Sevda Kuşun Kanadında: Gel Vatandaş Gel!

Sevda Kuşun Kanadında: Gel Vatandaş Gel!
Gözlerin lens mi?

Filinta izlerken tanıtımlarına rastlamıştım. Eli sopalı gençler, müthiş bir öfke ve belli ki iki darbe arası Türkiye vardı. Bu formülle bu ülkede pek çok kaliteli dizi, belgesel çekildi. Ağırlığı sol bir vicdana sahipti, pek azı ise ülkücü bir vicdan üzerinden derdini anlattı. Ülkücü- Komünist çatışmasının şiddeti daha sonradan zihinlerde öyle bir yer kapladı ki onlardan başka bir şey yokmuş gibiydi. Fakat devrin bir de Milli Birlik hareketi vardı. Bu vicdan üzerinden devri anlatan bir yapımı en azından ben hatırlamıyorum. Bu açıdan Sevda Kuşun Kanadında bir vicdanın ilk sesi olmaya aday ve bu açıdan dikkate değer olduğunu düşünüyorum. Ranini de bir ilk bakış yazmamı isteyince izlemek farz oldu.

Bu konuda şaka yapmayacağım.

Dizi daha ilk dakikadan “Türkçe ezan” konusuna girince sonraki adımın “camilerin ahıra dönüştürülmesi” olacağını sandım ama orada durmayı tercih etmişler. Yine de ilerleyen bölümlerde ahır mevzusuna gireceklerini düşünüyorum. Zira yapım dik ve ortada duran bir anlatım yerine bir kesime hafif meyleden anlatım yolunu seçmiş. Komünistleri, kullanılan ve koyun gibi başlarındaki adamları takip eden gençler olarak göstermelerine takılmıyorum. Ülkücüleri sadece “memleket elden gidiyor” diye solcu döven adamlarmış gibi göstermelerine de takılmıyorum. Zira bu bir hikaye ve bu hikayeyi anlatanlar istedikleri gibi anlatma özgürlüğüne sonuna kadar sahipler. Beğenmezsen müşterisi olmazsın olur biter. İsterse komünistlere vampir dişleri taksınlar. Bu kimseyi bozmamalı. Hatta şahsen fantastik bir hikaye olduğunu düşünüp sevinirdim bile. Kısacası bu ilk bakışta dizinin ne söylediğine takılmayacağım ama nasıl söylediğiyle ilgili birkaç kelam etmek lazım.

Hikaye, Türkçe ezan okunduğu dönemlerde dedesinin buna karşı durması yüzünden devrin gaddar askerleriyle çıkan arbede sonucu babasını kaybeden Arif üzerine kurulmuş. Arif arslan gibi imam hatipli bir delikanlı ve tek derdi okumak. Bu yolda ilerleyerek düzenden babasının hesabını sormak. Fakat devir hesap sorulan değil her gün yeni hesapların açıldığı bir devir. İnsana kendi halinde yaşama fırsatı verilmiyor. Öyle ki bir sünnet bile neşe içinde yapılamıyor. 

Hoff akşama kadar devrim olsa bari...

Dizinin imkansız aşkı da tam bu noktada doğuyor. Komünist gençlerin Amerikan elçisinin arabasını yakma olayıyla karşılaşmış Arif, arkadaşları ve sünnet çocukları geri vitese takıp dönmek yerine arabadan inip mağdur olmayı seçiyorlar. İyi ki de seçiyorlar. Parkalı kızla, Milli Türk Talebe Birliği üyesi gencin aşkı başlıyor. Sistem her ne kadar çatışmadan yanaysa da bir o kadar aşka destek olmalı ki birbirinden davacı iki kişiyi aynı arabayla, aralarına polis dahi oturtmadan merkeze götürüyorlar. Maksat muhabbetleri artsın. Son derece iddialı bir giriş sahnesinin ardından hikayeye bu denli alelacele başlamak dizi için net bir eksi puan. Arif, çocuklarla yine olayların ortasında kalabilirdi, Tümay ile yine bu şekilde karşılaşabilirdi. Temelde hiçbir problem yok ama ne yazık ki bir özen de yok ve bu özensizlik dizi boyunca devam etti. Üstelik tek problemimiz de bu değil.

Dizinin kötü adamı Zafer Komutan’ın karısı belli ki ağır bir dram yaşıyor. Kocası Nesteren adında bir başka kadını tercih etmiş. Keza o kadın da kendi içinde bir dram yaşıyor ama bunlar bize ulaşıyor mu? Hayır. Hikayelerinin geçmişini bilmediğimizden tam ortasına düştüğümüzde bir empati de kurmamız mümkün olmuyor. Ortada mutsuz iki kadın ve astığı astık, kestiği kestik bir adam var. Eyvallah diyoruz, o kadar. Arif’in dramına derin bir temel kazan senaryo ekibi başkaca hiçbir dram için benzer bir zahmete girmemiş. Sonuç: Seyirciye ulaşmayan duygular yığını... 

“Hiç mi bir şey dokunmadı?” diye sorarsanız dokundu elbette… Arif’in bacısı olarak gördüğü Zeynep ile evlilik hikayesi gerçekten dokundu. Fakat onda da bu toplumun o hüznü ve yüzleşmenin zorluğunu genetik kodlarına işlenmişçesine bilmesinden kaynaklanıyor. Yani onun da geçmişi bizde ziyadesiyle var. O yüzden yerine ulaşıyor. 


Yazı devam ediyor...

BUNLARI DA SEVERSİN

DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 9
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 17
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 48
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 69
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 54
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER