Rüya Gibi: Kötüyü çağırmayalım
Ortamın şahaneliği halis mi?
Merhaba,

Ben uzun zamandan sonra ilk kez beni sesli güldürmeyi başaran, çoğu yerde gülümseten bu diziyi hayal edip, düşünüp, planlayıp, emek veren ve bizlere sunan ekipten razıyım. Her hafta sosyal medyada birbirinden güzel editler ve komiklikler-şakalarla takip eden kitleden de. Onlar bu ülkenin aydınlık yüzleri. Ha, belki tanıtım işlerini yapan ekibin biraz daha çalışması gerekebilir, ona bir şey diyemiyorum. Çevremdeki herkese bu diziyi övmeyi kendime bir borç bildim ve şok edici bir şekilde, birlik beraberliğe en ihtiyaç duyduğumuz zamanlarda bir anda hayatımıza giren böylesi minnoş bir diziden kimsenin haberi dahi yok. Hoş, olsa da evlerinde reyting cihazı olan 4000 küsur kişiye asla hitap etmeyen bir dizi olduğunu kabullenmemiz gerekiyor sanırım. Ama ne olursa olsun, sosyal medya etkileşimiyle reytingler arasında biraz daha paralellik olsa da biz de ne zaman kötü haber alacağız diye düşünmeden rahat rahat izlesek diye düşünmeden edemiyor insan. Şu an için tek teselli 3-4 bölüm stoklu gittiklerine dair bilgi. Reytinglerde yeşil ok görme manifestleri tutarsa işler değişebilir tabii. ^^ (777 520 gökyüzü gökyüzü gökyüzü)


Gud vaybs onli

Çok fazla görsele boğmadan (onun âlâsı twitter’da yapılıyor zaten), bölüme dair notlara geçiyorum:

*Emir, ailesini depremde kaybetmiş olabilir mi? Bir önceki bölümde ziyaret edip hasbıhal ettiği mahalle muhtarı teyzemiz kurtulduğumuz felaket gibi bir şey demişti, Muhittin de Emir’e bu kadınları kurtaramadığın o kadınlara benzetiyorsun nevinden bir şeyler söylemişti, bu bölümde de Emir evleri sevmiyorum dedi. Umarım giderek daha çok sevdiğimiz Emir’in geçmişine dair daha fazla sahne izleyebiliriz, zira çok merak ediyorum.

*Emir’in mafyaya sızmış istihbarat elemanı olması teorisi de giderek daha makul gelmeye başladı. Çalıştığı insanlardan nefret ediyor, zenginden alıp fakire veriyor, polisle çok sıcak ilişkileri var. :D O değil de, Efe’yle aralarındaki Cingöz Recai-Mehmet Rıza dinamiği aşırı tatlı oldu. Lütfen bu yönde diyalogları çoğalsın.

*Şarkıcı Alya gerçekten şarkıcı Alya’ymış ya la? Yasaklı madde (Müge Anlı hissediyor) kullanımı sebepli gözaltı haberinden ötürü öğrendik. Emir’in aile yemeğindeki sahnesi de kesilmiş bu yüzden sanırım. Bu vesileyle şunu da soralım artık: Bu dizinin niye jeneriği yok lan? Jenerik olmadığı için bazı oyuncuların ismini bilmiyorum ben şahsen. Senaristi, yönetmeni internete sorup öğrendim. Kaç para ulan bi’ jenerik?

*Ne ara Emir’in aileye girdiğini anlayamadığımız Zahide Melek Hanım neyse ki tek replikle içimize su serpti;  babasının aksine, Emir’de gözü yokmuş. Oyuncu kızımıza diksiyon lens mi demiştim ilk sahnesinde ama bu hareketiyle gözüme girdi biraz.


Sadece LOL

*Tarık’a kesilen racon harikaydı. Beş sene evvelki saçlarından daha kötüsü ise Aydan’ın hayallerini paramparça edecek hırtlıkta birisi olmasına rağmen Aydan’ın onu daha önce boşayamamış olması. Aydan’la Fiko’nun dertleşmesi o kadar gerçekti ki, işte bu memleketin kadınlarının gerçek, apaçık sorunları. Ve Fiko’nun evindeki (tapuyu Emir’e kaptırmış olsa da ^^) yer yataklı kız gecesi. Boşanmayı kutladıkları şemsiyeyle süslenmiş bisküvili fakir pastasından, Çido’nun imalı bakışlar attığı Aydan’dan yediği anne terliğine, Fiko’nun düşen çorabını çekişinden, tatlış kedisine kadar mıncırılası bir sahneydi.

*Bölümün bir başka kalpler fışkırtan kısmı ise Emir’den beklemediğimiz cilve performansıydı. Tarık’ı yanmış paralarla depoda bulunca herkese korku salan adamın Aydan’ın ilkokul seviyesi hıdrellez dileklerini, frekanslı filan projelerini dinlerkenki ses tonu, mimikleri filan ne oldu öyle? Emir Bey yapıyorsunuz bu flört sporunu, size helal olsun. Senaristlerimiz, bize böyle sahnelerle gelin lütfen. Bu ikilinin avelliklerini izlemek çok iyi hissettiriyor.


Bütün tuşlara basarken Aydan

*Mesela Pelin’i ve cibiliyetsiz oğlunu da uzaklara gönderebilirsiniz gayet rahatlıkla. Kadının Yeşilçam kötülüğü diğer karakterlerimiz yanında çok plastik kalıyor. Bölüm boyunca her yerden çıkıp durdu, hele evindeki sahneler bitmek bilmedi bir türlü. Çido’nun mood’lukları olmasa çekilecek gibi değildi. Evet devrimci Çido kardeşim, biz de zenginleri sevmiyoruz.

*Ela artık uyansın da ortalık karışsın diyenler butonuyum. Kendisi için verilen bunca çabaya muhteşem bir nankörlükle karşılık verecekmiş gibi bir his.

*Efe komiser, ne Yasemin’den ayrılmayı başarabiliyorsun, ne gözünün önünde dönen dolapları çözebiliyorsun. Sen spor salonundan devam et bence. İyiydi ordaki hallerin. (Yıkıyorum, buluyorum, koruyorum.) Çido’ya masal kitabı getirmen de tatlıydı da, sevgilin varken başka kıza yürümen pek hoş görünmüyor. Hayriye seni çoktan nişanlı ilân etmişken, bir şeylere karar mı versen artık acaba?

*Hayriye demişken, bu ablamızın kötülük motivasyonu nedir? Tarık klasik baskıcı, maço erkek OK, anlayabiliyoruz bir nebze dingilliklerini. Ki buna rağmen hafif mizahi bir ton da katılmaya başlandı karaktere. Sana ne oluyor da bu kadar deliriyorsun acaba? Seyir zevki eksilerde bu haliyle.

*Aydan’ın abisi henüz cast edilmemiş sanırım, önemli biri mi diye düşünmeden edemiyor insan.

*Son olarak Gökberk Demirci’nin oynadığı finansçı Bora. Ne ayaksın oğlum? Sapıklık yapacak karakter olsun diye oyuncu mu istihdam edilir? Çok tatsız bir şekilde işleniyor eğer bir hikâyesi vardıysa da. Sadece Emir’in adamın suratına bakmadan konuşması çok iyiydi fhgfhgfh. Kral.

*Son olarak dedim ama fragmanda sonunda Emir’i siyahlardan kurtulmuş görüyoruz, hamdü senalar olsun. Not etmeye değer bir ayrıntı.

*Bu defa gerçekten son, son sahnede arabadan Emir’in inmeyeceğini hepimiz biliyoruz değil mi?

Daha bol reytingli bölümlerde görüşmek üzere, esen kalın.

Sevgiler.
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER