Küllerinden doğan aşklar ve hayatlar...
Bu diziyi izlemeye başladığımda doktora tezi yazıyordum. Arada kafa dağıtmak, nefes almak, tezin stresinden kurtulmak için oturmuştum başına. En başından hikayesi sarmış ve Engin Akyürek'e hayranlığım tavan yapmıştı. Arada kızsam da isyan etsem de dizinin sonuna gelmiş olmak hüzünlendirdi. Her hafta karakterlerin dünyasına girmeye çok alışmışım. Hepsini özleyeceğim.

En çok da sokak hayvanları özleyecek Tayyar'ı. Sayesinde az kulak, böbrek falan yemediler.

Üzüntümün yanında, final biraz bende hayal kırıklığı yarattı. İlk 13 bölüm herkes için bambaşka idi. Bunu diziyi izleyen pek çok kişi itiraf eder. Ama kalan bölümlere haksızlık etmek olmaz. Elif'in ve Ömer'in mücadelesi bizi her çarşamba ekrana bağlamıştı. Ancak final için kurulan dünyayı bir türlü anlamlandıramadığımı belirtmem lazım. Tayyar için beklediğim efsane son olmayınca, final için efsane sahneler bekledim.

Beş yıl boyunca doktora tezim için çalıştım. Sabah kalktığımda ilk aklıma gelen, yatarken en son düşündüğüm şey tezim idi. Martta en sonunda mezun oldum. Ancak beş yıl boyunca hayatımın tek anlamı olan şey bitince birden bir boşluğa düştüm. Tezin bittiğini anlayamadım. Her gün düzenli uğraştığım şey elimden gidince, günlerimi nasıl geçireceğimi bilemedim. Saçma sapan şeyler yaptım. Platonik aşkıma sardım. Bana ilgi göstermediği için kendimce triplere girdim. Oysa ki yaşadıklarımı ruhu bile duymamıştı. Çok uzatmayayım, final bölümünde Elif'in yaşadığı şey tam olarak buydu herhalde. Tayyar öldü, Hüseyin ve Metin hapishanede. Adrenalin ve koşuşturmaca bitince, Elif de elindeki hayatla ne yapacağını bilemedi. Ömer'i hep bir ekşın içinde sevdi. Aşklarını da meşklerini de iki kurşun-bir cinayet arasında yaşadılar. Uzun bir süre hayatlarının anlamı olan katiller, cesetler, kovalamacalar Elif'in hayatınından çıkınca ne yapacağını şaşırdı. Yoksa ben gerçekten Elif ile Aslı'nın Ömer'e neden bu kadar tepkili olduklarını anlamadım. Bunu çözmüş olan varsa bana da aktarırsa sevinirim.

Ömer'i en son bıraktığımızda Arda ile Pelin'in pastasını kesiyordu. Finalde zaman atlaması yaptık üç ay sonraya geldik. Ancak Elif ile Aslı, Ömer için o kadar çok şey söylediler ki bir an kendimi Aşk-ı Memnu'nun finalinden sonraki dünyaya geldik sandım. Çünkü öyle bir Ömer portresi çizildi ki sanki karşımızda sevdiceği Bihter'i koruyamamış, aşkının arkasında duramamış, mevki ve ünvan sahibi olmayı daha çok önemsemiş bir Behlül vardı. Bihter'in ölümünden sonra birileri Behlül'e hesap soruyor olsa aynen söyleyecekleri şeyleri Aslı Ömer'e söylüyordu. 54 haftadır bize sunulan Ömer komiserin zıttı bir karakter ile finalde karşılaştık. "Behlül kaçar" diyerek uzaklaşan Elif olmasına rağmen, hesap sorulan Ömer idi. Dizinin son yarım saatine kadar, inanın bu hikayenin altını dolduramadım. Bir yerlerde ipin ucunu kaçırdığımı, izlemediğim bölüm olduğu için sahneleri bağlayamadığımı düşündüm.

Batman ve Robin? Hayır! hayır, Elif ile Ömer <3

İç seslerle Elif'in Ömer'e vedasını dinledik. Bir yerde şöyle diyordu: "Ben artık senin eve sağ mı, ölü mü geleceğini beklemekten yoruldum". Eğri oturup doğru konuşalım. Tayyar ile Metin'in peşinde koşarken Ömer polis değil miydi? Elif, kendi, "Hayır Ömer ben de gelicem" diyerek maceradan maceraya koşmadı mı? Ömer daha dün polis olmadı ki. Sanırım her şey bitip damarlarından adrenalin çekilince Elif durup düşündü: "Biz ne yapıyoruz la? Canımızı yolda bulmadık, azıcık hayatımızı yaşayalım" dedi.

Öte yandan, final 54 bölümdür sıklıkla tekrar edilen Elif-Ömer rutinin geniş bir özeti gibiydi. Elif hem Ömer'den hem aşklarından kuşku duyar, küser ve uzaklaşır. Daha sonra Ömer, onu ne kadar sevdiği konusunda Elif'i ikna etmekle uğraşır. Sonra hooop aşk-meşk, romantizm ve "Biz beraber olursak ikimizi kimse yıkamaz" nidalarına geri dönüş. Yine de her bölümde gönlümüzü alan o romantik Elif Ömer dakikalarını görmek sevindirdi. Ömer Elif'e, Elif Ömer'e çok güzel bakıyorlar. İkili arasındaki bu kimya bizi haftalar boyunca ekrana bağladı. Aralarındaki bu çekimi hissetmemiş olsaydık, ne aşklarına ne mücadelerine inanırdık. Tuba Büyüküstün ve Engin Akyürek ikilisini bu anlamda tebrik etmek isterim. Birbirlerini çok güzel tamamlayan bir çift oldular.

Sonunda öyle ya da böyle kavuştular. Her Türk gencinin hayali olan sahil kasabasına yerleşip, bir kitapçı açıp hayatlarına stresten, kavgadan ve Ömer'in polisliğinden uzakta yaşamayı tercih ettiler. Ta ki son sahneye kadar. Üzgünüm ama finale dair en zevk aldığım, kahkaha attığım sahne son sahne idi. Yeni suçlularla mücadele timimiz: ElMer!

Yine evli ve çocuklu bir finalimiz oldu. Yine kadınların hepsi hamile. Uzun bir süre diziyi izleme nedenlerimden olan Hüseyin bence en şahane sona kavuştu. "Bütün ömrümü başkalarının hayatı için yaşadım, şimdi sıra bende" diye girdiği bataklık yüzünden yaktığı canlara karşılık, bundan daha iyi bir cezayı alamazdı. Şimdi sevdiklerinin hayatını uzaktan seyrederek, tek kelime edemeden, parmağını kıpırdatamadan yaşayacak.

Çilesini yine anneler çekecek. Elvan anne ne yapsın? Yüreği izin vermedi oğlunun hapishane köşelerinde ölmesine. Aldı oğlunu yine baş köşeye koydu. Çocukken olduğu gibi oğluna bakmaya razı oldu. Belki bu sefer o çocuktan iyi bir adam yaratmayı başarabilir Elvan anne. Belki o da buna inandı ve oğluna kucak açtı. Hüseyin iyileşip iyi bir insan olur mu bilemem ama oğulları, Ömer ve Arda amcaları, Pelin ve Elif ablaları sayesinde çok güzel adamlar olacaklar. Önlerindeki yanlışları gördüler. Bir de Mert var. Kötü bir babaya rağmen yeniden kurulabilen hayatlara en güzel örnek.

Aslı bula bula bu tipi mi buldu? Gerçekten mi? Nerede deli dolu fırlama Aslı, nerede Nirvana'ya ulaşmış da huzuru bulmuş gibi her daim gülümseme ile dolaşan Polyanna eleman? Aşkın gözü kördür. Ne diyelim sonsuza kadar mutlu yaşasınlar.


Masal gibi bir aşkları olamadı ama hayatlarına bir Güneş doğacak,yeniden başlayacaklar.

Metin ve Nilüfer aşkına çok inanmamış biriydim. Ancak yaşadıkları onca şeye rağmen birbirlerini bırakmadan bu sona gelmeyi başardılar. O anlamda daha gerçekçi bir çift oldular. Akı da karayı da beraber yaşadılar. Şimdi aşkları ikinci bir şansı hak ediyor. Ama Metin değil. Hangi meşru sebepleri olursa olsun Metin cezasını çekmeliydi. Yine de bir ömür babasından sevgi ve takdir görmeyi beklemiş küçük bir çocuk iken baba olmak onu değiştirdi, kızı Güneş onun için aydınlanma oldu diyelim ve bu kısmı unutalım.

Bu zamana kadar dizide emeği geçen herkese teşekkürler. Bize her türlü duyguyu yaşattılar. En çok da aşk dolu sahneler ile damarlarımıza pompaladıkları endorfin için minnettarım. Yeni projelerinde her birini yeniden izlemek için sabırsızlanıyorum. Yolları açık olsun



BUNLARI DA SEVERSİN

DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 69
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 26
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 39
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 52
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 68
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER