Gümüş denizinde boğulursun inşallah!
Ulan şu kadına yapılır mı beee...

Sezon başından beri diziyi izler, hemen ardından yorumu yazmaya başlardım. Bu sefer bir saat kadar bekleme gereği hissettim. Zira hemen yazmaya başlasam muhtelen son derece kötü sözler söyleyecektim ve Ranini’den azarı işitecektim.

Bu yazdıklarımdan bölümü beğenmediğim sonucu çıkmasın. Bence tüm mantık hatalarına rağmen nefis bir sezon finali oldu. Daha önce başka dizi yorumlarımda da söylemiştim. Dizi izlerken ara ara bitmesine ne kadar kaldığına bakarım. Bu bölüm hiç bakma gereği duymadım.

Mevlam fırsat vermesin. Amin.

Daha ilk sahnede resmen kanım dondu. The Strain’de pek çok gergin ve zor anlar yaşadık ama bu kadar ürpertici bir an benim için daha önce olmamıştı. Tüm o çengeller, kafesler ve Eichorst’un sorduğu fırın meselesi dehşetti. Belli ki Eichorst, Nazi zamanından kalma yöntemleri tekrar kullanacak. Doyamadı gitti.

İlk sahnenin verdiği ürpertinin ardından Setrakian’ın tutumu belki de gereğinden fazla gülmemize sebep oldu. Fotoğraf çekiminde gülümsememesinden ziyade “gidiyorum” diyen Zach’i sallamamasıyla İhtiyar, gönlümde bir kez daha taht kurdu. Adamsın.


Siz The Strain'de oynamıyor musunuz? Bir selfie çekilelim lütfeeeennnn

Birkaç bölümdür dile getireceğim ama bir türlü fırsat bulamadım. Bu salgın ve derin istila en çok Fet’e yaradı. Önceden “freak” sayılabilecek belli ki uyumsuz ve şahsına münhasır birisiydi. Şimdi açıldı da açıldı. Aklıma The Walking Dead’de zombi apokalipsi gerçekleşmeden önce sıradan bir insan olan Vali karakteri geldi. Tabii Fet onun tam zıttı bir yerde. Onu izlemek her geçen bölüm daha fazla keyif vermeye başladı. 

Geçen bölüm yazımda “Sabahı beklemeyin geceden basın.” demiştim. Sakalım yok ki dinlesinler. Aslında var ama demek ki bir işe yaramıyor. Kitabın açık arttırması şahane ilerledi. 323 milyon dolar öylesi bir kitap için az bile ama yine de rakamlarda problem var bence… 

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER