Zeytin Ağacı ile şifalanmak

Zeytin Ağacı ile şifalanmak
2022’de ilk sezonu vizyona giren Zeytin Ağacı 3. sezonuyla hikayesini tamamlıyor.

Ada (Tuba Büyüküstün), Leyla (Seda Bakan) ve Sevgi’nin (Boncuk Yılmaz) hikâyesi bu sezon içimizi burkarak nihayete eriyor. Nuran Evren Şit’in proje tasarımını ve senaryosunu üstlendiği, yönetmen koltuğunda Burcu Alptekin ve Erdem Tepegöz’ün oturduğu dizi Netflix Top 10 listesinde başı çekiyor.

Aile bağları, yaslar, geçmiş, ilişkiler ve biz…

Bu kadar sorunun içinde ‘’şifalanmak’’ için ne yapıyoruz? Aslında bu soruya kendince dramatik bir cevap veriyor Zeytin Ağacı. Ada, Sevgi ve Leyla’nın ‘’rakı balık Ayvalık’’ mottosuyla çıktıkları yolculuk aynı zamanda kendi içlerine dönüş için de bir fırsata eviriliyor.

Türkiye’de her ne kadar pek bilinmese de ‘’aile dizimi’’ olgusunu merkezine alan dizi, aslında şunu diyor: Nasıl şifalanırız? Nasıl iyileşiriz? Bu mümkün mü?

Dizi seyircisine ‘’iyileşme’’ vaat ettiği için her karakterin müspet bir finale ulaştığını görüyoruz. Elbette bu nokta ‘’inandırıcılık’’ ve ‘’gerçekçilik’’ gibi kıstasları zorlasa da, sinemanın ‘’masalsı atmosferi’’ne gayet uygun bir şablon sunuyor.

‘’Tasavvuf’’, ‘’mistisisizm’’, ‘’spritüelizm’’, gibi temalar Atiye gibi yapımlarda da işlenmişti. Zeytin Ağacı’nı hepsinden ayıran şey belki de samimiyeti. Doğallık ve yalınlık belki de. O yüzden evimizden bir misafiri ağırlamış gibi tamamladık son sezonu da. Bu sezonda Zaman Bey’in (Fırat Tanış) olmaması beni üzse de onun şifacı rolünü Ada’nın üstlenmesi, kendine bir klinik açması hikâyeyi tamamlıyor aslında.

Ayvalık’ın o muhteşem atmosferi… Evler, dar sokaklar, deniz, zeytinlikler, Cunda, Ege insanı… Kısacası Ayvalık tüm güzelliğiyle hikâyeyi inanılmaz yükseltiyor. Ayrıca dizide kullanılan dekor, güneş gözlükleri, biblolar, eşyalar, kısacası sanat yönetimi de gayet başarılı. Hele Leyla’nın kıyafetleri. ^^

Herkes kendince bir sevme nedeni bulabilir bu dizi için. Benim en çok dikkatimi çeken çokça ihtiyacımız olan ‘’şifalanmak’’ meselesine kafayı takması. Modern tıbbın yetmediği yerde daha spiritüel inanışlar, plasebo etkisi, vs. vs. Yöntem ne olursa olsun şifayı arama sürecimiz bizi büyütmüyor mu? Hele kendi aile bağlarımızdan gelen blokajların önümüzü tıkaması?

Örneğin Sevgi’nin hastalığının kökenlerinden biri, Ada’nın hep yanlış adamlara yönelmesi. Tüm bunların tesadüf olmadığını ve çeşitli bilimsel argümanların da açıklamada yetersiz kalması belki bu ‘’aile dizimi’’ (ataların izinde) meselesinin daha çok gündeme gelmesini sağlayabilir. Belki de kişisel şifalanma sürecimize katkı sağlayabilir, farkındalığımız artabilir.

Şüphesiz dizinin dayandığı temalardan biri de kadın dayanışması. Yaratıcı ekibin kadınlardan oluşması, ana castın kadınlara ayrılması bir kadın hikayesi eşliğinde şifalanma sürecini seyretmemiz açısından gayet tabii mühim. Bu yüzden bu denli samimi bir iş ortaya çıktı.

Daha önce seyretmeyenler, ya da son sezonu bekleyenler için spoiler vermemeye çalıştım. 

‘’Hayat’’a katkısı olsun!...
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER