Uzak Şehir: Uzak değil, heba ve inat şehir

Deniz ve Cihan ilişkisi… İlk sezon en sevdiğim kısımlardı. Deniz’in Cihan’ı baba olarak kabullenmesi, aralarındaki sımsıcak ilişki… Boran hikayesinden sonra o da saçmaladı. Bu sezon bir iki sahne dışında hatırladığım güzel sahne yok. Deniz’in doğum günü kutlanmadı, Cihan’ın doğum gününü Deniz kutlamadı. Ben Cihan’ın doğum gününü Alya ve Deniz ile yani ailece kutlamalarını isterdim mesela. Fanlarında en merakla beklediği şey Cihan’ın doğum günüydü ilk sezondan beri. Deniz niye yoktu?

Deniz’in bocalamasına lafım yok. Sonuç olarak babası Boran. Cihan’dan vazgeçmemesine de sevindim. Ama fark ettiniz mi Cihan oğlum demiyor artık. En fazla kurban diyor ki o bile azaldı. Ben Cihan ve Deniz’i daha fazla izlemek isterdim. Mesela Alya Deniz’e Cihan dedi bir iki kez. Cihan’ın da Deniz ismini kullanmasını, Alya’nın mutlu olduğunu görmeyi isterdim. Ama olamadı. Aslında istediğimiz büyük olaylar değil. Alya ve Cihan hikayesinin güzelliği her zaman küçük nüanslar da, kendilerine has detaylarda gizliydi. Bunun devam etmesini istemiştik ama olamadı.

Cihan Albora… Bu adamın aşiret reisi olduğundan emin miyiz? Mesela köyde nasıl tanımazlar bu adamı? Aşiret ağasının evi yol geçen hanı mı ki sürekli köylü basıyor? Güya Cihan korkulan ve saygı duyulan biri. Biz niye göremiyoruz? Anası, danası, köylüsü kimse Cihan’dan çekinmiyor bence. Özellikle ikinci sezon Cihan aşırı pasif yazıldı. Hiçbir olayı çözemeyen, sürekli başarısız olan, sevkiyatları basılan bir adamın güçlü olduğuna nasıl inanmamızı bekliyorsunuz? Cihan’a daha ne kadar ve neleri kaybettirmeyi düşünüyorsunuz? Klasik aşiret dizisine dönün demiyorum ama yeter demekten başka vasfı olmayan bir adam da yazmayın Allah aşkına. Cihan’ın kontrolü elinde tuttuğu, yaptığı planların işe yaradığı bölümler izlemek istiyor insanlar.



Meryem… İkinci sezon Boran dirilmeseydi Meryem hikayesi daha katlanılabilir olabilirdi. Ama insanlar Boran’ın olmayan hikayesinden o kadar sıkıldı ki kimsenin Meryem’e merakı ya da sabrı kalmadı. Haftalarca Boran çıkacak Alya Cihan izleyeceğiz diye umut eden seyirciye Boran’ı çıkarmadan Meryem sürprizi yapmak reva mıydı? Meryem’in döneceğini herkes biliyordu ve bekliyordu. Hatta ilk sezon en çok konuşulan konu buydu. Cihan’ın tek aşkım dediği kadınla olan hikayenin çözülmesi gerekliydi. Boran hikayesi hiç yazılmasaydı, Alya ve Cihan birbirlerine ve evliliğe biraz daha alıştıktan, biz güzel sahneler izledikten sonra Meryem gelseydi tadından yenmezdi. Alya’nın kıskançlıklarını, Cihan’ın Alya’yı ikna çabalarını izlemek çok güzel olurdu. Ama gelinen noktada “öfff bir Meryem eksikti” demekten öteye geçemedi. Yani hikâyeyi açalım derken hikayenin altına dinamit döşediler.

Bir de çocuk mevzusu çıkmış. Meryem’in çocuğu Cihan’dan çıkacak deniyor. Yapmazlar diyemiyorum benim de yapıma güvenim sıfırın altında bu konuda. Dileğim şu ki yapmasınlar. Biz bu hikâyeyi Mine ‘de izledik zaten. Aynı şeyi temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp önümüze koymayın. Cihan’ın niye herkesten çocuğu var yahu? Mine ve çocuk hikayesini bile çocuğu Cihan’a öldürtüp saçma şekilde bitirdiniz zaten. İkinci bir çocuk dramına hiç ihtiyaç yok. Ayrıca bunlar düğün günü ayrılmadı mı? Birlikte olmamış olsunlar ne var yani? Alya’yı sürekli kıskanan Cihan’a harem kurmaktan vazgeçin Allah aşkına!
Bir diğer sorun ise Sadakat’in karakter gelişimi göstermemesi… Kadın yapıyor yapıyor, iki ağlıyor, sonra yine Boran’ım türküsüne dönüyor. Saf kötü mü, iyiye mi evrilecek bence kendileri de karar veremedi. Sonuç ise dengesiz davranan biri oldu. Gonca Cilasun bence efsane oynuyor. Ona kesinlikle lafım yok ama Sadakat çok dengesiz ve katlanılamaz hale geldi.

İzleyici ile bu kadar inatlaşan hatırladığım tek dizi var Hudutsuz Sevda… Onun izleyicileri de başroller kavuşsun diye yırtındılar ama inatla kavuşturmadılar. Sonra da saçma bir finalle bitti dizi. Birkaç bölümüne bakmıştım. Efsane olabilecek bir diziyi batırmışlardı. Uzak Şehir de maalesef o yolda son sürat ilerliyor. Seyirci ile inatlaşmanın hayır getirmediğini de sürekli düşen reytingler gösteriyordur sanırım.

Ayrıca youtube izlenmeleri de düştü. Önceden bölüm Türkiye’ye kapalıyken bile yayınlanmasından birkaç saat sonra milyon sınırını aşardı. Şimdi bölüm biter bitmez Türkiye yayını da açılmasına rağmen milyon sınırı ancak 1 – 2 gün içerisinde geçilebiliyor. Toplam izlenme eskisine göre düşük kalmaya da devam ediyor. Özellikle 3.fragman da Cihal olduğundan alarm kurup kalkanlar vardı pazartesi günleri. O heyecandan da eser kalmadı maalesef.



Seyirci ile inat meselesine örnek olarak; Cihan’ın hangi bölümden mezun olduğu çok merak ediliyordu. Hukuk okuduğuna dair tahminler dolaşıyordu. Bunları sosyal medyadan görmemiş olma ihtimalleri yok. Cihan ilk sezon hukuk bilgisi yüksek bir adamdı. İddet müddeti, anlaşmalı boşanma davalarında protokole imza atmanın yeterli olmadığını bilen biriydi. Üstelik odası hukuk kitapları ile dolu. Biz geçen bölüm Meryem’in hikayesini anlatabilmeleri için Cihan’ın iktisat okuduğunu öğrendik. Üstelik Alya ile bunu konuşmuşlar. Bilin bakalım kim göremedi bu konuşmayı?! Onu da geçiyorum anladık Cihal yazmıyorsunuz. Niye iktisat?

Hukuk okumuş olsa ne değişecekti hikayenizde? Seyirci memnun olsa olmuyor muydu? He bir kitaba yükselmeseydiniz demeyin. Ben avukatım Cihan’daki kitapların bazıları ben de bile yok. Keyif için ya da iş için kimse o kadar teknik hukuki kitap almaz. Şirket işleri için de bir iki alan yeterdi. Ama Cihan’da Anayasa’dan Aile Hukuku’na her alandan kitap var. Seyircinin tahmini tutmasın, ters köşe olsun diye mi yaptınız bilmiyorum ama bu büyük bir olay değildi. Seyirci mutlu edilebilirdi. Cihan’ın sabıkası var. Kimse avukatlık yapmasını beklemiyordu zaten.

Bir diğer beklenen şey de Cihan’ın Alya’ya nasıl hitap edeceğiydi. Cihan çok sevdiği insanlara kurban dediği için ilk sezondan beri Alya’ya kurban demesini bekliyoruz mesela. Ya da çok aşıksınız birbirinize bir canım, sevgilim, hayatım ya da daha yaratıcı bir şey niye duymadık biz hiç? Birçok insan Cihan “hatun mu der yavrum mu” der derken asker arkadaşı gibi isimleri ile hitap ediyorlar sürekli. Telefonlarında hala isimleri ile kayıtlılar. En merak ettiğim durumdu, onu da göremedik maalesef.

İlk sezon Alya “doğum günümde bana tespih al” demişti. Bizim bildiğimiz Cihan bilekliğin yanında bir tespih de alır o konuşmaya atıf yapar eğlenirdi. Ama maalesef senarist bence bunu unuttu. Hiç sözü geçmedi. Ki beklenen bir sahneydi üzücü oldu. İlk sezondan Cihan’ın Alya’ya mırra ısmarlama sözü vardı unutuldu. Cihan Meryem’i anlatırken “Şeyda öldükten sonra gittim” demişti. Bu sezon “Şeyda ile evlenmeden geldim peşinden, seni bulabilsem evlenmezdim” hikayesine dönüldü. Kendi yazıklarınızı siz unutuyorsunuz da izleyici unutmuyor bilginiz olsun.

Cihal’e özel bütün detayların içinden geçildi ne yazık ki. Mesela Anka Kolye… Niye Meryem’e de kolye hikayesi yazarak güzel hatırlanan bir detayı bozdunuz ki? İlk sezon boşanmaya giderken bile parmaklarından çıkmayan o yüzüğü çıkarttırarak niye hikayenin büyüsünü bozdunuz? İlk sezon sevdiğim ayrıntılardan biri de Cihan’ın Alya dışında kimseyi duymaması ama Alya her seslendiğinde cevap vermesiydi. Bu sezon böyle sahneler de yoktu. Cihan’ın Alya’ya herkese davrandığı gibi davranmaması, Alya’nın özel olması hikayeyi özel ve güzel kılıyordu. İlk sezon sadece bu sahnelerden bile ne editler yapılmıştı. Güzel başlayan her detayı hiçe sayıp seyircinin istemediği sahneleri yazma ısrarınız neden?

İkinci sezonun sorunu yazdıkları hiçbir hikâyeyi, hiçbir karakteri bir yere bağlayamamaları, gereksiz hikayeleri çok uzatmaları, seyircinin istediği ve sevdiği sahnelerin yazılmaması, Cihal’in asker arkadaşı gibi yazılması oldu. Koca sezondan 3 – 5 sahne dışında elle tutulur hiçbir şey kalmadı. Reytingler hala 12 bandında. Ama şunu net olarak söylüyorum ki diziye hala devam eden insanlar Cihan Alya uyumu için, belki bir gün düzelir umuduyla sabrediyor. Bu sabrın tükenmek üzere olduğunu da reyting ve izlenmelerden anlamak mümkün. Ben de Alya ve Cihan uyumu için sabretmeye çalışsam da ne yazık ki artık katlanamıyorum. Boran ve Meryem hikayesi sona ererse belki tekrar şans veririm. Ama o zamana kadar “Elveda Uzak Şehir”…

Baya uzun bir yazı oldu. İç dökme seansı gibi. Umarım kimseyi sıkmamışımdır. Bir hatam, kusurum varsa affola. Yorumlarınızı bekliyorum. 

BUNLARI DA SEVERSİN

DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 13
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 12
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 10
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 9
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 8
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 7
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER