Anastasia'nın gündüz düşleri
Ay keşke ekranda da renkleri bu fotoğraftaki canlılıkta görsek...
Tempo ve akış hakkında bir takım tespitler yapıp “bu da böyle bir dizi demek ki” kabullenişimin üstünden daha bir hafta geçmişti ki Muhteşem Yüzyıl Kösem, beşinci bölümdeki bambaşka akışla beni şaşırttı. 

Dört haftadır, genelde bölümün hikâyesi için alt yapı oluşturulan, laf sokuşlar, gözler kısılarak hazırlanan hain planların tasarlanması ile sakin geçen ilk dakikalar, bu hafta oldukça heyecanlıydı. Sultan Ahmed’in, Anastasia ile İskender’i gizli bahçede yakalaması, Mehmet Giray’ın idamı derken, ilk bir saat gözümü ekrandan ayıramadım. Kardeşini kurtarmak için Şahin Giray’ın koşturarak gelişi ise Muhteşem Yüzyıl Kösem izlerken alışkın olmadığım bir tepki vermemi sağladı: gülümsemek. “Hürrem”li Muhteşem Yüzyıl’ın gülümseten ayrıntılarını hatırlıyorum da, sanırım ilkini daha keyifli yapan sebeplerden biri de buydu.

Haremin soğuk nevale kadrosundan iki üye

Mesela harem entrikaları, laf sokuşlar en eğlenmeyi beklediğim kısımlardı. Ama Safiye Sultan’ın donuk donuk yanlış tonlamalarda gezen konuşmalarıyla soktuğu laflarla eğlenemiyorum. Halime’nin hırs içindeki soğukluğu da hiç eğlenceli değil. Handan hakkında bir şey söylememe gerek yok, zira kendisinin laf sokma, entrika çevirme gibi becerileri hiç yok. Hareme gelen yeni gözde (Dilara Aksüyek), hmmmm belki ortamı hareketlendirebilir, bak hâlâ umutluyum.

İlk bir saatin temposu için tam tahtaya vurup maşallah diyordum ki tempo düşüverdi. Bu kez de son bir saat, bastıran uykunun da katkısıyla içim geçmesin diye bayağı uğraşmam gerekti. Hani dört bölümdür koskoca Sultan’ı beklemeye alan Anastasia’nın gündüz düşlerini gerçekleştirmesi, halvet bile beklediğim etkiyi yaratmadı. Gerçi belli ki, halvet kısmı bilinçli olarak detaylandırılmamış, Ahmed’in bu kadar bekledikten sonra yaşadığı sevinç ve iki gencin tutkuları, özellikle gözümüze sokulmamış.

Şaşırtıcı gelişmeler ise güzeldi. Mesela bugüne dek hep padişahının sadık hizmetkârı gibi takılan Derviş Ağa’nın hiç de masum olmadığı, Sultan Murat’ın ölümünde parmağı olabileceğini hissettik. Reyhan Ağa’nın da bu kadar kolay yok edilmesi yine şaşırtıcıydı. Şaşırmak güzeldir.

Asıl şaşırtıcı olan için yeni bir sayfa açalım. ---->

BUNLARI DA SEVERSİN

DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 70
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 55
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 38
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 55
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 35
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER