Bahadır ve nicelerinin çığlığı:Neden Tarkovski Olamıyorum?

Bahadır ve nicelerinin çığlığı:Neden Tarkovski Olamıyorum?
Neden Tarkovski Olamıyorum'un, Gezici'den sonra 2015'in kış aylarında vizyona girmesi planlanıyor.
Şifacı dizisi, ardından pek ilgi görülmeyen ilk uzun metrajı Hayatın Tuzu’ndan sonra daha iddialı ikinci uzun metrajı Neden Tarkovski Olamıyorum, Murat Düzgünoğlu’nun bir sektör çığlığı aslında. Eline kamerayı alıp yeterli finansmanı sağlayamayan sinefillerin, sipariş filmlerine kafa tutan girişimcilerin ve tüm düzene isyan edenlerin çığlığı aslında.

Bahadır, rüyalarında sürekli kendini Tarkovsky’nin başyapıtı Stalker’ın (İz Sürücü) sahnelerinde buluyor. Gerçek hayatında ise 3-5 amatör set çalışanı, yetersiz teknik ekipmanıyla kalitesiz bir TV filmi çekmeye çalışıyor. Bir yandan da ailenin geçim sıkıntısı, sevgilisinin tripleri ve ev arkadaşlarının laubaliliği üçgeni arasında sıkışmış vaziyette, ilkelerine bağlı kalmaya çalışıyor. Aksi takdirde hayatla olan saf ilişkisini yitirmek üzere. 
Tarkovsky’nin Stalker filmine olağanüstü selamlamalar çakan rüya sekansları müthiş bir şekilde kotarılmış.

Onun dışında Bahadır’ın ev arkadaşlarıyla
 Stalker izlediği ve yapımcıyla görüştüğü sahneler filmin en kayda değer bölümleri. Bu iki sahne konusunda detaya girmeyeceğim ama en azından yapımcının şu son sözleri filmin aradığı soruya alternatif bir cevap üretiyor: ‘’Anladım ben sizi. Siz Tarkovsky filmi çekmek istiyorsunuz. Bergman filmi çekmek istiyorsunuz. Kierostami filmi çekmek istiyorsunuz. Çekersiniz tabi. Babanızın parası varsa istediğinizi çekersiniz!’’

''İlkelerine bir kez ihanet eden insan, hayatla olan saf ilişkisini yitirir.'' (Andrei Tarkovsky) 

Bir yerlere gelmek için ödüllü olmak, herkesin isteğine göre anaakım sinema yapmak gibi konular konusunda eleştiri yönelten Murat Düzgünoğlu, tüm bu meseleleri filmin ilerleyen kısımlarda es geçiyor. Zira Bahadır’ın Tarkovsky filmi çekme koşuşturmacası yerini bir Sinema-TV mezununun yalnız hayatına bırakıyor. Öyle ki bu yalnızlık ve depresiflik Bahadır’ın çevresiyle olan ilişkilerine de yansıyor. Filmin mizahi boyutu trajikomik bir şekilde ilerliyor aslında. Bunun yanında dramatik yapı üzerine de birkaç malzeme eklenmesi filmin akışını bana kalırsa sekteye uğratmış. Ayriyeten yan karakterlerin hikayedeki konumu da çok kaale alınmamış gibi. Örneğin, Beyti Engin’in canlandırdığı Ertan karakteri bomboş bir karakter. Öyle ki Engin’in karaktere uygun tutuk performansı da bunun bir tezahürü. Öte yandan diğer yardımcı oyuncuların performansı fazla sofistike. Hal böyle olunca da filmdeki inandırıcılığı da Tansu Biçer, Bahadır karakteriyle sağlıyor. Murat Düzgünoğlu’nun anlatmaya çalışmak istediği fikir önemli bir yerde. Türkiye’de sanat filmi yapamama/bunun zorlukları veyahut Türk seyircisinin tutumuna göre hareket etme konusunda elbet söyleyecek birkaç cümlesi var. Zaten filmdeki yapımcının da dediği gibi: ‘’Sen iyi yazıyorsun lakin senin filmini kimse izlemez. İzlenmeyince de para da kazanamaz!’’ (Filmde daha uzun bir diyalog halinde)

                    Bu ne abi yeaaaaaa. Hikayesiz film mi olur lan (!)

Uzun lafın kısası, Neden Tarkovski Olamıyorum, benim için olamamış bir film. Fark ettiyseniz olmamış demiyorum zira filmde pek çok gereksiz yan öge seyirciyi meseleden fersah fersah kopartmakla beraber bu sorun sinema dilinde yeterince anlatılamadığından film de pek istenileni veremiyor. Tansu Biçer’in Bahadır’ı gibi pek çok sinefil eminim eline her kamerayı aldığında bu soruyu soruyordur kendisine. Ama maalesef bizim ülkemizde durum belli. Hitap edecek çoğunluğu bulamazsan kimse sana fon da vermez destek de. Yazıyı film bitiminde soru-cevap kısmında Düzgünoğlu’na yöneltilen en manidar sual ve cevabıyla bitirmek istiyorum: ‘’Neden Tarkovsky? Neden Metin Erksan değil?’’/ ‘’Çünkü Tarkovsky daha kapsayıcı bit yönetmen. Bu vesileyle sadece Türkiye’de film seyredilsin diye film yapmıyorum ben. Herkes izlesin istiyorum.’’              

Filmin Notu: 5/2  

             

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER