İçeriden bildiriyorum: Zülfikar, Sefer, Taş Kafa.. Zarif abiler!

İçeriden bildiriyorum: Zülfikar, Sefer, Taş Kafa.. Zarif abiler!
Tarlabaşı Caddesi'nden kaçıp, arka sokaklara yerleştiğimiz yıllar. Sekiz yaşındayım. Yeni evimiz Aynalı Çeşme'de. Penceremiz Gonk Sineması'nın arka kapısına bakıyor. Sinema o zaman pek faal değil, kapanmak üzere.. Caddeye mukim bir lokasyonda sokaktan korkarak büyümüş bir çocuğum. Ara sokağa taşınınca, "sokak çocuğu" olma ihtimalim korkutucu bir salgın hastalık gibi meze oluyor akşam yemeklerine. O kış, hane halkı türlü numaralarla sokakla arama mani koysa da, iflah etmiyorum. Sokağa dadanıyorum. Hatta yaz gelince Cumhuriyet Sineması'na abone oluyorum. Her akşam aynı filmi izliyoruz, ta ki vizyondan düşene kadar.. Bıkmıyoruz.

Bir gece, sinemadan eve dönerken, hayal meyal hatırlıyorum kargaşayı.. Sanki akvaryumdaymışım gibi duyuyorum sesleri.. Çata pat gibi.. Sokağın başındayız. Üç-beş adım sonra eve girebilecek mesafede donup kalıyoruz; Arzu, Uğur, Sezin Abla, Mehmet Abi ve ben.. Orhan da var belki, hatırlamıyorum.. Mahallenin külhan ağabeylerinden birini vuruyorlar. İsmail Abi'yi.. Gonk'un kapısından çıkıyor sendeleyerek.. Peşinden de bir başka adam.. Bizim pencerenin kafes kafes demirlerine tutunuyor son bir gayretle.. Sonra süzülüyor yere.. Vuran adam bize bakıyor koşmaya başlıyor ters istikamete.. İsmail Abi ölüyor. Ucu ölüme bağlanan "Kabadayı" tanımıyla ikinci kez karşılaşıyorum. Sekiz yaşındayım. Hiç ölü beden, hiç ölen birini görmemişim sinema perdesinden gayrı.. Kan damlıyor Arnavut Kaldırımı'nın arasına, sabah arap sabunlu sularla yıkıyoruz. Ölüm ile tanışıyorum. Sekiz yaşındayım.

Güzel adamdı diyor herkes İsmail Abi için. Güzel adamlar neden öldürülür? Ananem "su testisi su yolunda kırılır" diyor; annem, "haraç kavgasıymış" diyerek kestirip atıyor. Hiç cevap vermiyor babam. Mahallenin gündeminden inmiyor İsmail Abi ve Kabadayılık Müessesesi.. Topluca kabadayıları seviyoruz. Fukara dostu onlar. Filankeş Abi'nin okutup vatana hayırlı evlat ettiği sabi, yan mahallede beslenen boğazlar, gelin edilen kızlar, iş bulunan delikanlılar, kurtarılan hayatlar velhasılıkelam mucizevi kabadayı hikayeleri gır gidiyor. Doğal olarak seviyorum kabadayıları.. Çok uzattım.. Huyum kurusun.. Altlık yapmak istedim; Zülfikâr, Taş Kafa ve Sefer'e olan düşkünlüğüme; bu rakı masası sohbetine.. Şimdi bu hikayeler kulağınızda soğumadan, ilişebilirsiniz bizim rakı soframıza, rahatlıkla.. Buyurun bakalım...

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER