Poyrazlama sanatının en güzel örnekleri
Seni, seviyorum.
Oooh dağ havası iyi geldi valla. Uzaklardaydım ama yine de şartları bir hayli zorlayıp izledim dizimizi, ondan diyorum. N’aber sevgili Poyraz Karayelci? Bölüm fena gitmiyor; sona doğru verdiniz de hüznü diyecektim, Poyraz’ın Mete’ye gıcıklığından Meltem’i Ufuk’la yalnız bırakmasına bile amenna demiştim, ama keşke bölüm Kurtlar Vadisi-Arka Sokaklar kıvamında sona ermeyeydi.  

Bir de yeni bölüm diye geçen bölümün son beş dakikasıyla başlatma olayı yeni mi çıktı kuzum? Neyse, asıl yeni bölüm başlangıcında her haltın arkasından çıkmasıyla böh dedirten gerçek kötümüz Adil Topal %100 filan diyerek afilli bir açılış yaptı. Sonra işte bir yanda teoride iyi olması gereken milletvekilimiz İsmail Karayel, her an bir Fransız filminde oynayacakmış gibi duran yeni emniyet müdürümüz ve çiçeği burnunda emniyet amirimiz Poyraz Karayel, diğer yanda teoride kötü olması gereken yeni babamız Sadreddin Umman ve birtakım daha evvel görmediğimiz mafya babaları. İsmail Poyraz’a, "Ayşegül’den uzak dur." dedi, Poyraz’ın yeni ‘tehlikeli oyunlar’ı başlamış oldu. Yalnız ne araba övdünüz arkadaş. Tamam dünyanın en süper arabası hee. 


Tutunamıyor.

Ba ba ba ba Poyraz’a bak. Yeni terfi almış, sevgilisi bir yanda eski karısı bir yanda, altında cip, “Düzene ayak uydursam böyle olur muydum?”. Ya bi git allasen. Hiç sorma ‘bacım ne yiyon ne içiyon, faturaları zamanında ödeyebiliyon mu?’ diye. Anca Ayşegül’le Hollywood usülü randevulara git, poyrazlama icra et. Ayşegül de ondan aşağı kalmıyor. Peruklar, gözlükler, deri eldivenler bişiler. “Kiss me like there is no tomorrow.” Uuu beybi. Etkilenemiyorum lakin. Poyraz da dürüstlük abidesi olduğundan “Eskiden sadece sana yalan söylüyordum, şimdi senin dışında herkese yalan söylüyorum.” diyor Ayşegül’e. Sie ordan. Birisi Begüm’ü tam anlamıyla depresyona soktu, öbürü Mete’ye biblo temizletti zaten. Mete dizinin tüm enerjisini sömürdüğün, deepfreeze’den çıkmış balıktan hallice olduğun için sen umrumda değilsin ama Begüm’e üzülüyorum. 


Al kırdın, kırdın.

Lakin Adil’in Bahri’nin kan davalısı çıkması ve geçen bölümde kendisinden bi nane öğrenemedikleri hapisteki adli tıpçı elemanın Mete’nin arkadaşının gönülsüz de olsa bilgi vermesiyle öttürülmesi sonucu Ayşegül-Poyraz arasına bir de Onur girdi. Bu geçen sezonki gerçekten çok daha ağır bir gerçek. Ayşegül ve Poyraz çiftini bir yanda Begüm bir yanda bu ağır vaziyetler nedeniyle çok daha zor günler bekliyor gibi. O yüzden şu kanepede uyumaktan bir an önce vazgeçin gençler. 


Şam babası

İsmail, öff Adil işte, ne pis bir organizma çıktı ya. Despina’ya da göz koydu o hengâmede. Şerrefsiz herif. Bu adamın Poyraz-Meltem kardeşlerin biyolojik babası olması ihtimali giderek inandırıcılığını kaybediyor bende. Zira Sinan’ın da söylediği gibi: “Babalar mutlu olmaz ki, onlar hep başkalarını düşünür.” Ama bizim baba adeta pure evil. Var bi' katakulli ama öğreneceğiz bakalım. Bu arada Meltem’in İsmail’in arabaya dinleme cihazı koyması konusunda bahisleri açıyorum. Sinan demişken “Atlar denizden, gemiler karadan gidiyor.” diye şaşırmanı yerim senin.  Zaten at denince bende akan sular durur. ^.^


Fincanı taştan oyarlar.

Sema’nın yeni evinin dışında da bir at detayı vardı bak, Elf gözlerimle yakaladım. Sema Dafne’ye ne yaptı öyle yaa. Kapak mı dersin, doksana takmak mı, thug life mı? Hepimizin içinin yağları eridi. Sefer ikinci yüzük rezaletinden panda ayısıyla (hem de Beşiktaşlı) belki kurtulabilirdi ama fotoğraf olayı Sema’yı iyice dellendirdi. Bu noktada SefSeci yoldaşlarıma sormak isterim: Size de Sema bizim cümlelerimizi kuruyormuş gibi gelmedi mi bu bölüm? Hani elin kızlarına bana bile anlatmadığın şeyleri anlatıyorsun derken. Ama Semacım biz de onu diyoruz zaten, doğru dürüst oturup konuşmuyorsunuz ki. Her gün Adil’den Ufuk’tan bahsederek ömür mü geçer yahu. Ayrıca merak etme, Dafne Sefer’i duygusal bir anında yakaladı, çok bir şey anlatmadı zaten ama normalde o ketumlukla onları da söylemezdi. Zaten Sefer’in Dafne’ye ısrarla Defne demesi kalp ben.  O değil de 22 Ekim’den 18 Kasım’a ertelenmiş düğün davetiyenizdeki narenciye filesini hanginiz düşündüyse on puan on puan on puan yüz puanla şampiyon. Düğünü niye ertelediniz diye sormuyorum ama 18 Kasım örgütü diye bir örgütten bahsedildiydi hatırlarsanız. Tehlikenin farkında mısınız? Düğünlere aksiyon katılmasıyla genelde görkemli sahneler ortaya çıkar. Bakalım bu nikah kıyılabilecek mi? Çiftimizin dargınlığı fazla uzatamaması da ne kadar tatlı bir olay. 






BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER