Yeraltı: Sen Halide Ceylan Hanoğlu’sun aptallık etme!

Yeraltı: Sen Halide Ceylan Hanoğlu’sun aptallık etme!
Buraya en son Gelsin Hayat Bildiği Gibi dizisi bittiğinde, veda amaçlı bir yazı yazmıştım. Sevdiğim ve bitmesine üzüldüğüm bir diziydi. O yazıda, dizideki Sadi ve Songül karakterlerini çok sevdiğimden ve Songül’e hayat veren Devrim Özkan’ı ilk defa izlediğim halde çok beğendiğimden bahsetmiştim. Ve o kadar beğenmiştim ki, o zaman ilk defa izlediğim Devrim Özkan şimdi Ceylan karakteriyle Yeraltı’na başlama sebebim oldu.

Başlama sebebim o oldu ama daha önce bu tarz diziler izlemiyor da değildim. Ben lisedeyken yayınlanan ve bu dizi başlarken de adı anılan Kurtlar Vadisi’ni severek izlemiştim mesela. Yani belki Devrim için diziye başladım ama ilk bölümü izlediğimde Yeraltı’nı da sevdim. Normalde daha pembe beyaz, tatlı dizileri, filmleri izlemeyi tercih etsem de bunun gibi ajanlar, mafyalar, planlar, çatışmalar içeren işleri izlemeyi de severim. İçimdeki kaos seven tarafı besliyorlar galiba. Gerçi bu dizide aksiyondan ziyade aile yemeği, dondurma, piknik, izdivaç gibi soft sahneler ağırlıkta ama yine de biraz değişik ama mafya dizisi sonuçta. En son öyleydi yani.


Bir de kırmızı var!

Neyse ne diyordum? Kaos seviyorum diyordum. Tabii, ben diziyi Ceylan odaklı izlediğim için onun bu kaosun içinde kalmasını değil de kaosu yaratmasını isterdim o ayrı. İsterdim dediğime de bakmayın hala öyle bir beklentim var aslında. Tamam siyah olsun demiyorum ama beyaz da olmasın şarkıda söylediği gibi kırmızı olsun Ceylanım. Erkek karakterin rengini yansıtmasın kendine ait olan rengi taşısın; yanmayı kendi tercih ediyor, yansın eyvallah ama ortalığı da ateşe versin istiyorum, lütfen!
Tabii yine Ceylan’ın kim olduğunu, nasıl biri olduğunu doğru düzgün izleyebilmek de istiyorum. Mesela on sekiz yaşında ne yapıyordu?

On dokuz yaşında? Yirmi yaşında ne yapıyordu?
Yirmi birinde ne yapıyordu?
Yirmi iki yaşında ne yapıyordu?
Yirmi üç, yirmi dört, yirmi beş? *Barış Arduç’un sesiyle okuyabilirsiniz.

Ne okudu? Ne iş yapıyordu? Ali’yle ne zaman tanıştı? Annesi babası ne iş yapıyordu? Ne zaman öldüler? Halasıyla nerede yaşadılar? Merak ettiğim şey şu, bunlar önemsiz diye mi bilmiyoruz yoksa önemli diye mi? Yani zamanı gelince öğrenecek miyiz yoksa hiç mi bilmeyeceğiz? Konuyla bir alakası var mı demek istiyorum yani. Çünkü şunu anlamam lazım: Ceylan hadi önceden ajan majan değildi diyelim, adamı alnının çatından nasıl öyle vurdu onu da sormayalım ama mesela sevgilisi bayağı katliam yapmışken bunu nasıl kabullenebildi? Hadi adamın bütün anlattıklarının yalan olduğunu yedi ama yahu bu adam tekte on iki kişiyi öldürdü, normal bir kadın bunu kabul eder mi? Öncesinde böyle insanlarla hiç ilgisi olmayan bir kadın o adam hapisten çıksın diye kendini yakar mı? Öyle bir adam hiç çıkamasın istersin normalde. Yanlış mı düşünüyorum? Ceylan mesela düz bankacı bir kadın olsa bu olanları kabullenir miydi? Yani o yüzden ben hala bekliyorum ondan değişik bir hikâye. Boşa beklemiyorumdur inşallah.


Yalıda doğdum evet.

Ceylan’ın madem halasından başka kimsesi yok ve onu da görüp göremeyeceğimiz bile belli değil, ben de kendimi Ceylan’a fahri halası ilan ediyorum. Hala hanım hakkında Ali’yi sevmemesi ve kendi fikrini söylediği halde Ceylan’ın yapacaklarına karışmaması dışında pek bir şey bilmiyoruz ama bu iki özellik de bende mevcut. Hem evladım gibi de severim Ceylan’ı. Demek istiyorum ki, Ceylan’ı savunurken öbürlerinin ağzına etmeyi planlıyorum yani tarafsız olacağıma söz veremiyorum. Belki makul olabilirim. Önceden uyarayım kusura bakılmasın.



Evet, öbürlerine gelecek olursak. Ceylan için beyaz olmasın kırmızı olsun demiştim mesela ama onlara da siyah demiyorum. Bozo da Ali de siyah ya da beyaz değil gri karakterler bence. Ali kendini beyaz sanan, Bozo’ysa siyah olduğunu düşünen bir gri. O yüzden de Bozo’ya tahammülüm Ali’ye nazaran bir parça daha yüksek. Tamam yalan söylemeyeyim epey daha yüksek. Çünkü Ali’ye gıcık oluyorum. Bozo’ya kızmam gereken zamanlar gelse bile yine Ali’ye daha çok gıcık olacağım çünkü bütün bunların sebebi de o.

Ali’yi sevmediğimi söylemiş miydim? Evet, gelelim sebebine. Karakterler iyi de olsalar kötü de olsalar yaptıkları şeylerin bir motivasyonunun olmasını beklerim ben. Başlangıç için Ali’nin bir motivasyonu var. Tamam. Ailesini öldürmüşler, bu da intikam almak istiyor. Hayatını bu intikama adamış hatta. Ona da tamam. Bana uygun bir motivasyon kaynağı değil ama ona uygun. Olabilir. Sorun şu ki, bir sebebinin olması yaptığı şeyi haklı çıkarmıyor. Tehdit edilse, kendi ya da kardeşinin canı tehlikede olsa anlarım ama öyle bir şey de yok. Yaptığı şey keyfi adam öldürmek. Kusura bakmayın ama öyle.

Kimse durup dururken on iki kişiyi öldürüp sonra normal hayatına devam etmeyi bekleyemez. Beklememeli en azından. Ali masum günahsız biri de Yılmaz’ın eline düşüp Bozo’nun yanına zorla yerleştirilmiş değil yani. Kendi etmiş kendi bulmuş. Sadece kendi de bulmamış Ceylan’ı da kız kardeşi Melek’i de peşinden sürüklemiş üstelik. Geçen bölüm Ceylan’ın ağlayarak isyan ettiği hikâye doğruysa eğer tam olarak Ceylan, Ali yüzünden Yılmaz’ın eline düşüp Bozo’nun yanına zorla yerleştirilmiş biri. İşin ilginci de Ali geldiği günden beri Ceylan’ı suçluyor. Hem suçlu hem güçlü anlayacağınız. Egosu Everest Dağı seviyesinde maşallah. Anası yokmuş “âşık olma yanarsın” diye söyleyememiş kızıma maalesef. O Yılmaz da bana hiç anlatmasın, buna eminim ki Ceylan kaçtıkça Bozo’nun tekrar bulmasını sağlayan da kendisidir.
  

Ali beyaz değil de Bozo beyaz mı niye onu seviyorsun diyebilirsiniz. Öncelikle sevmemenin sebebi oluyor ama sevmenin olmuyor pek. Ne bileyim şeytan tüyü var sanki Bozo’da, insanın bir kanı ısınıyor. Sonra şunu söyleyebilirim ki, adam kendinin ne olduğunun farkında. Yunus Emre diyor ya ilim kendin bilmektir diye, adam kendini biliyor ve suçsuz görmüyor. Bozo mafya olduğunu kabul ediyor. Bu da benim hoşuma gidiyor.

Pınar komiser öldürüldüğünde Bozo kardeşi Paşa’yı teselli ederken “sen de birilerini öldürdün, onların da arkasında böyle sevenleri, üzülenleri olduğunu anladın mı şimdi? Bundan sonra unutmazsın bunu” gibi bir şeyler söyledi. Kötü şeyler yapmasını tasvip etmiyorum evet ama yaptıklarının sorumluluğunu almasını da beğeniyorum. Bir de zeki adam. Oxford’da burslu okumuş sonuçta boru değil yani. Onları mutlu gördüğünde ya da Bozo Ceylan’a ömrüm dediğinde Ali’nin kanının çekildiğini görmekten keyif aldığımdan da olabilir tabii.


Çok sevildiğini biliyoruz daha fazla bilgi lazım.


Öyle bakarsın işte!

Sadece zekâsı biraz kafamı karıştırıyor. Ceylan’ın geçmişini biliyor mu bilmiyor mu asla emin olamıyorum. Bir an biliyor gibi geliyor sonra bilse böyle mi davranır deyip bilmediğine kanaat getiriyorum. Bir kere, bilse de bilmese de Ceylan’a aşık o kesin. Bu cepte. Biliyor tezini savunacaksak, çok sevdiği karısının eski sevgilisini niye yanında tutsun, üstüne bir de kardeşiyle niye evlendirmeye kalksın. Ali’ye tuzak kuruyor da diyemiyorum çünkü ona düşmanlık etmek için bir sebebi yok. Amcasının ölmesinden memnun bile kaldı. Ali’nin istihbarata çalıştığını bilse de çeker vurur niye yanında tutsun.

Bozo merak uyandırıyor insanda ve haliyle bu durum onu ilgi çekici kılıyor. Bozo’ya sempati besliyorum yani ama öyle çok da değil, Ceylan’ın beslediği kadar. Ben Ceylan’ın Bozo’ya tamamen boş olduğunu düşünmüyorum zira. Aşık değil tamam zira o kısmı dolduran bir lüzumsuz var ama değer veriyor bence. Hem kendine hem ailesine değer veriyor. Şu an kendini rahatsız hissetmesinin sebebi Ali’nin varlığı. Sıkışmış hissediyor kendini. Ali bütün kabahat kendinde değilmiş gibi tutup bir de Ceylan’ı suçladığı için o da kendini suçlu zannediyor.

Bir de aşık tabii güzel kızım. Her ne kadar ben Ali’nin sevilecek biri olduğunu düşünmesem de daha önce söylediğim gibi sevilmemenin oluyor ama sevilmenin sebebi olmuyor. Aşk bu, konuyor yani öyle birilerine. Kızıyorum ona ama Ceylanımı suçlayamıyorum da bu yüzden. Sadece halası olarak gidip “sen Halide Ceylan Hanoğlu’sun aptallık etme!” demek istiyorum.
 
Not: Arap fanların twitlerini Türkçeye çevirince Halide adının ölümsüz anlamına geldiğini fark ettim. Benim kızıma hiçbir şey olmayacak inşallah diye okuyorum bu durumu. 
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER