Gecenin Kraliçesi: Tencere dibin kara, seninki benden kara...
Aziz, Selin’i nikah masasına oturttu. Kartal çok değil 1 saat önce uzaklara kaçmaya çalıştığı kadını nikah masasında görünce ‘Gelin olmuş gidiyorsun, bana veda ediyorsun...’ bakışını yüzüne yerleştirerek gözlerine yaş doldurmakla yetindi. Bu adamın bir tepkisizlik problemi var. Öyle büyük travmalar yaşamasına rağmen gidip başını taşlara vurmuyor. Hayat karşısındaki bu kararlı ve güçlü duruşuna hayran kalmamak mümkün değil. 

Aziz ile Selin ömür boyu sürecek saadetlerine ‘evet’ derken Osman yani Selin’in babası, Aziz’in eski dostu yeni can düşmanı kapıda beliriverdi. Tepkisizlik problemi olan bir diğer karakter de Selin. Osman öldü olarak biliniyor. Tamam Selin’in haberi var babasının yaşadığından ama sözüm ona bunu kimseye çaktırmayacaklar. Ne bileyim insanın bir tansiyonu düşer, bir bayılır otuz sene sonra öldü bildiği babası çıkıp gelse. Hadi Selin’i geçtim peki ya Aziz? O da pek soğukkanlıydı tüm bunlar olup biterken. 

Kartal karakterini sevmediğimi ve pek güvenilmez bulduğumu daha önce de yazmıştım. Tabii ki yine yanıltmadı. Selin’den yediği sağlam golün acısıyla yine soluğu Esra’nın yanında aldı ve ‘İtalya’ya gitmiyoruz.’ buyurdu. Selin’e de birkaç bölüm önce söylediğinin bir farklı versiyonunu söyleyerek "Bir daha karşıma çıkma, umrumda bile değilsin." dedi. Farkında mısınız adam kendini dünyanın merkezi diğerlerini de yörüngesi olarak görüyor. Esra’ya git diyor. Selin’e gel diyor. Sonra canı sıkılıyor Esra’ya gel diyor, Selin’e git diyor. En haz etmediğim insan tipidir böylesi. Seviyorum der ama sevdiğini de tek başına bekleyemez. 

Ben bu hikayenin en başında Aziz Alkan’ı zihnimde iyi biri olarak canlandırmıştım. Sevdiği kadın öldü diye kendine de mezar yaptırabilecek bir adamın böylesine canavarlaşabileceği hiç aklıma gelmemişti. Bu hafta da öğrendik ki sadece adam öldürmekle kalmamış Aziz. Yıllar önce Osman’la birlik olup sahte para işine girmişler. Üstelik Mustafa’yı da baskı ve tehditle çekmişler bu işin içine. Tam da burada o baskı ve zorlamayı yapan Osman’ın ta kendisi. Şimdi kendini nasıl mağdur görüp intikam peşinde koşabiliyor, buna da kendi kızını alet edebiliyor. Aslında bu hikayedeki tek kurban Mustafa. Bu işe belki de hasta karısını kurtarabilmek için girmiş. O yüzden de Mustafa gelip intikam alacağım dese sonuna kadar hak verirdim. Ama Osman’ınki resmen ‘tencere dibin kara, seninki benden kara...’.

Yazı devam ediyor..
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER