Yargı: Gerçeğe bir nefes kala…
Finalde 'Katil kim?' sorusuyla baş başa kaldığımıza göre bölüm yine fırtına gibi geçmiş demektir. Bakın; bu bir Sema Ergenekon geleneği hâline geldi. Hocam, saygılar! Her üç-beş bölümde bir 'faili meçhul' cesetler ortaya çıkıyor (Sema Hanımcığım, sezon finaline kadar tahmini olarak daha kaç kişiyi uğurlayacağız?). 'Ohhh!' diyemeden kendimizi bir anda Ilgaz ile Ceylin’in peşinde ve puzzle’ın parçalarını tamamlarken buluyoruz. Üstelik o da kesmiyor. Bölümün ardından Twitter ve Instagram’da yayınlanan 'Katil kim?' anketlerini oylamak (son ankette kimler Demet Akalın’a oy verdi? Söz, aramızda kalacak! :D), ona keza Twitter’da Yargı’ya özel açılan ses odalarında üretilen teorileri dinlemek ise son zamanlardaki hobim hâline geldi. İpucu çözmeyi çok sevdim. Ben ki polisiyeden zerre hoşlanmazken şimdi müptelası oldum. Sema Hanım, bizleri bu tempoya o kadar çok alıştırdı ki; çıtayı daha nerelere taşıyacağını merakla bekliyorum. Çıtayı arşa çıkarmakla da kalmadı. Yıllardır ülkemizin kanayan yarası olan 'KPSS mağdurları'nın da sesi oldu. Hemen hemen her bölüm bir yaramıza pansuman yapmaya başladı. Günümüzde 'benim' diyen birçok kişinin konuşmaktan çekinir hâle geldiği konuları, bilhassa ele alma cesareti gösterdi. Gönül gözü hiç kapanmasın, ayağına taş değmesin. Yavaştan bölüm yorumuna geçmeye başlayalım mı? Ne dersiniz?
 
Geçtiğimiz bölümü Ilgaz’ın istifasını sunmasıyla tamamlamıştık. Bölüm başına gelmeden önce, bu defa sondan başlamak istiyorum. Hatta biraz daha geriye gitmeği düşünüyorum. Engin’in intikam listesini hazırladığı sahneye… Engin, neredeyse kendine karşı gelen herkesi o listeye dahil etmişti. Yekta, Ilgaz, Eren, Ceylin, Çınar, Pars… Her kim kuyruğuna bastıysa o kişiler hedefi oldu. Planına göre ilk hedeflerini saat18’de patlatacaktı. Kendi patlamasaydı… Peki, diğer isimler kimdi? Engin bugün ölmemiş olsaydı onları ne ile tehdit edecekti? Bilmiyoruz. Ömrü vefa etmedi.


Ben ölmeden önceeeee....*
 
Engin’in yaşamasını istemeyen birden fazla kişi var. Ama bu kişilerin içinde kesinlikle Ceylin yok. Ceylin, eğer birini zehirlemek isterse dilinin yeterli geleceğine inanıyorum. Cüneyt, bunu bildiği hâlde sırf, Yekta’ya daha fazla yaranmak için eski dosyaları açmaya başladı. Yok, efendim Engin’in zehirlenmesine sebep olan madde ile eski dava dosyasında yer alan madde aynıymış da bunu kesin Ceylin planlamış! Yahu, Ceylin’i hepimiz tanıdık. Böyle bir şey yapmayacağını tabii ki biliyoruz. Öfkelenir, son söyleyeceği şeyi ilk söyler, uslanmaz, kanı deli akar falan ama Ceylin yapmaz. Yapmak isteseydi Engin ile yüzleşmesinde çoktan yapardı. Ilgaz bu kadar kısa bir sürede bunu anlayabiliyorsa isteyen herkes anlardı.


Merdan ile işbirliği yapmak sence de akıl kârı mı?
 
Seda’nın dediğine göre kitabı cezaevine isteyen Engin’miş. Bölümdeki son sözlerini hatırlayın. Ceylin ile arasında geçen arbededen sonra ne diyor? “Asla cezaevine girmeyeceğim. Öldür beni!” Ceylin’i kışkırtmaya çalışıyor ve hatta “Vuramazsan ben, seni vuracağım,” diyor. Aslında oradaki amacı Ceylin’in dikkatini dağıtmak ve işbirlikçisi ile onu orada yok etmekti. İlk planına Ceylin dahil değildi. Ta ki Ceylin’in bir anlık dalgınlığı sonunca arabada Engin’e kendini fark ettirmesiyle tüm işleyiş birden yön değiştirdi.


Engin'in sandığından da zeki çıkması...
 
Engin, babasının gözünde her anlamda yetersiz, işe yaramaz evlat; Ceylin’e göre de parmağında istediği gibi oynatacağı, tüm ayak işlerini yaptırabileceği arkadaştı. Meğer Engin, çevresindekilerin kara kutusu olmuş ve tüm bildiklerini o kutuya saklamış. Kutusuna sakladıklarını bir gün onların aleyhine kullanmak için de fırsat kollamış. İnci’yi öldürmeseydi ya da öldürdüğü ortaya çıkmasaydı biriktirmeye hâlâ devam edecek miydi? Bunu da ne yazık ki bilemiyoruz. “Ummadığın taş, baş yarar,” diye atalarımız boşuna dememiş. Engin de ihanete uğramanın getirdiği hırs ile bugüne kadar tüm biriktirdiklerinin intikamını tek tek almaya başlamıştı. Ölmeseydi iyiydi de ölünce hepsi yarım kaldı. Engin Tilmen’i bu nedenle biraz daha izlemek isterdim. Tadı damağımda kaldı. Bu vesile ile Onur Durmaz’ın da oyun kurma gücünün ne kadar kuvvetli olabileceğini izledik. Mağdurken bir anda tehlikeli bir caniye dönüşebiliyor. Bize bu bipolar dönüşümü çok iyi yansıttı. İzlerken sinirlerime hâkim olmakta güçlük çekiyorum. Ceylin’in tetiği çekme raddesine geldiğini biliyorum ama ispat edemem. Kızcağızda yine vicdan varmış. Ama çekebilirdi de!


"Kaya Hukuk Bürosu" çok yakında hizmetinizde!
 
Ilgaz’ın yöntemi yine işe yaradı. Ceylin, olay yerinde yaşadıklarını tatbik ederek hafızasındaki kayıp parçaları birleştirmeye başladı. Neredeyse her anı hatırladı. Yalnızca kimin kendisine saldırdığını hatırlaması kaldı. Gerçeğe adım adım ilerlediler. Ceylin, bir kadın saçı gördüğünü ve şampuan kokusu aldığını hatırladı. Bundan sonra tek bir adım kaldı. Eğer ki o parçayı da bütüne koyarlarsa bu iş tamamdır. Yalnız şöyle bir ayrıntı aklıma takıldı: Ceylin’e tekme atan bir kadın değildi. Neden mi? Ceylin başına aldığı darbeden sonra karnına sert denilebilecek bir tekmeye maruz kaldı. Bu tekmeyi atan kişinin erkek olacağını düşünüyorum. O zaman işin rengi biraz daha değişebilir. Olay yerinde tahmin edildiği üzere üç kişi değil, dört kişi olabilir. Peki, bu kişiler kimdi? Kim yardım etti? Ceylin başına darbe aldığında Engin sinsice gülümsedi. Bu kişi Engin’in tanıdığı biriydi. Ancak, Engin’e ateş eden kişi her kimse Engin’in ölmesini arzu eden biriydi. Acaba şoförleri yardım edecekti de Laçin her şey açığa çıkmasın diye Engin’i vurmak mı zorunda kaldı? Bir yandan da aklıma ikinci el ateş sesi geliyor. Kim ikinci el ateşi etti? Ateş havaya mı açıldı? Yoksa birine isabet etti mi? İsabet ettiyse ortada yaralı ya da ölü birinin daha olması gerekiyor. Düğümü çözelim derken her şey fazlaca karıştı. Peki, bu şampuan kokulu 'Katil kim?'

*Ben ölmeden önce - Fatih Erdemci

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER