Yan Yana: Veyahut dışavurumcu bir yazı

Yan Yana: Veyahut dışavurumcu bir yazı
— İnsanlar neden sanatla ilgilenir biliyor musun Ferruh?
— Biliyorum abi.
— Sanat dünyada geçirdiğimiz zamanın tek izidir de ondan.
 
Yazmayalı bir seneyi geçti. Geri dönüş yapmak istiyordum ve Yan Yana’nın Netflix’te yayınlanması bu günlerde çok güzel vesile oldu buna.
 
Son senelerde eskiye nazaran pek iyi filmlerin, dizilerin gelmemesi; iyi dediklerimizin de ancak "eh işte" kıvamında kalmasına karşın Yan Yana, son yılların en temiz ve 2,5 saatlik süresine rağmen hiç sıkılmadan kendini izleten yapımı olmuş. Emeği geçen herkesi tebrik ederim.
  
Pik nokta
 
Filmin genel havası dediğim gibi beni hiç sıkmadı. "Hadi durdurayım" ya da "Bitse de gitsek" dedirtmedi. Filmin uyarlandığı orijinal yapımı izlemedim ama yorumlardan çok başarılı bir uyarlama olduğunu duymuştum; uyarlandığı filmin fragmanını ve bazı kesitlerini izlediğimde o orijinal atmosferin Türkiye şartlarına çok iyi yedirildiğini ben de fark ettim.
 
Hikâye yapısı olarak baktığımızda; olayların serim, düğüm ve çözüm evrelerinde, serim kısmının zirve noktası (pik noktası) bana biraz yetersiz geldi. O noktanın doyuruculuğu konusunda biraz "aç kaldım" diyebilirim. O tırmanışın bir tık daha uzatılmasını, gelişme bölümündeki o kırılmanın daha güçlü hissettirilmesini beklerdim. Bazı kısımlar fazla hızlı geçilmiş gibi geldi. "Eksik" diyemem ama giriş ve gelişmenin ilk kısmından biraz kısıp, o zirve noktasına daha sağlam varılabilirdi.
 
Seyirci ile bütünleşme
 
Bazı anlatılarda boşluklar bırakılır, film bu boşlukları bilinçli olarak seyirciye bırakarak bir yol izler, seyirciyi daha çok oyuna katar. Bu filmden sonra yaklaşık on yıl önce izlediğim 2003 yapımı Holes/Kuyu filmini hatırladım. O da dediğim üzere boşluklu ilerliyor ve "Sen bağla, sen anla" diyordu. Hatta -yanlış hatırlamıyorsam- bunu filmin sonunda direkt seyirciye bıraktıklarını vurgulamışlardı. Yan Yana’da da bu dediğim şeye rastladım aslında. Mesela Ferruh'un evlatlık verilmesi ve onu büyüten kişiyle olan bağı gösterildi ama bu konu tam bir yere bağlanmadı. Refik ve kızı arasında bir tane bile diyalog hatırlamıyorum; oradan bir şey bekledim ama altı boş kaldı sanırken aslında seyirciye bırakıldı gibi hissettim yine. Ferruh’un kardeşinin mafyatik tiplerle takılması, sonlara doğru dayak yemesi gibi olaylar da finalde bir yere evrilmedi. Keza diğer karakterler de hiç öne çıkmadan az çok bir yere vardı. Aslında bu boşluklar, bizi ana odaktan koparmamak adına bilinçli bırakılmış gibi duruyor bir bakıma da. İster ana olayı yan olaylarla boğmamış olsunlar ister seyirciye bırakmamış, bu kesinlikle senaryonun netliğini ortaya kokuyor.
 
Bir usta bir gelecek
 
Oyunculara bakacak olursa; Haluk Bilginer için zaten diyecek bir sözüm yok, saygılar. Ancak kendisi çok fazla projede yer aldığı için "Acaba başka biri mi olsaydı?" diye düşünmüştüm ilk haberi duyduğumda. Fakat partnerinin Feyyaz Yiğit olacağı gerçeği dank edince o düşüncem tamamen kayboldu. Çünkü ikisini aynı filmde izlemek çok değerliydi. Ve filmi izledikten sonra zaten başka birileri olmamış iyi ki, dedim.
 
Feyyaz Yiğit'e gelecek olursak; Ölümlü Dünya’daki Serbest, ardından Cinayet Süsü’ndeki o ilginç tiplemesi ve sonrasında Gibi’deki Yılmaz karakteriyle zirve yapması, ondan sonraki projeleri için beklenti oluşturuyordu ki hâlâ devam ediyor.
 
Feyyaz Yiğit’in kendine has bir komedi kalıbı var. Kimileri bunu abartılı bulabilir ama bence bu, Türkiye’nin çok iyi oyuncularından, yazarlarından, komedyenlerinden biri olma yolunda olduğunu kanıtlayan bir gösterge.
 
Aslında kendisinin temeli çok sağlam, bir anda ortaya çıkmış biri değil; arka planda hep var olan biriydi. Ben onu sadece dizi-film ile değil, YouTube’daki veya herhangi bir yerdeki röportajları ve içerikleriyle de takip eden biriyim (gerçi onu Ölümlü Dünya ile tanımış olmam benim eksikliğimdir).
 
Feyyaz Yiğit, bence bu rol için en doğru isimdi. Oynadığı karaktere seni inandırıyor; Yılmaz'ken Yılmaz'a, Serbest'ken Serbest'e, Ferruh'ken Ferruh'a... Hepsinde kendinden bir parça yansıtarak karakteri ete kemiğe büründürüyor.
 
 
Sözün özü; tekrardan herkesin eline, emeğine sağlık. Tertemiz, güldüren, vermek istediği duyguyu geçiren ve anlatmak istediğini anlatan bir film olmuş…
 
Okuduğunuz için teşekkürler,
 
Naim.
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER