Yağız Egemen: Hep aklımda kalacaksın...*

Yağız Egemen: Hep aklımda kalacaksın...*
"Yorulmuşsun... Hakkını almış yılların."*

Yağız Egemen'e kelimeler biriktirdim, sakladım zihnimde bir bir... Üzerinden biraz zaman geçsin diye bekledim, biraz daha demlensin sonrasında dökülür zaten ben fark etmeden. Hep öyle olur çünkü... Ya da ben öyle olmasını seviyorum, bilmiyorum. Taşmasını, artık içime sığmamasını seviyorum. Benim kelimelerimin taşma anı ile Yağız Egemen'in aşkının taşma anının denk gelmesi de ayrı bir hoş oldu. 

Yazıya başlamadan ve Yağız Egemen'e bulanmadan önce, size kendimle ilgili bir itirafta bulunmam gerekiyor. Yapmam dediğim ne varsa yaptım...^^ Fazilet Hanım ve Kızları'nı izlemek ve ben? -Kahkaha efekti- Sahiden, yapmam dediğim şeyler arasındaydı çünkü dizinin tanıtımları ve sonrasında denk geldiğim görseller asla ilgimi çekmemişti. Bu yazının konusu farklı olmasa dizide var olan rahatsız edici diğer unsurları da sıralardım ama bu yazının konusu hepsinden daha güzel. Diziye başlama nedenim bütünüyle Yağız Egemen... Bu sebeple zaten diziyi onun için izledim. Yani peşin peşin belirtiyorum çünkü biliyorum ki bu yazı sonrasında 'taraflı' olduğuma dair yorumlar gelecek. Bu yazı Yağız Egemen hakkındadır. Ve haliyle YağHaz hakkında.

"Kim bilir kaç yüzyıldır sarılmamış kolların..."*


Yağız Egemen beni ilk bakışları ile yakaladı. Burada bahsettiğim güzel mavi gözleri değil, içinde sıkıştığı çocuk hakkında çok şey anlatan bakışları. Hiçbir yere sığamıyormuş, ait olamıyormuş gibi sıkılgan ama her şeye gücü yetecekmiş gibi keskin bakıyor gözleri... Gözleri tüm sorunları çözebilirmiş gibi net, kararlı ama altında akamayan gözyaşları gizli. Hiç ağlayamayan bir çocuğa ait olamayan yaşlar... Ve hiçbir yere ait olamayan bir çocuk.

12 yaşında Amerika'ya gönderilmesi normal hayatlar tarafından bakıldığında ödül gibi durabilir ama bir çocuğun, çocukluğunu ailesinin yanında yaşamaması ciddi bir sarsıntı yaratır. Üstelik yatılı okul... Yağız Egemen, kendisinin de belirttiği gibi hiç çocuk olmamış. Sesinin dozunun arttığı masalarda yöneltiği soru gibi, kim hatırlıyor onun çocukluğunu? Çocukluğu kimsenin hafızasında yer etmeyen o, kimse onun çocukluğuna şahitlik etmedi. Belki de en kötüsü, onun çocuk olmayı çok erken bırakmış olması. Yağız'ın yeniden çocuk olması lazım, Yağız'ın bakışlarındaki kalkanı atması lazım, Yağız'ın bir kişiye sığınması lazım... Bir kişinin omzunda ağlayabilmesi, yılların bıraktığı izleri gösterebilmesi... Yağız'ın bir kişiye Yağız Egemen olarak değil de 12 yaşında, kimsesiz bırakılmış bir çocuk olarak bakması lazım.

Birinin Yağız Egemen'in içinde sıkışıp kalmış Yağız'ı bulması lazım. 

Yağız Egemen, Hazım Egemen'in ustalık projesi... Hazım Egemen, kendisinden sonra masasına geçmesi için birini yetiştirdi, tüm işleri onun gibi onun tarzında yönetecek birini... Babasının oğlu olan birini. Bunun için Yağız'ı seçti. Sinan çok uçarıydı, Gökhan yanlış kadına aşık olmuştu ama Yağız, tam da onun istediği gibi bir çocuk olarak eğitilmek için hazırdı. Yağız aslında gözden çıkarılandı... Hazım'ın Yağız'ın sadece iş hakkında fikirlerini önemsediği bir gerçek. Hazım'ın kötü bir baba olduğu da bir gerçek elbette. Böyle bir adamın başkasının bebeğine babalık yapmak için bu denli hevesli olması da hayret uyandırıcı. Hazım, ne tam bir otorite ne de tam bir sevgi timsali. Yağız'ın bir an olsun tam olarak şefkat gördüğüne de şahit olmadım, kendisi ailenin yardım çağrılarında aklına gelen ilk ismi. Selin evden kaçtı gel, Sinan barda dağıttı topla, şirket zarar edecek uyar... Yağız Egemen kim, acil durumlarda kırınız yazılı kırmızı kutunun içindeki buton mu? Neden bir kere olsun kimse Yağız'ın var oluşuna değer vermiyor, neden bir kere olsun kimse Yağız'ı Yağız Egemen olmanın dışına itmiyor. 

Kardeşleri, babası, halası... Hepsi bencil, hepsi kendi derdinde. İşte bu yüzden, ilk andan şu ana kadar olan sürede bir tek Yağız Egemen sızlattı içimi, bir tek tutup ona sarılmak istedim. Ağlayamamalarını dindirmek, sustuklarını söyletmek, kaçtıklarını yok etmek istedim.

Çünkü bir tek Yağız Egemen hak ediyor, Egemen olmaktan kurtulmayı. 

Yazı devam ediyor...
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER