Buraya en son Gelsin Hayat Bildiği Gibi dizisi bittiğinde,
veda amaçlı bir yazı yazmıştım. Sevdiğim ve bitmesine üzüldüğüm bir diziydi. O
yazıda, dizideki Sadi ve Songül karakterlerini çok sevdiğimden ve Songül’e
hayat veren Devrim Özkan’ı ilk defa izlediğim halde çok beğendiğimden bahsetmiştim.
Ve o kadar beğenmiştim ki, o zaman ilk defa izlediğim Devrim Özkan şimdi Ceylan
karakteriyle Yeraltı’na başlama sebebim oldu.
Başlama sebebim o oldu ama daha önce bu tarz diziler
izlemiyor da değildim. Ben lisedeyken yayınlanan ve bu dizi başlarken de adı
anılan Kurtlar Vadisi’ni severek izlemiştim mesela. Yani belki Devrim
için diziye başladım ama ilk bölümü izlediğimde Yeraltı’nı da sevdim. Normalde
daha pembe beyaz, tatlı dizileri, filmleri izlemeyi tercih etsem de bunun gibi
ajanlar, mafyalar, planlar, çatışmalar içeren işleri izlemeyi de severim. İçimdeki
kaos seven tarafı besliyorlar galiba. Gerçi bu dizide aksiyondan ziyade aile
yemeği, dondurma, piknik, izdivaç gibi soft sahneler ağırlıkta ama yine de
biraz değişik ama mafya dizisi sonuçta. En son öyleydi yani.
Bir de kırmızı var!
Neyse ne diyordum? Kaos seviyorum diyordum. Tabii, ben
diziyi Ceylan odaklı izlediğim için onun bu kaosun içinde kalmasını değil de
kaosu yaratmasını isterdim o ayrı. İsterdim dediğime de bakmayın hala öyle bir
beklentim var aslında. Tamam siyah olsun demiyorum ama beyaz da olmasın şarkıda
söylediği gibi kırmızı olsun Ceylanım. Erkek karakterin rengini yansıtmasın
kendine ait olan rengi taşısın; yanmayı kendi tercih ediyor, yansın eyvallah
ama ortalığı da ateşe versin istiyorum, lütfen!
Tabii yine Ceylan’ın kim olduğunu, nasıl biri olduğunu doğru
düzgün izleyebilmek de istiyorum. Mesela on sekiz yaşında ne yapıyordu?
On dokuz yaşında? Yirmi yaşında ne yapıyordu?
Yirmi birinde ne yapıyordu?
Yirmi iki yaşında ne yapıyordu?
Yirmi üç, yirmi dört, yirmi beş? *Barış Arduç’un sesiyle
okuyabilirsiniz.
Ne okudu? Ne iş yapıyordu? Ali’yle ne zaman tanıştı? Annesi
babası ne iş yapıyordu? Ne zaman öldüler? Halasıyla nerede yaşadılar? Merak
ettiğim şey şu, bunlar önemsiz diye mi bilmiyoruz yoksa önemli diye mi? Yani
zamanı gelince öğrenecek miyiz yoksa hiç mi bilmeyeceğiz? Konuyla bir alakası
var mı demek istiyorum yani. Çünkü şunu anlamam lazım: Ceylan hadi önceden ajan
majan değildi diyelim, adamı alnının çatından nasıl öyle vurdu onu da
sormayalım ama mesela sevgilisi bayağı katliam yapmışken bunu nasıl
kabullenebildi? Hadi adamın bütün anlattıklarının yalan olduğunu yedi ama yahu
bu adam tekte on iki kişiyi öldürdü, normal bir kadın bunu kabul eder mi? Öncesinde
böyle insanlarla hiç ilgisi olmayan bir kadın o adam hapisten çıksın diye
kendini yakar mı? Öyle bir adam hiç çıkamasın istersin normalde. Yanlış mı
düşünüyorum? Ceylan mesela düz bankacı bir kadın olsa bu olanları kabullenir
miydi? Yani o yüzden ben hala bekliyorum ondan değişik bir hikâye. Boşa
beklemiyorumdur inşallah.

Yalıda doğdum evet.
Ceylan’ın madem halasından başka kimsesi yok ve onu da görüp
göremeyeceğimiz bile belli değil, ben de kendimi Ceylan’a fahri halası ilan
ediyorum. Hala hanım hakkında Ali’yi sevmemesi ve kendi fikrini söylediği halde
Ceylan’ın yapacaklarına karışmaması dışında pek bir şey bilmiyoruz ama bu iki
özellik de bende mevcut. Hem evladım gibi de severim Ceylan’ı. Demek istiyorum
ki, Ceylan’ı savunurken öbürlerinin ağzına etmeyi planlıyorum yani tarafsız
olacağıma söz veremiyorum. Belki makul olabilirim. Önceden uyarayım kusura bakılmasın.

Evet, öbürlerine gelecek olursak. Ceylan için beyaz olmasın kırmızı
olsun demiştim mesela ama onlara da siyah demiyorum. Bozo da Ali de siyah ya da
beyaz değil gri karakterler bence. Ali kendini beyaz sanan, Bozo’ysa siyah
olduğunu düşünen bir gri. O yüzden de Bozo’ya tahammülüm Ali’ye nazaran bir
parça daha yüksek. Tamam yalan söylemeyeyim epey daha yüksek. Çünkü Ali’ye
gıcık oluyorum. Bozo’ya kızmam gereken zamanlar gelse bile yine Ali’ye daha çok
gıcık olacağım çünkü bütün bunların sebebi de o.
Ali’yi sevmediğimi söylemiş miydim? Evet, gelelim sebebine. Karakterler
iyi de olsalar kötü de olsalar yaptıkları şeylerin bir motivasyonunun olmasını
beklerim ben. Başlangıç için Ali’nin bir motivasyonu var. Tamam. Ailesini
öldürmüşler, bu da intikam almak istiyor. Hayatını bu intikama adamış hatta. Ona
da tamam. Bana uygun bir motivasyon kaynağı değil ama ona uygun. Olabilir. Sorun
şu ki, bir sebebinin olması yaptığı şeyi haklı çıkarmıyor. Tehdit edilse, kendi
ya da kardeşinin canı tehlikede olsa anlarım ama öyle bir şey de yok. Yaptığı
şey keyfi adam öldürmek. Kusura bakmayın ama öyle.
Kimse durup dururken on iki kişiyi öldürüp sonra normal hayatına
devam etmeyi bekleyemez. Beklememeli en azından. Ali masum günahsız biri de
Yılmaz’ın eline düşüp Bozo’nun yanına zorla yerleştirilmiş değil yani. Kendi
etmiş kendi bulmuş. Sadece kendi de bulmamış Ceylan’ı da kız kardeşi Melek’i de
peşinden sürüklemiş üstelik. Geçen bölüm Ceylan’ın ağlayarak isyan ettiği hikâye
doğruysa eğer tam olarak Ceylan, Ali yüzünden Yılmaz’ın eline düşüp Bozo’nun
yanına zorla yerleştirilmiş biri. İşin ilginci de Ali geldiği günden beri
Ceylan’ı suçluyor. Hem suçlu hem güçlü anlayacağınız. Egosu Everest Dağı
seviyesinde maşallah. Anası yokmuş “âşık olma yanarsın” diye söyleyememiş kızıma
maalesef. O Yılmaz da bana hiç anlatmasın, buna eminim ki Ceylan kaçtıkça
Bozo’nun tekrar bulmasını sağlayan da kendisidir.

Ali beyaz değil de Bozo beyaz mı niye onu seviyorsun
diyebilirsiniz. Öncelikle sevmemenin sebebi oluyor ama sevmenin olmuyor pek. Ne
bileyim şeytan tüyü var sanki Bozo’da, insanın bir kanı ısınıyor. Sonra şunu
söyleyebilirim ki, adam kendinin ne olduğunun farkında. Yunus Emre diyor ya
ilim kendin bilmektir diye, adam kendini biliyor ve suçsuz görmüyor. Bozo mafya
olduğunu kabul ediyor. Bu da benim hoşuma gidiyor.
Pınar komiser öldürüldüğünde Bozo kardeşi Paşa’yı teselli
ederken “sen de birilerini öldürdün, onların da arkasında böyle sevenleri,
üzülenleri olduğunu anladın mı şimdi? Bundan sonra unutmazsın bunu” gibi bir
şeyler söyledi. Kötü şeyler yapmasını tasvip etmiyorum evet ama yaptıklarının
sorumluluğunu almasını da beğeniyorum. Bir de zeki adam. Oxford’da burslu
okumuş sonuçta boru değil yani. Onları mutlu gördüğünde ya da Bozo Ceylan’a
ömrüm dediğinde Ali’nin kanının çekildiğini görmekten keyif aldığımdan da olabilir
tabii.
Çok sevildiğini biliyoruz daha fazla bilgi lazım.
Öyle bakarsın işte!
Sadece zekâsı biraz kafamı karıştırıyor. Ceylan’ın geçmişini
biliyor mu bilmiyor mu asla emin olamıyorum. Bir an biliyor gibi geliyor sonra bilse
böyle mi davranır deyip bilmediğine kanaat getiriyorum. Bir kere, bilse de
bilmese de Ceylan’a aşık o kesin. Bu cepte. Biliyor tezini savunacaksak, çok
sevdiği karısının eski sevgilisini niye yanında tutsun, üstüne bir de
kardeşiyle niye evlendirmeye kalksın. Ali’ye tuzak kuruyor da diyemiyorum çünkü
ona düşmanlık etmek için bir sebebi yok. Amcasının ölmesinden memnun bile
kaldı. Ali’nin istihbarata çalıştığını bilse de çeker vurur niye yanında
tutsun.
Bozo merak uyandırıyor insanda ve haliyle bu durum onu ilgi
çekici kılıyor. Bozo’ya sempati besliyorum yani ama öyle çok da değil, Ceylan’ın
beslediği kadar. Ben Ceylan’ın Bozo’ya tamamen boş olduğunu düşünmüyorum zira.
Aşık değil tamam zira o kısmı dolduran bir lüzumsuz var ama değer veriyor
bence. Hem kendine hem ailesine değer veriyor. Şu an kendini rahatsız
hissetmesinin sebebi Ali’nin varlığı. Sıkışmış hissediyor kendini. Ali bütün
kabahat kendinde değilmiş gibi tutup bir de Ceylan’ı suçladığı için o da
kendini suçlu zannediyor.
Bir de aşık tabii güzel kızım. Her ne kadar ben Ali’nin
sevilecek biri olduğunu düşünmesem de daha önce söylediğim gibi sevilmemenin
oluyor ama sevilmenin sebebi olmuyor. Aşk bu, konuyor yani öyle birilerine.
Kızıyorum ona ama Ceylanımı suçlayamıyorum da bu yüzden. Sadece halası olarak
gidip “sen Halide Ceylan Hanoğlu’sun aptallık etme!” demek istiyorum.
Not: Arap fanların twitlerini Türkçeye çevirince
Halide adının ölümsüz anlamına geldiğini fark ettim. Benim kızıma hiçbir şey
olmayacak inşallah diye okuyorum bu durumu.