Yargı: Zamanı durdursam geçer mi?
Senden hiç ayrılmamak vardı. Zamanı durdurmak, bütün saatleri parçalamak vardı. İsyan içindeyim. Neydi bu çaresizlik? Bizi çepeçevre saran bu dört duvar neydi? … Madem ki benim olmayacaktın, neden seni karşıma çıkardılar? Kim yaptı bunu? Bu kötülükler kimin eseri? … Ben seni istiyorum. Dua değil. Sabır değil…
 
Ümit Yaşar Oğuzcan
Bölüm, Ceylin’in o suyu içti mi, içmedi mi ikilemiyle başladı. Zira geçtiğimiz bölümü de bu şekilde kapatmıştık. Bu olay bir hafta boyunca aklımızı kurcalamaya devam etti. Sonra bir anda kapının ardında Metin’i gördük. Ceylin’in gözlerinin içine bakamayan Metin’i… Metin’in boyunduruğu altına giren tüm yükler omuzlarına çökmüştü. Ceylin’in karşısında aciz bir kul olmuştu. Metin, yapılacak inceleme sonunda suçunu kabul edip, aksini iddia etmeyeceğini söyledi. Peki, bu suça hiç girişmeseydi de tüm bu olaylar yaşanmasaydı nasıl olurdu? Tamam, Çınar’ın Zafer’i öldürmediğini anladık. Fakat oklar Metin’e dönünce olanlar hiç bu kadar masum durmuyor.


 
Aslında Metin’in Ceylin’in ofisine gelme amacı, Ilgaz’la olan boşanmalarını tekrardan gözden geçirmesini istemekti. Esasen Metin’in Ceylin’in ofisine gelmem sebebi Ceylin’i o zehirli suyu içmekten kurtarmaktı. Kader o gün Metin’i Ceylin’in hayatını kurtarmak için oraya yönlendirmişti. İzleyiciler ise bunu Ceylin kapıyı kapattıktan sonra, geriye sarım şeklinde (terim karşılığını bilmiyorum) anlık flashback olarak gördük. Böylece Ceylin o zehirli suyu içmekten kurtuldu. Hani: “Daha çok yiyecek ekmeği, içecek suyu varmış.” derler ya, Ceylin’inki de o hesap işte.


 
Ceylin cephesinde tüm bunlar gerçekleşirken, Ilgaz’lar da (Derya Savcı ile birlikte) o sıra Yeşimlerin evindeydi. Maksat Çağdaş’ın ölümünü haber vermekti! Biraz da ortamı koklamak. Çağdaş’ın ölüm haberi Yeşim’i telaşa sürüklerken, babasını sevindirdi. Babası konuyu açmak istedi, Yeşim bir fincan kahveye işi kapatmaya çalıştı. Söz arasında babası, Yeşim’in sekiz aydır bu şekilde olduğunu söyledi. Yeşim’in amansız enfeksiyon kapma hikayesini yemedim. Bence Ilgaz da yemedi. Derya Savcı’yı burada saf dışı bırakmak istiyorum. Başta çakma İnci’nin oyununa uyanamamıştım. İşin rengi sonradan ortaya çıkınca tablo da renk değiştirmeye başladı. Bence bu Yeşim’in planı dahilindeydi. “Ne doktorlara ne şifacılara götürdüm de yine cevap alamadı...” minvalindeki söylemler kulağımın birinden girip diğerinden çıkıverdi. Araştırmacı gazeteci, pardon Ilgaz Savcım o kadar tedbirli ve temkinli ki Yeşim’in yaptığı kahveyi içmemeleri için küçük bir hile yaptı. Bizim saf, temiz kalpli (!) Derya Savcımız da Ilgaz ile göz göze gelene kadar durumu çakmadı. Allahtan akıllı kadın da leb demeden Çorum’un kazasına gidebiliyor. Yoksa bu saflıkla savcılık yapması mümkün değil. Hain kurtlar yiyip bitirir.
 
 
Yektoş’un (ağız alışkanlığı oldu bir kere) güzellemelerine bayılıyorum. Sebildeki suyun içindeki oksijenle Serdar’ın ölmüş beyin hücrelerini harekete geçirmesindeki bağlantıyı yalnızca Yekta kurabilirdi. Bu defa oyunu başka bir şekilde oynamaya karar verdi. Cümleye bilinçli olarak bu şekilde başlamak istedim. Çünkü Yekta artık sınırı aşmanın da ötesine geçmeye başladı. Pars da bunun çok iyi bilincinde. Serdar’dan olayı olduğu gibi anlatmasını isteyip, sadece sonundaki gerçeği söylettirmedi. Yekta sadece Engin’in babasıyken bir anda hikâyenin akışını tersine çevirmeye başladı. Yekta’nın bilinçli veya tesadüfi olarak olayların ucundan tutarak, sonuçlarının Ceylin’e dokunmasını sağladı. 

Yekta, Serdar ve Cücü o sıra dışarıda Pars’ın ifade almasını beklerken (Twitter’da @mfrknkrkmz’dan esinlendim) Nevâ’yı büyük bir hiddetle Pars’ın odasına girdi. Haklı olarak Yekta’yı niye tutuklamadığını sordu. Şimdi burada Yektoş’tan bahsediyorsak adam, tüm hukuki bilgileri yalayıp yutmuş biri. Hâliyle her ne kadar diploması sahte dahi olsa bu adam yaş tahtaya basmaz. Pars, Zafer’in katilinin Serdar olduğunu çok iyi biliyor. Böyle olunca da Pars’ın elleri kolları bağlanmış oluyor. Pars, Yekta’yı çözmüş. Engin’in ölümünün acısını takıntılı bir şekilde Ceylin’le uğraştığının farkında. Bu sebeple haklı olarak kardeşinin Cücü’den uzak durmasını istiyor. Bu arada Yekta koridorda beklerken Cüneyt ile Nevâ radarını aktif hâle getirdi. İkisinin de bakış ve tavırlarından bir şeyler yaptıklarının şüphesine kapıldı. Eh, bir defa eşeğin aklına karpuz kabuğu düştü. Benim bildiğim Yekta bu işin peşini bırakmaz. Bırakmadı da!

 
Bu bölüm Pars tam anlamıyla sesimiz oldu. Serdar’ın ifadesinden sonra Ilgaz ve Ceylin detayları öğrenmek için Pars’ın odasındaydı. Pars’ın olaya objektif bakmak istemesi oldukça mantıklı bir hamleydi. Ama, Ceylin maalesef ki bu şekilde görebilecek kadar bile siniri yatışmış değildi. Böyle olunca Pars, Ceylin’in Engin’i öldürme şüphesiyle yargılandığını hatırlatmak istedi. Ceylin’in de üçüncü kişi şüphesiyle yargılandığını bir kez de Pars dile getirdi. Evet, Ceylin Engin’i öldürmemişti. Fakat Ceylin belli bir zamana kadar olanları hatırlamıyordu. Geçici bir hafıza bulutlanması yaşamıştı. O yüzden iddianamesi için çok uğraştılar. Tüm adliye birlik olup Pars’ın üzerine gelirken Pars, Ceylin’in her anı hatırlamasını bekledi. Bu nedenle Pars’ı iddianameyi yazması için zorlaması bana manasız geliyor. Hızını alamayıp Başsavcı Melih’e kadar gitmesi ve Pars bu şekilde suçlaması arkadaşına yaptığı en büyük haksızlık diye düşünüyorum.


 
Bir an sahneyi izlerken Ilgaz’dan Emir Kozcuoğlu tadı aldım. Sonra Twitter’a baktığımda aynı hislere sadece benim kapılmadığımı anladım. Nezarethanede Serdar’la olan konuşmasında Kaan Urgancıoğlu’nun ister istemez içinden Emir Kozcuoğlu çıkıvermişti. Böylece Ilgaz Kaya’nın da içinden şiddet içerikli birinin çıkabileceğini görmüş olduk. Ilgaz’ın bu beklenmedik hamlesiyle Serdar da boyunun ölçüsünü aldı diye umuyorum.


 
Ilgaz, Yeşimlerden şüpheleri artmış bir şekilde çıktı. İnci’yi sormak için de soluğu Ceylin’in ofisinde aldı. Burada İnci’nin Ceylin’e verdiği telefon numarasının kullanılmadığını öğrendiler. Gerçekleri ortaya çıkarmak amacıyla Cansu’yu hastanede görmek istediler. Cansu’yla konuştuktan sonra Cansu’nun kocası odaya gelince ortamın tansiyonu arttı. Ceylin de Cansu sakinleşsin diye bir bardak su içirdi. Fakat içirdiği su, İnci’nin herkese dağıttığı zehirli suymuş. Allahtan bu defa Cansu hastanede olduğu için ucuz kurtuldu. Ilgaz’ın işe anında uyanmasıyla Ceylin’in suyunu da kriminale gördüler. Yapılan araştırma sonucunda suyun içine İnci’nin zehir kattığı anlaşıldı.


 
Ilgaz’ın üzerine basa basa Ceylin’e İnci’nin katil olduğunu söylemeye çalıştığı hâlde Ceylin bir türlü inanmak istemiyor. Ilgaz inatla bir olayı deşiyorsa o mutlaka ayyuka çıkıyor. Ceylin de her zamanki gibi Ilgaz’ın fikrini çürütecek başka fikirler beyan ediyor. Buranın Amerika olmadığını, ortalıkta psikolojik temelli sayko insanların dolaşmadığını söyledi. Peki, İnci böyle biri değil diyelim. Varsayalım yani. Engin için ne söyleyecek? Engin manyağın bayrak taşıyanı değil miydi? Yahu, adam en sonunda kendine katil tuttu ve öldü. Dünyanın planını kurdu. Burası Türkiye ve ortada psikolojik temelli birçok sayko insanlar dolaşıyor. Ceylin daha aksini iddia etmeye devam etsin.


 
Ne zaman patlayacak diye merak içinde Cüneyt’i bekliyordum. Serdar olayı Cücü’deki bardağı taşırdı. Yekta’ya karşı kartlarını açık etti. Bugüne kadar yaptıkları ne kadar yasa dışı iş varsa hepsini bir nefeste söyledi. Atladı şey ise karşısındaki kişinin Yekta olmasıydı. Kendi oğluna acımayan adamın, çalışanına anlayış göstermesini beklemek saçmalık olurdu. Yekta gibileri kendinden başkasına önem vermez. İşi olana kadar çevresindekileri sömürür. İşi bittikten sonra kullanılmış mendil gibi bir köşeye atar. Yekta’ya göre Cüneyt’in de vadesi bu noktada doldu. Yekta’nın biraz da Cüneyt’e karşı gözünü açan kişi Laçin’di.


 
Laçin ne planlıyor bilmiyorum; ama Yekta’nın, Cüneyt ile Nevâ’nın hâlen devam eden ilişkisini öğrenmesini sağladı. Bu Laçin için büyük bir cesaret nişanıydı. Bugüne kadar neredeyse Laçin’i silik, ezik, kocasının baskısından oğluna bile sahip çıkamayan bir kadını izledik. Sonra yıllarca süren bir ilişkisi olduğunu ve şoförleri Murat’la yasak aşk yaşadıklarını gördük. Yine Yekta’nın baskıları ile bu ilişki son buldu. Yine Yekta’nın sözünden çıkmayan bir eş oldu. Şimdi ne değişti de Laçin bu kadar cesaretlendi? Elindeki gücünü merak ediyorum. Bu yalnızca Ceylin’in desteği olamaz. Zira yeri geldiğinde Yekta’ya Ceylin’i satabilecek bir kapasiteye sahip. Benim gözümde hiçbir kararının arkasında durmayan biri.
 


Cüneyt ilk defa Yekta’dan icazet almadan hür iradesiyle adım atıyordu. Yekta’nın peşine taktığı adamla Nevâ ile olan ilişkisinin ayyuka çıktığını bilmeden. Fakat Yekta’nın atladığı şey artık Nevâ ile Cüneyt ilişkisi devam etmeyecekti. Tek bir soru Nevâ ile ilişkisini noktalamaya yetti. Nevâ’nın hassasiyeti, Cüneyt’in gerçekleri saklaması bu ilişkiyi derinden sarstı. Yol yakınken bu şekilde ipleri koparmaları iyi oldu. Daha fazla zarar görmeden en azından Nevâ da hayatına devam edecek. Cüneyt ve Yekta’nın pisliklerinin ortasında kalmayacaktı. Nevâ çok doğru bir cümle kurdu. Sürekli hata yapmakla yanlış yapmak aynı durum değil. Evet, Nevâ da hata yaptı ve bu hatasından dönmeye çalıştı. Ama Cüneyt öyle değil. Yekta’nın çevresinde olduğu sürece yanlış yapmaya devam edecek. Bu da doğal olarak Nevâ’nın kariyerine zarar verecekti. Cüneyt hâlâ haklıymış gibi Nevâ’nın üzerine gitti. “Seninle tanıştığımda da Yekta Tilmen’le çalışıyordum.” Doğru! Fakat Nevâ’nın da dediği gibi o sıralar ne Yekta’yı ne de Cüneyt’i tanıyordu.

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER