşi altındaki aşk itirafı
*Dizinin nikah masasında bitmemesi
*Çido’nun çatışma sonrası Emir’e sarılıp güldürmesi
*Sevda’nın avelliği
*”Zaten sanki hep seni beklemiş gibiyim.” repliği
*Seven insanların birbirlerini bekledikleri günleri
hatırlatması
*Didem Madak’ın Pulbiber Mahallesini Tanıyalım şiirinden dizeler
Genel olarak içerde kalanlar:
*Emir’in geçmişi, geleceği, hatta son bölümlerde bizatihi kendisi
(Bu işlere neden girdi? Evleri neden sevmiyordu? Kurtaramadığı kadın kimdi?
Ailem dediği insanlarla nasıl tanıştı? Yardım götürdüğü mahalledeki insanlar
kimdi, onları nereye taşıyacaktı? Hanımelinin kendisinde nasıl bir anısı vardı?
Neden kimseye yaslanamamıştı?)
*Efe’nin hikayesi (Kaybettiği arkadaşı Cenk ve önemi,
Yasemin’le neden sevgili oldu? Kara para çetesindeki isimleri nasıl tek tek çökertti?)
*Çido’nun hikayesi (Ela’yı bu kadar sevmesinin nedeni ne?)
*Aras’ın taktığı asker kolyesinde ismi olan Arda.
*Aydan’ın hıdrellez dileği
*Aydan’ın kurtarmasını beklediğimiz
ama bir anda ortadan kaybolan Zeynep karakteri.
*Emir’in Tarık için düşündüğü güzellikler
ve Aydan’ı Yeldeğirmeni mahallesinin baronesi yapma planı.
*Fiko’nun evinin Emir’de kalması neden
daha hayırlıydı?
*Jenerik
Peki dizi niye tutmadı? Aslında tuttu.
Yani kendisine çok bağlı sadık bir kitlesi oluştu. Ama tabii devam edebilmesi için
reyting cihazı sahiplerinin ilgisine mazhar olması gerekiyordu. Bu olmadı. Teveccüh
gören dizilerin belli olduğu güncel şartlarda olması da sürpriz olurdu. Sezona
geç başlaması, sanırım üçüncü bölümden sonra yönetmen Selim Demirdelen’in genel
yönetmenliğe geçip yerini Çiğdem Bozali ve Barış Erçetin’e bırakması, hikayenin
başta planlandığı gibi ilerlememesi, özellikle düşük reyting ve gün değişimi
sonrası iyice yalpalaması ve nedense yan karakterlere gereğinden fazla sahne
verilmesi, kurgunun stoklu bölümlerde bile kötü olması, müzik kullanımının yanlışlığı, sosyal medya yönetiminin yetersizliği, genel olarak dizinin
tanıtımının yapılamaması, tekrarlarının bile verilmemesi ilk akla gelen
sebepler.
Emir Bey ve Aydan Hanım
Ancak daha önce de yazdığım gibi,
her şeye rağmen ben bu kısa süren rüyanın bir parçası olmayı çok sevdim. En son
Poyraz Karayel izlerken bir diziyi böylesine sahiplenmiştim. Hayatımın bu tuhaf
döneminde Rüya Gibi evreni bana çok iyi geldi. Ekranda zaaflarıyla,
korkularıyla, dertleriyle, neşeleriyle, esprileriyle, hatta evleri, tipleri ve
kıyafetleriyle bize benzeyen insanlar görmek güzeldi. Diziyi izlerken ayrı, twitter’daki
geyikleri okurken ayrı eğlendim. Yapılan edit’lerden şarkılar keşfettim. Başlı
başına Uğur Güneş’i tekrar keşfettim.
Bu sebeplerle harcanan potansiyele
çok üzüldüm. Hazır anlaşması da varken 13 bölüm kendi tasarladığı hikayesini
baştan sona revizeye uğramadan anlatsa nasıl olurdu düşünmeden edemiyorum. Yahut
dijitalde tamamen planlanmış bir akışta olsa. Ya da mesela yazın başlayıp kışa
doğru yürüse. Bu ihtimaller cevapsız kalacak. Rüya Gibi’yi ve sevimli karakterlerini
bu şekilde sevdiğimiz diğer kurgusal dünyaların yanına eklemek dışında
yapabileceğimiz bir şey yok. Sadece özleyeceğiz. Diziden ayrı bir dizi olan
eğlenceli kamera arkalarını da.
Biliyorum, diziden hala haberi
olmayanlar da bir süre sonra keşfedip, ne güzel diziymiş neden bitmiş diye orda
burda yazacaklar. Bu yazılar da o zaman izlerken yorum yapma ihtiyacı içine
girecekler için tarihe not olarak buralarda dursun.
Çokça kalp <3
Emeği geçen herkese tekrar çok
teşekkür ederim. Yolları açık olsun.
Bir daha en azından tamamen bitmeden
bir konvansiyonel tv dizisi takip etmeyi düşünmüyorum. Ama bu ekiple daha güzel
işlerde karşılaşmak dileğiyle.
Sevgiler.