Mutluluk değil, AlSel arayan tipleriz!

Mutluluk değil, AlSel arayan tipleriz!
O kadar çift arasından AlSel’i seçmişseniz eğer hemen anlaşalım aradığınız safi mutluluk değildir. Çünkü mutluluk görüp bağlanmamışsınızdır o çifte. Peki mutluluk göremeyeceğini bile bile neden seçtin onları derseniz, elbette ki bir cevabım var.

Alsel’i seçtim çünkü onları oynayan o iki oyuncunun güzel kimyasına vuruldum. Kısacık sahneleri bile öylesine muazzam oynuyorlardı ki izlemesem olmaz dedim; daha 3. bölümde
-Kusura bakma,
- Bakmam
demişlerdi ve ben artık gerisini hatırlamıyordum. (Buradan Hande Erçel ve Tolga Sarıtaş’a selam olsun!)

Sonra birbirlerinde kimsenin göremediklerini görüyorlardı. Göründüklerinin aksine içlerinde sakladıkları o yaralı çocuklara seslenebiliyorlardı. “Kalbi kırık küçük bir erkek çocuğunun gözleri var sende.” diyordu Selin, “Senin de içinde acı çeken küçük bir kız çocuğu var.” diye cevap veriyordu Ali bir başka gün. Acı ya da mutluluk fark etmez her yaşadıklarını en derinden yaşıyorlardı. Biri hiç sahip olamadığı aile özlemini anlatırken çıkarıyordu maskesini diğeri giden babasının ardından nasıl bir zırh ördüğünü anlatırken.

Asla sıradan değillerdi kimseye benzemiyorlardı. Birbirlerinde yaralar açıp birbirlerinin yaralarına derman oluyorlardı. Ne kadar kaçmaya çalışsalar da kaçamıyorlardı birbirlerinin yörüngesinden. ‘Ben yok olmak istiyorum’ diyordu Ali çaresizliğini anlatırken ama kurtaramıyordu kendini, “Sürükleniyorum.” Diyordu. Birbirlerinin acısını görünce kendi acılarını unutuyorlardı. Beraber rüzgâra fısıldıyorlardı acılarını rüzgar alsın diğer acıların yanına götürsün diye. Öyle güzeldiler ki bu dünya için fazlalar ‘uzay’ paklar onları diyordum biricik uzay çiftim AlSel’e. Zira onlar da uzaya gitmek orada huzuru bulmak istemiyorlar mıydı?

Ama en çok neyini sevdin AlSel’in derseniz, cevap Selin Reyiz’den gelsin: ‘Anlatsaydım herkes anlardı.’ En çok konuşmadan birbirlerini anlamalarını sevdim, tek bir bakışın her şeyi anlamalarına yetmesine bağlandım. Selin’in ‘Hemen anlamandan nefret ediyorum.’ derken kimse anlamasa bile Ali’sinin onu anlayacağını bilmesindeki huzuru sevdim. Çünkü konuşarak herkes anlaşabilirdi ama onlar konuşmadan anlaşırlardı çünkü onlar AlSel’di..

Peki sonra ne oldu? Konuşmadan birbirini anlayan insanlar konuşarak bile anlaşamaz oldu. ‘Ben en çok seni düşünüyorum’ diyen Ali, Selin’inden başka herkesi düşünür oldu. Güvenip yaralarını açtığı, o yaraları sarıp sarmalayan kadının anlatmakta direttiği konuya inanmayı bırak acaba mı bile demedi Ali. Aşkına aşık olduğumuz adam Ali, uzaydaki mavi gözlü çocuk itirafını duyduğunda hayal olmasından korkup gözlerini kapatan Ali, Selin’inin aşkından şüphe etti. “Belki de benim kadar sevmedi.” diyebildi, neredeyse hiç tanımadığı bir kişiye. Selin’i üzmeye kalkana ‘Keserim soluğunu!’ diye haykıran Ali kendi üzdü Selin’ini ve dahası fark edemedi bunu. Koca gözlü kızın gözlerindeki hüznün sebebi oldu Ali halbuki hayatında onu ilk defa gerçekten mutlu hissettiren kişiydi Selin.

‘Birbirimizin evi oluruz’ diyen adam özenle dikilmiş duvarları teker teker yıktı geçti.

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER