Ya yaşat ya öldür,asla yarım bırakma...
Aşk bir seçenek olsaydı kolay kolay kimse gidip seçmezdi diye düşünüyorum. Sonuçta yüzyıllardır üstüne bu kadar yazılıp çizilen şeyin vücuttaki su oranımızdan daha fazla bir oranla acı içerdiği ortada... Bu yüzden kendisi seçeneklikten çıkıp zorla güzellik kontenjanından bizde can buluyor.

Ve biz her zaman her yerde karşımıza çıkan, bu aşk denen şeyi izlemeyi yeri geliyor yaşamaya tercih ediyoruz. Hayalimizde aşkın hallerini sevdiğimiz karakterlere yüklemek, onların üstünde denetleyip kontrol altında tutmaya çalışmak daha kolayımıza geliyor. Bu sebeple de herkesin  kendi izlediği çift üzerine saatlerce "Şu olsun, bunları yapsınlar, şunları da yaşasınlar." diye muhabbet çevirmek hoşuna gider gibi geliyor. E bu da sanal transfer işte...


 Bırakılmış bir köşebaşının en güzel tanımıdır adın... 

Ömer-Defne için birkaç bölümdür akmayan bir trafik söz konusuydu. Hani yola yaya devam etsen uzakta olsa bir yere varırsın ama bizimkiler molada çok beklediler. Çok söylendik ettik ama bu bölüm o molada geçen vaktin ilacı oldu. Şöyle, dizinin bir silkelendiğini hissettik. Çok değişen bir şey olmadı belki ama bu ilerlemeler bile biz izleyenler için büyük adımlardı.

Sinan cephesinde ortalık biraz sislendi ama artık bunun olması zaten kaçınılmazdı. Adam dostu için sevdiği kadından vazgeçebilme yürekliliğini gösterdi, bugüne kadar belli ki Ömer ne derse muhalefet olmadan tam destekleyici olmaya da devam etmişti de... E zamanı geldi su bardağı aştı, Sinan da taştı. Ve Necmi'nin Sinan için dediği "Herkesin senden öğreneceği bir şey var." cümlesi ne kadar da doğruydu. Sinan en başında iyi yürekli bir adam... İyimser bir adam... "En azından aşık olacağım kadına rastlayacak kadar şanslıyım..." ne büyük yürekli bir adamın cümlesi... 


Herkesin bir gideni vardır,içinden bir türlü uğurlayamadığı...

Ömer bu bölüm başka bir tatlıydı. Sevdiği kadının bir şeyleri yanlış anlamaması için verdiği çırpınışları, onsuzken onunla olabilme hissi... Defne'ye her bakışında iliklerine kadar hissettiği özlem ve tutkuyu eskisi kadar saklayamıyordu mesela... Çünkü içinde 7.8 şiddetindeki duygusal deprem o gereksiz duvarların yüzde ellisini alıp götürdü. Ve biz de bu özlediğimiz,beklediğimiz,görmeyi istediğimiz Ömer ile daha haşır neşir olduk.





BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER