Fargo: Kaosun kapısında...

Bilen bilir Fargo benim en kıymetlimdir. Aslında ilk geldiği zaman pek de umursamamıştım. Ranini bana “izle çok seveceksin, izle bayılacaksın” derken hep geçiştiriyordum. Sonra bir gece hasbelkader Fargo’yla yolumuz kesişti ve resmen tutuldum. Gerçekten fazlasıyla yabancı dizi izlerim ve Fargo daha önce izlediğim hiçbir şeye benzemiyordu. Ortada inanılmaz bir zeka ve hikaye vardı. O andan itibaren Fargo’yu o kadar sevmiştim ki devlet olsa askerliğine yazılır teskereyi orada bırakırdım. 

Dürüst olalım Coen kardeşler dahil kimse Fargo'dan böyle bir mükemmelik beklemiyordu. Hani bazı sahnelerde adam koşarak kaçar, kaçar da en son nefes almak için durur ve bir iki soluktan sonra birden hızla kamyon çarpar ya... Sektöre etkisi tam olarak buydu. Koşmaktan yorulmuş sektöre bir kamyon gibi çarptı. 

Fakat sektör ve genel izleyici üstünden geçen kamyondan o kadar habersizdi ki, farkına varması için o ana kadar tüm ödüllerde favori gösterilen ve dilden dile dolaşan kasıntı karakterlere sahip True Detective’i de ezip geçmesi gerekiyordu. 

Biri True Detective mi dedi?

Evet, bunu yaptı Fargo. Herkesin delirdiği Matthew McConaughey ve True Detective’yi asfalttan zor kazıdılar. Fargo tüm ihtişamıyla geçen senenin zirvesine oturdu. Belki rating’de ve popülaritede değil ama kalite olarak kesinlikle tahtın sahibiydi ki bana sorarsanız sadece geçen senenin değil son bir kaç yılın en iyi işiydi.

Çıta bu kadar yükselmişken heyecanla ikinci sezonu beklemeye başladık ama ne yalan söyleyeyim içten içe beklentileri karşılayamayacağına dair bir korkum da yok değildi. Fargo da aynı kaygıyı gütmüş olacak ki geçen sene Nisan ayında karşımıza çıkmışken bu sene Ekim ayında çıktılar. Yani tarihi tam altı ay ileri attılar. Bu takvimle 2015’in Emmy'sini ıskalıyorlardı ama umursamadılar. 

Bu süreçte de bize sık sık 7 saniyelik, 10 saniyelik içinde yoğun bir estetik ve ince zeka bulunduran tanıtımlar sundular. Her bir tanıtıma bayılsam da çok tanıtılan işin kendisinde bir problem olduğunu düşünürüm. Telaşım artmıştı. O yüzden Fargo’nun gelişini içten içe istememeye bile başlamıştım. 

Raad ol kanki biz gelmeden True Detective'yi gömdüler.

Ayrıca bölüm, bölüm yazma fikri itiraf edeyim söz konusu Fargo olunca biraz soğuk geliyordu. Zira Game of Thrones’in tüm o spoiler risklerini bile göze alarak minimum iki bölüm biriktirmeden izlemiyorum. 

Memur çocuğu olarak büyüdüm ben. Tavuklu pilavın tavuğu, izmir köftenin köftesi muntazaman az olurdu. Yumurtanın sarısı pek kıymetliydi ve bu tip güzellikler çabucak bitmesin diye olabildiğince yemeğin sonuna ertelenirdi. Yabancı dizi severler arasında yalnız değilim biliyorum. 

Böylesi garip bir disiplinle büyüyen çocuklar olarak sevdiğimiz dizileri günü gününe tüketmemizi istemek hakikaten büyük bir beklenti. Fakat ne Fargo’yu başkasına verebilirim ne de onu ranini.tv’den eksik tutabilirim. O yüzden tüm o biriktirerek izleme sefamdan vazgeçerek ve kaygılarımı ardımda bırakarak ilk bölümün başına oturdum…

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER