Chris Hadfield: Uzayda yalnızlık çekmezsiniz. En yalnız insanlar şehirlerin göbeğinde yaşıyor!

Chris Hadfield: Uzayda yalnızlık çekmezsiniz. En yalnız insanlar şehirlerin göbeğinde yaşıyor!
Chris Hadfield'ın yer aldığı Dünyayı Tweet'leyen Adam, Discovery Science kanalında izleyici karşısına çıkacak. Uzayda yürüyen ilk Kanada'lı astronot olan Hadfield üç farklı görevde yer aldı. Uzaydan çekip sosyal medyada paylaştığı birçok video ve fotoğraflarla birçok insanın ilgisini uzaya yöneltmeyi başardı. Şimdi onun macerası Dünyayı Tweet'leyen Adam ile ekran gelecek. Seri 30 Haziran Perşembe saat 19:10'dan itibaren Discovery Science'de olacak. Program başlamadan önce meşhur astronotla konuşup, uzaya ve kendisine dair merak edilenleri sorduk.


Sosyal medyada bir uzay macerası

●    Gezegeni yok edecek kadar büyük bir asteroit Dünya’ya çarpsa insanlara tam olarak ne olacağını biliyor musunuz? Oksijen seviyesine, sıcaklığa, suya vs. Gezegeni ve üzerinde yaşayan insanları nasıl etkiler?
Gerçekten de asıl soru bu! Eğer düşünecek olursak, bence her gün asteroit günü. Dünya’ya her gün yaklaşık 100 tonluk asteroitler çarpıyor, hem de her gün. Bir milyar yıldır, yılda 365 gün. Dünya’ya günde 100 ton çarpıyor. Ancak parçaların çoğu, hatta hepsi, sizin bahsettiğiniz tarzda bir zarar veremeyecek kadar küçük. Bazen daha büyük bir cisim çarpıyor ve görünürde Dünya’nın üzerinde böylesi büyük cisimlerin açtığı pek çok yara var.

Rusya’daki Chelyabinsk’te; ya da Kanada’daki Manicougan Krater’inde; veya Meksika’daki Yucatan’da geçmişteki büyük çarpışmaların asteroitin boyutuyla doğru orantılı olarak kanıtı ve hasarı var. Asteroit belli bir büyüklüğü geçerse; bir arabanın, evin ya da apartman dairesinin, hatta Moskova’nın diyelim; Dünya’nın sadece küçük bir kısmı için değil, tüm ülke veya gezegen için tehlike haline gelebiliyor. Yucatan yarımadasına çarpan ve dinozorları öldüren Chicxulub büyüklüğünde bir asteroit olursa gezegendeki tüm yaşam için ölümcül tehlike taşır. Dünya’nın tamamını alevlerle kaplar. Atmosferin üst kısmına o kadar çok kaya parçası gönderir ki onlar geri düşerken Dünya bir anda alev almış meteorlarla kaplı olur. Bu Dünya’yı bir fırına çevirir ve var olan yaşamın neredeyse tamamını yok eder. Bu yaşanabilecek en kötü senaryo, ki daha önce yaşandı. Buna ek olarak, aya bakacak olursanız dört bin yıllık asteroit çarpışmalarının yaralarını görebilirsiniz. Bunlar yaşanıyor ve düzenli olarak da yaşandı.

Asıl soru gelebilecek asteroitin ne kadar büyük olacağı, onu tespit edip edemeyeceğimiz ve onu engelleyecek bir şeyler yapıp yapamayacağımız. Çünkü o kadar büyük bir tanesi bize bir kere daha çarparsa… Duruma göre değişir ama… Oksijen, su ve sıcaklığı sordunuz. Okyanusları kaynatır, atmosferin yapısını değiştirir. Tüm gezegen bir volkanın dibinde yaşıyormuş gibi olur. Bu gerçekleşmesi düşük bir ihtimal ama sonuçları epey büyük. Bu yüzden asıl soru dinozorlar gibi kafalarımızı sebzelerimizden kaldırıp havaya baktığımız gibi ölecek miyiz? Bir uzay programımız olduğuna göre asıl soru; ki Rusya’nın uzay programı tüm ülkelerinkinden daha eskidir, kaynakların bir kısmını ve uluslararası anlaşmalarımızı böylesi bir asteroiti zarar vermemesi için tespit etmek için kullanmalı mıyız? Belki bir şeyler yapıp onun yönünü değiştirebilir, bizi es geçmesini sağlayabiliriz. Bu konuda nasıl anlaşma sağlayacağız? Kilit nokta burası. Oluşacak zararın miktarını görmek kolay. Zor olan bunu engellemek için ne yapabileceğimiz.

●    Bruce Willis’in oynadığı Armageddon filmini (Michael Bay’in yönettiği 1998 tarihli film) hatırlıyor musunuz? Bir asteroiti yok etmenin mümkün olduğu yöntemler var mı? Bunlar gerçek mi yoksa kurgu mu?
Armageddon bir çizgi roman, gerçeklikle uzaktan yakından alakası yok. Armageddon, Spider-Man gibi. Eğlenceli, keyif verici ama gerçeğe kesinlikle yakın değil, olması da gerekmiyor. Sadece eğlenceli bir film. Filmleri gerçeklikle karıştırmamaya özen göstermemiz gerekiyor. Gerçek şu ki, pek çok asteroit keşfettik ve onları püskürtmek için çeşitli teknolojilerimiz var. Armageddon’da gösterdiklerine bakacak olursak her şey eğlenceli ve keyifli. Asıl bakmamız gereken pratikte bu işi nasıl yaptığımız? Gerçek olan ne? Hangisi bilim kurgu?

Armageddon gibi bir filmin güzel tarafı sizi bu konularda düşünmeye itmesi; ancak cevaplar eğlence sektöründe değil; bilim, mühendislik, uzay araştırmaları ve politik eylemlerde. Armageddon ya da Deep Impact (Mimi Leder’in yönettiği 1998 tarihli film) gibi filmlerin yaptığı gibi hayal gücünüzü açık tutmanız gerektiğini düşünüyorum. Böyle çok film var. İnsanların böyle bir risk olduğunu fark etmesini sağlıyorlar fakat asıl olay bununla ilgili yaptığımız eylemler.

●    Kariyeriniz boyunca uzayda karşılaştığınız en büyük tehlike neydi? Orada gördüğünüz ya da hissettiğiniz en güzel şey neydi?
Tüm kozmonot ve astronotlar için en tehlikeli şey kalkıştır. 7 Temmuz’da Baikonur’dan kalkacak ekibin yapacağı gibi bir roket gemisini uçurmak, kaldırmak en tehlikelisidir.

Uzay İstasyonu’ndaki ekip gibi altı aylığına uzaya giderseniz, orada altı ay kalırsanız tüm riskin yarısı ilk dokuz dakikadadır. Astronotlar için daha birçok risk var ama en tehlikelisi kalkış kısmıdır.

Oradaki risklerden biri de asteroitlere çarpmaktır, evrenden gelen küçük kaya kütlelerine. Uzay İstasyonu sürekli bu çarpmalara maruz kalıyor. Ben Mir Uzay İstasyonu’ndaydım. 1995 yılında Mir’in inşasına yarımcı oldum, Uluslararası İstasyon’un kurulmasında görev aldım ve orada altı ay boyunca yaşadım. Hepsine sürekli küçük asteroitler çarpar ve bizi biraz endişelendirir. Endişeleniriz ve daha büyük bir parçanın çarpmasına hazırlıklı olmak için tatbikatlar yaparız. Gerçekleşmesi muhtemel olaylardan biri de küçük bir asteroitin uzay gemisinde delik açmasıdır. Tek risk bu olmasa da endişelendiğimiz bir husustur.

Bence en güzel şey, elbette ki, Dünya. Dünya’nın bazı kısımları inanılmaz derecede güzel. Aurora’dan geçmek gibi… Uzay geminizin Aurora’nın kenarından geçmesini sağlamak, uzay yürüyüşüne çıkmak, Bahamalar gibi dev mercan kayalıklarını görmek. Bence uzaydan görülebilecek en güzel şeyler bunlar.

●    Uzaydan bakınca Dünya’nın ne kadar küçük olduğunu gördükten sonra eve döndüğünüzde korku hissettiğiniz oldu mu?
Tehlike ve korkmak arasında fark var. Bir şey gördünüz diye korkmanız gerekmez. Bazı insanlar saçma sapan şeylerden korkarlar, bazıları da başka şeylerden. Asıl soru neyin tehlikeli olduğu ve gerçek bir tehdit oluşturduğu. Astronotların ve kozmonotların korkmasını istemezsiniz. Çünkü korkarsanız bu işi yapamazsınız, sorunları korkuyla çözemezsiniz. Hayatımın çoğunu antrenman yaparak, hazırlanarak, okuyarak ve çalışarak geçirdim ki korkmayayım.

Dünya’yı benim gördüğüm gibi görmek sizi iyimser biri yapıyor. İlerici düşünen biri oluyorsunuz. Dünyayı olduğu gibi görmeye başlıyorsunuz. Sizi korkan birinden problem çözen birine dönüştürüyor. Dünyayı daha net görmeye başladığınızı düşünüyorum. Yaşını, tarihi doğasını ve içindeki güzelliği…

●    Yaklaşık 70 çeşit hava aracı var. Sizin en çok sevdiğiniz hangisi? Hangisini tercih ediyorsunuz?
Ben yaklaşık 100 farklı tip uçak uçurdum. Gerçekten iyi olan uçaklar kanatlarınız varmış gibi hissettirir. Gerçekten uçuyormuş gibi olursunuz, bir uçakta olduğunuzu hatırlamazsınız bile. Siz gerçekten uçabiliyorsunuzdur. Onlardan birkaç tanesini uçurma şansı yakaladım.

Sanırım en sevdiğim model F86. Ona Sabre deniyor çünkü çok basit olmasına rağmen birçok şey yapabilen bir uçak. Sadece kanat, motor ve küçük bir kabunden oluşuyor. Onunla uçtuğunuzda MiG17’de gibi hissediyorsunuz. Biri sırtınıza kanat takmış, siz kuş olmuşsunuz ve uçuyormuşsunuz gibi. Çok güzel bir uçak ve onunla uçabildiğim için kendimi şanslı sayıyorum.


Manzara muazzam

●    Maple Leafs (Kanada’da bir buz hokeyi takımı) hayranı olduğunuzu da biliyoruz.
Kesinlikle. Hayatım boyunca bir Maple Leafs hayranı oldum.

●    En hafızanıza kazınan müsabaka hangisiydi ve en çok onu hatırlama nedeniniz nedir?
2013’te sezon başladığında ben uzaydaydım ve takımımın sezona başlaması için oradan aşağıya bir disk göndermiştim. Yani benim unutamadığım bu kişisel yakınlıktı. En eğlencelisi müsabakalarda orada olmak. Gittiğim her maça bayılıyorum. Toronto ve Montreal Kanadalıları arasındaki bir maçta ulusal marşu söylemiştim. Fakat Ocak 2013’te diski uzaydan aşağı bıraktığım maç, Ocak sonu ya da Şubat başıydı, benim için en unutulmaz olanı.

●    Sizce Rus hokey oyuncuları nasıllar?
Rusya ve Kanada’nın ikisi de kuzey ülkeleri. Hokeye bayılırız. Harika hokey oyuncuları yetiştiririz. Sanırım şu anda en sevdiğim ve en etkileyici hokey oyuncusu Evgeni Malkin, ki kendisi Stanley Kupası finallerinde oynuyor. Oyun oynayış stiline bayılıyorum. Çok zeki, deneyimli ve çok yetenekli. Çok zarif. Hokey oyuncuları arasında dev, güçlü bir bale dansçısı gibi duruyor. Harika bir sezgi yeteneği var ve izlemesi çok eğlenceli bir oyuncu. Oyunu mümkün olduğunca iyi hale getirdi ve bunu uzun bir süredir de yapıyor. Pittsburgh finallere kaldı, bu yüzden şu anda en etkilendiğim Rus hokey oyuncusu kendisi. Yanılmıyorsam Magnitogorsklu.

●    Bir Twitter hesabı açmaya nasıl karar verdiniz? Sizi buna iten neydi?
21 yıl boyunca astronotluk yaptım ve bu deneyimi paylaşmak için her gün elimden gelenin en iyisini yaptım. Çünkü çocukken Neil (Armstrong) ve Buzz’ın (Aldrin) Ay’da yürümelerini izledim ve onları Twitter’ı yoktu. Bugün sahip olduğumuz teknolojilerin çoğuna erişimleri yoktu ama Ay’dan canlı yayın yapmışlardı, ki bu benim için olağanüstü bir şeydi. Bunu yapmak zorunda değillerdi. Her şeyi gizli tutup sadece işler yolunda gittiği taktirde tüm dünyaya duyurabilirlerdi. Ama onlar cesur davrandılar, NASA cesaret gösterdi ve tüm süreci canlı yayınladılar ve sonuç olarak tüm dünyada çok daha büyük bir etki elde ettiler. Hem bilgilendirme, hem de ilham verme açısından. Sanırım bu olay eğer diğer insanların ilgisini çekebilecek bir şey yaparsam bunu kendime saklamamam konusunda bana ilham verdi. Mevcut olan teknoloji neyse onu kullanıp deneyimlerimi paylaşmam gerekir ki diğer insanlar bunun üzerinde düşünüp belki de fayda sağlayabilsin. Bu yüzden kariyerim boyunca kullanabileceğim ne teknoloji varsa ondan faydalandım.

Fakat üçüncü uzay uçuşumda sadece internet değil, sosyal medya da doğmuştu. Twitter dahil pek çok farklı mecra vardı. Twitter, insan olmanın eşsiz deneyimini hızla paylaşabileceğimiz harika bir yöntem sunuyor. Bu konuda çocuklarıma danıştım çünkü eğer sosyal medyayla ilgiliyseniz her zaman yaşınızın yarısı birine danışmanız gerekir. Kaç yaşında olursanız olun, yaşınızın yarısı birine sorun çünkü onlar sizden farklı bir şekilde kullanıyorlar.

Benim için, ilginç bir şey gördüğümde hemen dönüp herkesle paylaşmamı sağlayan harika bir yoldu ve sonuçlar zaten kendini gösteriyor. Twitter’da milyonlarca takipçim var. Hatta uzaydan döndüğümden beri Twitter’da takipçi sayım iki katına çıktı. İnsanların ilgisini çeken sadece uzay uçuşu değil, insan doğası ve dünyayı algılama biçimimiz ve birbirimize bakış açılarımız. Bence Twitter ve diğer sosyal medya platformları bu konuda çok faydalı ve eşsiz.

●    Uzayda yaşam nasıldı? Günlük ihtiyaçlarınızı nasıl karşıladınız?
Uzayda hayat çok planlıdır. Moskova, Japonya, Almanya, Montreal ve Houston’da Görev Kontrol üsleri vardır ve ipler onların elindedir. Orada olduğunuz süre boyunca günün 24 saati, haftanın yedi günü hayatınızı beş dakikalık dilimlerle planlarlar. Yaptığınız şeylerin neredeyse tamamı kimsenin hakkında hiçbir şey bilmediği işlerdir. Siz çalıştığınız için insanlar ne yaptığınızı göremezler. Hayatınız böyle idare edilir. Ne zaman yemek yiyeceğinizi, uyuyacağınızı, belli bir deneyi yapacağınızı, egzersiz yapacağınızı onlar söylerler. Çok dikkatlice planlanmış ve düzenlenmiştir.

Fakat planın biraz önüne geçip kendinize boş zaman yaratmaya çalışabilirsiniz. Ya da program uyumanız gerektiğini söylüyorsa belki de bir saat daha uyanık kalıp müzik dinlemek, fotoğraf çekmek, bir arkadaşa e-mail atmak veya bir şeyler karalamak gibi başka şeyler yapmayı tercih edebilirsiniz. Ben uzayda hayatımı böyle yaşadım. Öncelik, yapılacak işin tamamını halletmekti ki her gün inanılmaz bir iş yükü vardı. Fakat yaratabildiğim her küçük boş zamanda yapmak istediğim diğer şeyleri yapmaya çalışırdım. Yapılması gereken işlerle günlük ihtiyaçlar arasında bir denge kurmak gerekir.

Çok yorucu bir şey ama biz bir uzay istasyonu tarafından uzayda en çok bilimsel iş yapma rekorunu kırdık. Eve dönmeden dört gün önce acil bir uzay yürüyüşü yaptık, ki bunu yapabilecek kadar hazırlıklı ve dinlenmiş haldeydik. Ayrıca bu deneyimi milyonlarca insanla paylaştık. Bence bu denge gerçekten çok önemli.

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER