Kurt Seyit ve Şura: Bile Bile Lades

Kurt Seyit ve Şura: Bile Bile Lades
Aslında başta yapım ekibi olmak üzere herkes ne kadar da emindi dizinin fırtınalar estireceğinden. Öyle ki Kurt Seyit ve Şura daha başlamadan aylar önce hayatımıza girmişti. Televizyondaki reklam bombardımanları, billboardların dört bir yanı sarması vs., vs., Lâkin gerçeklerin görülmesini engelleyen bu sisin dağılması için sadece birkaç hafta yetti.. Rüya bir anda kabusa döndü!

Peki ama neden?
Nasıl oldu da son yılların en büyük bütçeli yapımı bu kadar büyük bir hayal kırıklığına uğradı!?

Elbette bunun birçok sebebi var ve en önemlisi yani sacayağının birini de senaryonun kurgulanmasında yapılan hatalar oluşturuyor. Sonuçta ömrünün bir kısmını bile bu işlere ayırmış herkese ilk öğretilen söz boşa söylenmiş olamaz “İyi bir senaryodan kötü bir film çıkarılabilir, ama kötü bir senaryodan iyi bir film çıkarılamaz”

Lâkin dizinin başarısızlığın ana sebebi bu değil. Asıl sebep Kıvanç Tatlıtuğ’un kendisi, tıpkı bir önceki dizisi Kuzey Güney’de olduğu gibi. Evet yanlış duymadınız ve ne dediğimin de gayet farkındayım.

Niye!?
Çünkü Kıvanç Tatlıtuğ gereğinden fazla yakışıklı bir adam. Bakın karizmatik, çekici vs demiyorum arada ince bir nüans var. Kıvanç Tatlıtuğ'un yüzü yanına koyduğunuz bütün kadınlardan daha güzel.  İşte asıl sorun da bu. Ama burada suçlu olan Kıvanç Tatlıtuğ değil tabii ki, hala gözlerinin önündeki gerçeği görmemek için çırpınan yapımcılar, cast direktörleri..

Hangi gerçek?
Geçmişi şöyle bir gözümüzün önüne getirdiğimiz zaman Aşk-ı Memnu hariç Kıvanç Tatlıtuğ’un oynadığı hiçbir dizinin reytingleri silip süpürmediğini görürüz –ki Aşk-ı Memnu’nun neden bu kadar başarılı olduğunu da açıklayacağım.- Bunun sebebi de seyircinin hikayenin temelindeki aşka tam olarak inanmamasıdır. Bunu biraz açmak gerekirse.. Yıllar önce akraba ziyaretindeyken o güne kadar hiç izlemediğim bir diziye denk gelmiştim - Gümüş. Konusu ne diye sorduğumda yengemin verdiği cevap şu olmuştu, “Genç ve yakışıklı bir çocuk, kendinden daha yaşlı bir kadının peşinden koşuyor. Saçmalık resmen.”

İşte aradığımız cevap da bu kadar basit aslında. 2014 yılına gelmiş, yıllarca kendimizi kültürel olarak geliştirmiş ve en iyi okullarda okumuş olabiliriz ya da bunların hiçbirine sahip olmayıp dünyanın ücra bir köşesinde doğmuş ve mazbut bir hayat yaşıyor da olabiliriz. Lâkin her ne olursa olsun beklemediğimiz anda sorulan sorulara hep iç gücülerimizle cevap veririz. Ve insanlar var olduğundan beri aynı iç güdülere sahiptirler..




BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER