Dünya genelinde büyük ilgi gören ve pek çok ülkede yerli versiyonları yapılan The Traitors nihayet ülkemize de gelerek Prime Video'da mart sonunda yayın hayatına başladı ve 6 Mayıs'ta yayınlanan bölümle 10 bölümlük sezonunu tamamladı. Ben de sezonu izleyip bitirmişken üstüne bir şeyler karalayayım dedim.
Vakti zamanında (Ağustos 2024) Ranini TV'ye şovu genel hatlarıyla tanıtan ve anlatan bir yazı kalem almıştım. Zira çıktığı dönemden beri dili İngilizce olan versiyonlarını takip etmeye devam ediyorum. Hollanda çıkışlı bir format olsa da İngiltere ve onu takip eden ABD versiyonları oldukça popüler. Avustralya, Kanada, İrlanda ve Yeni Zelanda bahsettiğim İngilizce versiyonlarından.
Ayrıca Prime Video'nun daha önce (bizde yayında olmayan) İtalya ve Hindistan versiyonlarını da yayınlamışlığı var.
Dolayısıyla duyurulduğundan beri sabırla beklediğim Türkiye versiyonu es geçmedim.
* Sezonun genelinde eğlence ile cringe arası bir yerde dolanıp durduklarını düşünüyorum. Başları, özellikle de kendilerini tanıtıp yüksekten övdükleri kısımlarda cringe dozu daha fazlaydı ama herkesi az çok tanıdıkça ve oyunlar ilerledikçe birkaç şey yerine oturdu en azından. Geneli üzerinden değerlendirirsek bir şekilde izlettiklerini ve beklediğimin üstüne çıktıklarını söyleyebilirim.
Sunuculuğu üstlenen Giray Altınok'u kenara koyarsak elimizdeki yarışmacı kadrosunun yarısı kadarını yer aldıkları diğer işlerden veya sosyal medyadan tanıyordum. Medyadan tanıdık yüzlerin olması, Amerikan versiyonu bana sevdiren bir özelliği mesela, bizimki için de (+) olduğunu söyleyebilirim.
* Format gereği "Hain" seçilen kişiler yarışmanın bel kemiğini oluştururlar ve ben çoğunlukla onların kazanmasını isteyerek izlerim sezonları. Bu sefer de öyle oldu ama aksi de de mümkün falan değildi. Mimar Selim Bey'in kendini fazla belli etmesine, Özgür'ü neredeyse her bölüm elemeyi düşünüp bir türlü elememelerine veya Emir'in bile sona doğru ister istemez çaktırıyor olmasına rağmen hatta.
Zira, af buyurun, masum tayfa -Yasemin Yürük'ün bizzat kendisinin telaffuz ettiği gibi- aptallıkta tarih falan yazdı... Gözlerinin önündekini göremiyor oluşları oturduğum yerden bana bile dert oldu.
Hadi çizgiden çıkmadan devam edelim. Bu neydi bu?! Yabancıların sezonlarını bunca sezon izlemişliğime dayanarak en azından şunu da söyleyeyim, ben 3 HAİNİN birden kazandığı, hatta final bölümüne kadar ulaşabildiği bir sezon bilmiyorum yahu. Yok yani, normal şartlarda olacak iş bile değildir bu hatta da bizimkiler yaptılar, oldu ^.^

Ben demedim, Yasemin Yürük dedi.
Selim Bey'i bulmaları da zaten Emre'nin artık şansı mı açıkgözlülüğü mü, neyse artık o sayede oldu. Muhtemelen Mert gibi o da yabancı versiyon izleyerek geldiğinden gidişatın daha bilincinde birisi olarak oradaydı. Sağlık sorunu (?) dolayısıyla yarışmadan çıkmamış olsaydı sonuç nereye varırdı, cevabını bilemeyeceğimiz ucu açık bir soru olarak kaldı.
* Belirtmeden geçmek istemediğim bir nokta daha var ki, o da oyunu oyun olarak gör(e)meyişleri. Hani kendini yarışmada bir şekilde öne çıkarma çabası, kafanın olup bitene basmaması ya da dümdüz beceriksizlik gibi şeyler de vardı yarışmada. Bir kısmı baştan birbirini sevemedi, haliyle laf soktu veya didişti tamam ama... Masum olduğuna inanılan, hatta bilinen kişinin elenmesi nedir yahu? Direkt yarışmanın temel mantığına aykırı düpedüz.
(Jak) Cem Avnayim'ın sert oynadığını kabul etmekle birlikte İngilizce kelimeleri araya katmakta benden beter olan Yasemin Yılmaz'ın elenmesi dolayısıyla sevinç duygusu yarattı bende yok yere. Halbuki ne gerek var yani şu durumun içinde kendimizi bulmaya? Yusuf Güney'in işaret etmelerinin asla işe yaramasının trajikomikliğine girmiyorum bu arada, keşke hapiste olduğu döneme denk gelmeseydi de kendisi de
İzleme Partisi'ne katılabilseydi.
Gelelim finale.
65 dk.lık sezon finali en eğlendiğim bölüm olabilir. 5 kişinin 3'ünün Hain olmasıyla aslında sonucu bayağı belli bir bölüme giriş yapmamıza rağmen. “Arıza çıkacak mı?” diye ikilem/heyecan yaptılar ama Hain'lerin çıkartmayacak kadar aklı vardı tabii ki. Emir Elidemir, Özgür Balakar ve sonradan onlara katılan Saadet Özsırkıntı, 2 milyon TL'yi paylaştılar.
Ve Öykü'nün sonda gelen bakışı ve o anki şaşırma hali vardı ya… Benim bu yarışmadan almak istediğim tam da buydu işte. Aklı beş karış havada olup da burnunun ucundakini göremeyen masum tayfaya teşekkür edesimin geldiği an da buydu (Bu bakımdan kendisinden bağımsız şekilde elbette). Pascal’ın bozulup bir şey demeden gitmesine de ayrı güldüm. Derdinize yanın anacım.
Velhasıl, olası gelecek sezondan IQ ve EQ talep ediyorum. Daha iyi bir kadroyla tekrar geri dönmeleri dileğiyle. Sevgiler.
Not: Para ödülü miktarında ve oyun içi kazanımlarda Türkiye şartlarına göre iyileştirme yapmaları hoşuma gitti. Bol para miktarı dağıttılar, ucuza kaçmadılar.
Not 2: Giray Altınok'tan sunucu olarak Alan Cumming veya Claudia Winkleman çıkmadı tabii ki, hatta düşünsem kendisinin sunması başta aklıma gelir miydi o da şüpheli ama yeterli bir performans olduğunu düşünüyorum. Her yerden çıkıyor olması gerçeğine burada girmeye elbette gerek yok, o başka mevzu.
Not 3: Yarışmayı TV'de yayınlamak adına Kanal D'ye satmalarına gerek var mıydı acaba? Samimi bir merak. Hadi şöyle diyeyim, iyi ki sadece TV yayını olmadı da ana yayıncı Prime Video'ydu. Ayrıca şovun ilk bölümünü Türkiye'nin Dünya Kupası eleme maçının tam karşısına koydukları için kendilerini tebrik etmiyorum. Hani tutacağı varsa (?) bile ölü doğurdular caĞnım yarışmayı.
Ek: Yazının başlığını yarışmanın sloganından alıp masum kelimesini akıllı ile değiştirdim. Çünkü neden olmasın?