Televizyonda izlediğim son dizi Söz’dü. Bir süre bölüm
yorumu da yazdım. Sonra iş güç derken uzun soluklu dizi takip etmem mümkün
olmadı. Ta ki geçen yıla kadar… Başlarda Uzak Şehir hiç ilgimi çekmemişti.
Aşiret işi işte deyip geçmiştim. Zamanla çevremde herkes Uzak Şehir’den
bahsetmeye başladı. Bölüm günlerinde evden çıkmayan, misafir kabul etmeyen
hatta bölüm izlemek için özel hazırlık yapan arkadaşlarım olduğunu fark ettim.
Herkes heyecanla Alya ve Cihan çiftinden bahsediyordu ve klasik bir aşiret
dizisinden farklı olduğunu söylüyordu.
Daha sonra sosyal medyada editler görmeye başladım.
Özellikle dizide kullanılan müziklerle yapılan bir edit nedeniyle diziyi
izlemeye başladım. Yani Uzak Şehir beni zengin müzik repertuvarıyla yakaladı.
İnsanların niye bu diziyi sevdiğini daha iyi anlamaya başladım. Alya ve Cihan’ı
oynayan Ozan Akbaba ve Sinem Ünsal’ın uyumunu, aralarındaki enerjiyi fark
etmemek imkansız gibi bir şeydi. Bugün bu yazıyı yazma sebebim ise çok sevdiğim
bir işe artık katlanamadığım için veda etmek istemem. Veda etmeden önce hislerimi
paylaşmak istedim belki de.
Aslında ikinci sezon için çok umutluydum. İlk sezon
finalinde Alya ve Cihan birbirlerine adım atmış ve bölüm bitmişti. İkinci sezon
afiş çekimlerinde de sadece Alya ve Cihan yer aldığı için hikayelerinin ilmek
ilmek işleneceğini, hikâyenin ikiliye odaklanacağını umut etmiştim. Ancak
ikinci sezon maalesef hayal kırıklığı oldu.

Boran’ı diriltmek bu sezon yapılan en büyük hata oldu.
Birçok insanın da benimle aynı fikirde olduğunu sosyal medyadan görebiliyorum.
Evet, Cihan ve Alya Boran yüzünden vicdan azabı çekmeliydi. Ama bunun için
Boran’ın dirilmesine kesinlikle gerek yoktu. Flashbacklerle hatta rüyalarla bu
süreci işleyebilirler Burç Kümbetlioğlu konuk oyuncu olabilirdi. Cihan ile
Boran’ın geçmişini, Alya ve Boran’ın evlilik hayatlarını flashbacklerle görmeyi
tercih ederdim. Üstelik bu sahneler hikayeye hizmet ederdi. Bu süreç içerisinde
kendileri ile savaşan ama uzak duramayan, yavaş yavaş birbirine yaklaşan,
kültür farklılıkları ile baş etmeye çalışan, ara sıra kavga eden ama her
zorluğu birlikte aşan Cihan ve Alya izlemeyi koca sezona tercih ederdim.
Boran’ın dirilmesi ana hikayeye katkı sağlamadı. Hadi
dirildi. İnsanlar bölümlerce bir an önce hikayesi sonuçlansın, Cihan ile Alya
vicdan azabından kurtulsun ve karakter çıksın diye bekledi. Ne seyircinin
isteği dikkate alındı ne de koca sezon bitmesine rağmen Boran hikayesini işleyebildiler.
Önce “Alya benim garım” diye bağıran, sonra da Deniz üzerinden
kötülüklerine devam eden bir karakter olmaktan öteye geçmedi. Ecmel’in niye
Boran’ı öldürmeye çalıştığını bile öğrenemedik. İlk sezon Ecmel öğrenirse diye
korkulan Boran gerçeği bile “aaaa öyle mi” denilerek geçildi. Korkulduğu
gibi kötü şeyler yaşanmadı. İlk bölümde Boran’ın çektiği video bile ikinci
sezona bedeldi. Bıraksaydınız da Deniz’in babası, hikâyenin başlama nedeni
olarak kalsaydı. Dirilterek bir hata yapıldı. İnsanlar isyan etti. Bu hikâyeyi
bu kadar uzatmanın ne gereği vardı?
Mesela Vurgun… Boran’ın Alya ile vatandaşlık için
evlendiğini söyledi. Seyircinin ağzına bir parmak bal çalındı. Eee? Bunu
başrollerimiz bile öğrenmeyecekse, boşanma davası yahut velayet davası için
kullanılmayacaksa bu bilgi ne işe yaradı? “Boran kötü adam” diyelim
mutlu olup susalım diye mi yazıldı o sahne? Bölümlerce rol alan Vurgun hiçbir
şey anlatmadan niye öldü? Üstelik karakteri öldüren Boran iken bu hususu da
velayet için kullanamadılar. O zaman soruyorum bu adam niye Mardin’e geldi?
Bıraksaydınız İstanbul’da. Biri bana Vurgun’un vasfını açıklayabilir mi mesela?

Velayet meselesi ise ayrı saçmalıktı. Boran hakkında cinayet
davası var. Tutuksuz yargılanma kararı çıktı diye o dosya kapanmıyor
arkadaşlar. Cinayetle yargılanan ve kendini ölü gösteren bir adama hangi hâkim
çocuk verir? Üstelik Deniz henüz 6 yaşında. Yani anne bakımına muhtaç… Alya
Deniz’e zarar vermedikçe, bakımını ihmal etmedikten sonra hiçbir hâkim velayeti
Alya’dan alıp Boran’a vermezdi. Bunu fark ettiklerinde de zorlama senaryolarla
Alya’nın velayeti kaybetmesine zemin hazırladılar.
Boran’ın Alya’dan şikayetçi olduğu olay da yalancı şahitle
çözüldü zaten ama ne hikmetse Alya çocuğu kaçırdıktan sonra (!) Hayır sırf
meraktan soruyorum. Tır zaten Albora ailesine aitti. Cihan’dan Nare’ye,
Nare’den Şahin’e kadar herkes oradaydı jandarma geldiğinde. “Biz yemekteydik,
tır şoförü aradı sorun olmuş, hep birlikte gelmek zorunda kaldık, çocuk kaçırma
söz konusu değil” demek niye kimsenin aklına gelmedi? Niye saf gibi “aa
evet kaçıyorduk” dediniz? İlk sezonun olayları çat çat çözen Cihan’ı,
fotoğraftaki el detayından Cihan’ın Mine ile ilişkisi olduğu anlayan Alya
zekasını niye yok ettiniz? Zekalarını kullanarak kötü olaylardan kurtulsalar ve
ters köşeler izlesek sizce de seyir zevki artmaz mı? Hep ağlamak zorunda mıyız?
Boran Alya’yı kaçırdı, Cihan’ın arabasına çarptı, kazadan
sonra ölüme terk etti. Bu sahneleri izlemek keyifliydi, dram yükü yerindeydi.
Eee, bu olay neye hizmet etti? Hiçbir şeye… Çünkü bizim çok akıllı
karakterlerimiz Boran’dan şikayetçi olmadığı gibi bunu velayet dosyasına
sunmayı da akıl edemediler. Erol boşanma avukatı değil biliyorum da bunları
düşünmek için boşanma alanında çalışmaya da gerek yok zaten. Temel hukuk
bilgisi hatta mantık kuralları yeterli…
Üstelik Alya’nın velayet konusundaki tepkileri de çok
abartılıydı. Ya zaten Boran’a çocuğu bıraksanız en fazla bir hafta sonra
bakamıyorum deyip getirirdi. Alya ve Cihan kahrolup saçmaladıkça Boran bu
konuda üstlerine gitti. Sanki Boran velayeti alsa ne olacaktı? Çocuğa zarar
verecek hali yok. Götürdüğü evde Nare var. Alya’nın çocuğu görme hakkı var.
Boran Deniz’in babası olduğuna göre halüsinasyon görecek kadar neyi büyüttünüz
bu kadar? Üzülmesini anlıyorum ama korkunun büyüklüğü gerçekçi değildi bana
kalırsa. Bu kadar korkup saçma hatalar yapacaklarına davaya odaklanıp plan
yapsalardı daha mantıklı olurdu.
Boran’ın velayet için Cihan’la evlenme şartı da saçmaydı.
Velayet davalarında çocuğun yetişeceği ortam önemlidir. Anne başkası ile bile
olsa evliyse, çocuğa aile ortamı sunabilecekse bu durumu hakim mutlaka
değerlendirir. Bekar ve çocuğuna tek başına bakamayacak bir babaya velayet
verilmesi ilk tercih olmaz. Dram çıkaralım derken mantık ve hukuk kurallarını o
kadar zorladılar ki bir avukat olarak sinir krizleri içerisinde izlediğim
sahneler oldu.
Avukat demişken bir diğer komik bulduğum durumda
karakterlerin sürekli adliye ve karakolda olması. Ben bu kadar gitmiyorum
Adliye’ye arkadaş. Ne yapıyorsunuz Allah aşkına? Boran ve velayet olayını çok
uzattım ama son bir sözle olayı kapatıyorum. Koca sezon velayet, Boran’ın Alya
benim karım böğürmeleri, seyirciye sus payı verilen birkaç sahne ile heba oldu.
Tebrik ediyorum bir sezon ancak bu kadar boşa harcanabilirdi.

Gelelim Cihal’e temas yazılmamasına… AB grubun en rahatsız
olduğu olaya… Alya ve Cihan arasında inanılmaz bir uyum olduğu aşikâr. Bin kere
partner olsalar bin kere de izlerim. Ama bu sezon cidden asker arkadaşı gibi
yazmaya başladınız. En son öpüşme sahnesinin üzerinden 30 bölüm filan geçti
sanırım. Yahu bu adamlar aşık ve evliydi hani. Hiç mi birbirlerini
arzulamıyorlar? Ki hislerini itiraf edene kadar cinsel gerilim tavandı
aralarında. Ne oldu da 90lık nene dedelere bağladınız? Hayır diğer çiftler de
aynı olsa anlayacağım da Cihal’ gelince niye uzak tutuyorsunuz? Birbirlerini
yanaklarından öpmeleri bile kaç bölüm sürdü? Zaten sahneleri az bir de asker
arkadaşı gibi enseye tokat yazarsanız biz aşklarını nasıl hissedeceğiz? Bu
insanlar yetişkin ve birbirlerine aşıklar. Yeni kavuşan bir çifti bu kadar uzak
yazmak hangi arzın talebi, hangi gerçeklik algısının sonucu?
Vuslat sahnesini ben çok beğendim mesela. Ama tek bir eksik
vardı öpüşme. Karakterleri öpüşmeden vuslat çeken ilk yapımsınız tebrikler. O
sahne işleyiş olarak çok güzeldi. Ama herkes sahnenin sonuna kadar öp artık be
adam diyerek bekledi. Öpücük gelmeyince internet özel gelecek diye beklenildi o
da olmadı. Çok emin olarak söylüyorum kısa da olsa bir öpüşme olsaydı internet
özel diye de ortalık inlemeyecekti, o sahne eleştiri de almayacaktı. Hadi
öpüştürmediniz cidden sabahına Boran hakkında konuşmak ne? İlk kez birlikte
olmuşsunuz başka konu mu yok??? Sonra asker arkadaşı denilince kızıyorlar bir
de. Çift dinamiğini öldüren sizsiniz yani.
Bu sezon Sinem Ünsal da Ozan Akbaba’da setten paylaşım
yapmıyor. Hatta paylaşımları epey azaldı. Bunların sebebinin fanların reel
olarak oyuncuları yakıştırması, bu konuda ileri giden insanlar olduğunun
farkındayım. Özel hayata dair yorum yapılmasını da asla doğru bulmuyorum. Ama
bana kalırsa bu olayın zıvanadan çıkma sebebi de Cihal hikayesinin verilmemesi…
Oyuncular arasındaki uyum asla yadsınamaz. Cihal sahneleri doyurucu ve yeterli
olsaydı, Cihal ekran süresi düşürülmesiydi bence özel hayata da bu kadar
sarılmayacaktı. İnsanlar Cihal için konuşacak sahne bulamayınca oyuncuların
yakışması üzerine konuşmaya başlandı ve hadler aşıldı. Oyuncuların da
kendilerini geri çekmesiyle bu iddiaları atanlar güç buldu bence.
Yargı zamanı Pınar Deniz ve Kaan Urgancıoğlu’da aynı
muameleye maruz kalmıştı. Onların da ikinci partnerliğiydi ve çok
yakıştırılıyorlardı. Ama Yargı’da Ilgaz ve Ceylin ile o kadar tatmin olunuyordu
ki asla bu kadar büyümemişti olay. Oyuncular da gülüp geçmiş, paylaşımlara vs
devam etmişlerdi. Bence burada süreç çok yanlış yürütüldü Cihal sahneleri
yeterli dozda olsaydı özel hayatları bu kadar göz önüne gelmezdi insanlar
diziyi konuşmaya devam ederlerdi. İlk sezon tekrar tekrar izlediğim Cihal
sahneleri olurdu. Bu sezon bölümü takip etmeye dayanamıyorum ve tekrar
izlediğim sahne yok. Şimdiyse dizi o kadar boşaltıldı ki kimse diziyi
konuşmuyor ama Ozan ile Sinem arasındaki uyumu da görmezden gelemiyor.
Yazı devam ediyor...