Ateşten korksak sevdana yanmazdık
Asiye: Şu sıralar da herkes havalarda, uçak biletleri bedava herhalde!
Çetin: Söylediklerimi üstüne alıyormuşşun, al tabi güzelim üşütürsün.


Haftalar boyu hep karavana atan Semra Hanım bu hafta hedefi sonunda(!) on ikiden vurunca aslında toz pembe duran hayallerin ne denli büyük felaketlere gebe olduğunu biz de anlamış olduk.. O yalıda yaşamak Asiye'nin hayallerini süslüyordu ama bedelinin bu kadar ağır olacağını kimse tahmin edemezdi. Baba-kız arasındaki ilişki üzerine burada uzun uzun konuşacak değilim ama herkesin bildiği birşey var ki kız çocuklarının ilk aşkı babasıdır. Asiye'nin ilk darbeyi babasından yediğini savundum hep. Çünkü mutlu bir hayatın ilk adımının mutlu bir aile olduğunu biliyorum. O yüzden Asiye'nin 'keşke beni sevseydin de ben de kaçmasaydım' cümlesi aslında bütün hikayeyi özetliyor. Asiye mutsuzluktan kaçtığını herşeyin çok güzel olacağını düşündükçe daha büyük uçurumlara sürüklendi, debelendikçe daha çok battı. Daha da batacak, hikayenin ufkunda görülen bu.



Fatma is joker :) 

Salim'in ölmeyeceğini biliyordum ama bu hamlenin zaman kurtarmalı altı boş bir adım değil de hikayedeki diğer olaylara farkındalik yarattığını düşündüğüm için çok mantıklı olduğunu düşünüyorum. Mesala Pervin'in Salim'e karşı içinde zerre bir bir duygu olmadığından emin oldum. Sevgiden eser yoktu zaten ama en azından bir vefa beklerdim ama O hala ustabaşılığın, o pastayı kendi yemesi ihtimalinin üstünde durdu. 

Fatma mesala, jokerliğin zirvesindeydi yine bu hafta. Arkadaşlarının hayatı için çocuklara bakıcılık ta yaptı, çöp te karıştırdı,.. 


Abla bitmedi olayların. by Mine 

Ayağına taş takılsa Taylan'a alo diyen Mine bu hafta onun varlığından bile habersizdi. Ben bu noktada çok mutlu oldum çünkü o ilişkiye zerre inancım yoktu. AMA evet burada koca büyük bir ama var. Aklımda biriken soruları şöylece sıralıyor ve sizden de yorum bekliyorum..



Taylan ve Mine ilişkisi neden vardı? 
Neden gerçekleşti?
Bize bu ilişkiden geri kalan Mine'nin Ali'yi; Taylan'ın da Asiye'yi farketmesi oldu. Peki bu çatışmanın gerçek amacı bu muydu? 
Fonda çalan Sezen Aksular, Müslüm Babalar onlar için mi söyledi?
Madem bu kadar melankolik bir aşk olcaktı neden iki bölüm de oldu bittiye getirildi? 
Çiftlerin birbirini farketmesinin başka bir yolu yok muydu? 
Bu hikaye yaratılırken Taylan'ın sırasıyla iki kardeşe ilgi duyması ve her birini aşk zannetmesi o karakterin inandırcılığını yitireceği veya antipatikleşeceği gerçeğini yazarlar, yapımcı yahut yönetmen fark etmedi mi?


Sucuk mu yedin sen? by Taylan

Eskiden eve girer girmez o muhteşem mıy mıy tavırlarıyla 'Annicim bin gildim nisilsin' diyen Taylan'ın bu haftaki giriş cümlesi 'Babamın mezarından sen mi çıkarttın' olunca hepimiz aslında o yalıda hiç bir şeyin artık istense de eskisi gibi olamayacağını anladık bir kez daha. Her hafta gittikçe değişen tavrı ve sertleşen uslubuyla (Beni sevmiyorsun diye ağlayan Hale'ye bakan Taylan ilk bölümlerdeki Taylan değildi.)Taylan dizi tarihinde (eğer altı boş kalmazsa) en güzel evrilen karakterlerden olacak bence. Bir anda bu kadar zekileşen ip uçlarından bütün olayları çözen Taylan'a rağmen gittikçe körleşen Hale'nin hali ise içler acısı... O'nun hakkında söylenecek tek söz çok güzel giyiniyor net! Salonda kıyamet kopsa şıkır şıkır giyinmeden çıkmıyor ortaya. Tam bir tarz ikonu! Ama bu kadar. O'nun Semra Hanım'la iş birliği yapması konusunda baştan beri tavrım net, bence bu olaylara hiç girilmemeliydi. Çünkü bir başkasının yanında yer almak değildi Hale'nin ki resmen sığınmaktı. O zaman O'nun hikayedeki varlığının tehlikeye girdiğini düşünüyorum. Çünkü başlı başına bir hikayeyi sürüklemektense  başka bir hikayenin figüranı oldu. O yüzden bir an önce Hale'nin eski haline gelmesi taraftarıyım. Ayrıca şu an ki mevcut durumu gördükten sonra keşke zamanında Asiye-Hale dayanışması uzun sürseymiş diyorum. Çünkü şu an onlar bir çatışmanın unsuru olmaktan çok uzaklar. Uzaktan uzaktan sadece birbirlerine laf sokmak ve etrafında dönen herşeyden birbirlerini sorumlu tutmaları sadece uzatma sahneler olmaktan öteye gitmiyor.




Bu hafta hiç karşı karşıya gelmedik rahatça çemkiremedim bırakır mısınız lütfen! by Hale


Taylan'ın Asiye benden şüphelendi cümlesine Çetin'in 'Oh iyi seni de silmiş' tepkisi ise en gerçek aşık tepkisiydi. Çetin hiç şüphesiz bu hikayenin en çok seveni, başından beri söylüyorum eğer aşık arıyorsa tek kişi O. Asiye'nin hala tam olarak çözüldüğüne inamıyorum. Bunun sebebi sürekli dönen entrikalardan aşka ayrılan zamanın kısalığı da olabilir tabi. 



Olay buraya da geldi bravo!


Semra Hanım'ın hikayesini başından beri sevmiyorum. Ama bu hafta artık açık açık yaptıklarını itiraf etmesi güzel detaydı.(her ne kadar inkar etse de Asiye'nin artık süphe edecek saflıkta bir karakter olmadığına inanıyorum..)  Çünkü O bunca oyun çevirmesine rağmen Çetin'in gözünde hala pir-ü pak olması benim için büyük defoydu. Çünkü Çetin için anneannesi yıkılmaz kale, Asiye her ne kadar şüphelense de dengesiz tavırlarından emin olamadığı için bir türlü ilerlemiyordu hikaye. Çetin'in çıkmazları ve alacağı kararlar şimdi daha çekici bir faktör olabilir.. Çünkü Asiye artık emin. Aynı zamanda bunu bilmesine rağmen yapabileceklerinin de kısıtlı olması benim için daha iştah kabartcı. Yani tek başına Semra Hanım'ın hikayesine hatta karakterin kendisine tamamen karşıyım ama depremlerinin etrafında yarattığı kendinden daha büyük artçı sarsıntılarının hikayeyi alevlendireceğini düşünüyorum


Ömer ise tam bir kara kutu. O babasız geçmiş çocukluğunun acısını çıkarmaya çalışan mahsum bir adam olmaktan çok ötede. O büyük elmanın peşinde. Soyadını alma davasından bir adım geri atmıyor ve bu uğurda yapabileceği şeyler çok tehlikeli boyuta gelebilir  O da bundan çekinmiyor.  Gözünü karartması yapabileceklerinin sınırının olmadığının ispatı. Canan ise ne yaptığını anlayamadığım bir karakter. Ömer'e aşık ama Çetin'e olabilecekleri haber ediyor. Oynadıkları oyundan rahatsız ama devam ettirecek kadar Ömer'e bağlı. Tam vazgeçecekken başka hamlelerle oyuna dahil oluyor. Başta bahsettiğim gibi yüzeysel kalmazlar ve hikayelerinde derine inilirse onların da çok güzel çatışmalar üreteceğine eminim.


Asiye kendi melankolik hikayesinde ölüme yürürken herkesle vedalaştı.  Sevdikleri için kendi canından vazgeçmek karakterin ruhunda var. Ama hepimizin bildiği birşey var. 'Başrol olum O. O, ölürse dizi biter!

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER