Gülfem Sipahi: Hayatımın dikeni kardeşimmiş!
Çoğu kadın âşık olduğu adamdan evlat sahibi olmayı arzu eder. Ondan gelecek genlerin, kendi genleriyle karışmasını ve bu karışımdan dünya harikası bir meyve oluşmasını diler. Nitekim Gülru da içinden bu duyguları geçirmiştir. Hem kim istemez ki aşk meyvesini? Ama atladıkları şey; onların hiçbir zaman normal bir ilişkiye sahip olamamasıydı. Hayat, her insana gösterdiği zorlu sınavlarını Ömer ile Gülru’ya da gösterdi. Kavuştuklarına, bir olduklarına alışamadan ilişkileri ellerinden kayıp gitti.


Iıığğğğ... Ömer! Bunun doğumu da var.
 
Salih Efendi’nin ölümünü biz izleyiciler olarak hafife almışız. Gülfem ile Cahide Hanım’a karşı intikam savaşı diye biliyorduk. Yanılmışız. Aslında Güllerin Savaşı’nın derinden sarsacak tek dönüm noktası Salih Efendi’nin ölümü olmuş. Gülru intikam yemini ederken sevdiği adamı kaybetmeyi göze almıştı. Kaldı ki kaybetti de. Evet, Ömer’in de dediği gibi bu süreçte çok şey yaşandı. Her ne yaşandıysa yaşansın, bir daha söylüyorum, Gülru bir kadın olarak Ömer tarafın öyle yüzüstü bırakılmayı hak etmiyordu.

Jr. Salih Sipahioğlu 

Başta da dediğim üzere kim istemez bebeğinin aşk meyvesi olmasını? Bebek Hekimoğlu – Sipahi (ne olduğuna karar veremedim), annesinin gözünde hiçbir zaman intikam bebeği olarak görülmeyecek. Çünkü Gülru bebeğinin bu gerçeği öğrenmesini ömrü elverdiği sürece izin vermez. Ömer’e gelince ise daha bebeğinin varlığını annesinin ölümü ile öğrenen biri olarak Gülru’ya rahat vermiyor. Bebeğinin ultrasondaki kalp atışlarını duyduktan sonra da babalık haklarından vazgeçeceğini hiç sanmıyorum. Ömer, Gülru’nun hayâlini alırken; Gülru, Ömer’in gerçeğini çalabilecek mi? 


BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER