"İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlardan
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından"
Diye satırları devam eden biçok kişinin bildiği,
sözleri Turgut Uyar'a ait olan şiirdir.
Ben bununla başladım ve sanıyorsunuz ki Joko böylesine şairane oyun.
Sanıyorsunuz ki Joko şair ve Joko'nun doğum gününü böyle eğlencelerle
kutluyorlar. Dıztttt yanlış cevap. Çünkü Joko'nun Doğum Günü kara mizahın
harmanlandığı, her döneme ait bi' oyun. Joko hep vardı, bugün hala var ve
insanoğlu olduğu sürece devam edecek bi' oyun.
Joko bir atık su deposunda işçi. Annesi, hasta babası ve
kardeşiyle beraber yaşıyor. Vee bir gün başkalarını sırtında taşımayı kabul
ediyor. İşte her ne oluyorsa hayatında tam da burada oluyor. "Ne gerek
var?" Mı dediniz??? Etrafınızda hiç böyle birisi yok mu?? Sırtında
insanları taşıyan???
"Bıraksaydı mı?" Dediniz??? Öylesine sistem
içerisine girip fabrikasında aldığı paradan çok daha fazlasını kazanan kişi yok
mu etrafınızda?? Peki neler yaptı??
"Onun iyiliğini düşünenlere söyleseydi mi?"
Diyorsunuz??? Etrafınızda gerçekten sevdiğiniz kişilere akıl vermeye çalışırken
kaçı sizin niyetinizin iyi olduğunu hissetti?? Bakın gerçekten diyorum çünkü
insanoğlu öyle bi' canlı ki bazen siz sevdiğinizi düşünürken karşı tarafı o
aslında sizi içten içten kıskanıyor olabilir. Şaka gibi gelen durumun hiç de
şaka olmadığını yaşadıklarınız "tecrübe" adı altında size öğretiyor.
Bazen seni kıskanıyorum ve senden doğruları duymak istemiyorum, denmez ^^
Nasıl yaaa oyun yorumu mu içimdekileri de döküyorum.
Demiyorsunuz değil mi?? :)) İnanın oyun tam da böyle bir noktada.. Ve oyunun
yazarı Roland Topor öylesine nokta atışlı repliklerle yazmış ki oyunu ve şairliği
ve ressamlığı ve Fransız olmasının tüm birikimlerini kullandığını hissettim.
Veeeee neden sanmadığımız Göğe Bakalım kısmında?? Oyunda
geçen bi' replik her şeyi açıklıyor bize..
Joko der ki:
“Bir de sizleri taşımaya
başladığımdan beri yere bakıyorum hep, daha önce göğe bakardım...”
Artık göğe bakmanın hayal, yerle bütünleşmenin gerçek olduğu
noktadan sesleniyor başrolümüz.
Artık göğe bakmanın olmadığı, yere daha daha yere en
sonunda belki de en dibe bakmaya doğru gidişatı görüyor.
Oyunun yönetmeni Muhammet Uzuner, metni çok makul süreye
yaymış. Tek perde, 60 dk, enfes sahneler. Veee oyuncuların hepsinden en faydalı
nasıl yararlanılabilinirse öyle faydalanmış. Sahne hem sokak hem depo hem yol
hem insan hem ev hem eşya hem aklınıza gelen her şey oluvermiş. Ufak nüanslarla
hepsiyle bağ kurmanın hoş yoluna gidilmiş.
Nihan Şen'in elinden çıkan kostümler yerli yerinde olurken
oyunun fiziksel yoğunluğuna koreografilerini yapan Hicran Akın sağlam yön
vermiş. Ve tam ekip işi olan bi' oyun izledim ben sahnede. Tüm oyuncuların
enerjileri, fiziksel performansları gayet iyiydi. Yalnız izninizle Ali Güvendi'yi bi' tık fazla beğendiğimi söylemeden geçemeyeceğim. ^.^
Sistem eleştirisini incelerle yakalayıp tatlı-sert ve olması
gereken dozda mizahı da içine ekleyerek harmanlayan CAS ekibini tebrik
ediyorum. Oyunu hele ki daha önceden izlemediyseniz mutlaka yakalayın.
İzleyenlere de (evet, ben de o taraftayım) CAS versiyonuna mutlaka bakın diyorum... Hem unutmayın; tiyatro iyidir, iyileştirir.
Sevgiler...
* Turgut Uyar - Göğe Bakma Durağı
OYUN KÜNYE BİLGİLERİ
Yazan: Roland Topor
Çeviren: Mine Kırıkkanat
Yöneten: Muhammet Uzuner
Oynayanlar: Ali Güvendi, Bilge Nur Serçe, Harun Özkan, İrem Ala, Petek Kayaalp, Sude Gediktaş, Zeynep Yüce
Dramaturg: Oya Yağcı
Sahne Tasarımı: Veli Kahraman
Koreografi: Hicran Akın
Müzik: Berkay Özideş
Işık Tasarımı: Muhammet Uzuner
Kostüm Tasarımı: Nihan Şen
Oyun Fotoğrafları: Arzu Gamze Kılınç
Yönetmen Yardımcısı: Murat Aytekin
Işık Kumanda: Ekin Bora Boran, Osman Onur Can
Efekt Kumanda: Murat Aytekin