Şüphenin cemresi zihnine düştü bir kere!
Gelin, bu bölüm yazısı Ömer’in olsun. Çünkü kulaklarımızda Arda’nın “senin ağabeyin kendini satmış, kirli bir polis!” sesi çınlarken başka bir şeyden konuşamayız sanki.




Bölüme Hüseyin-Nedret-Tayyar üçlüsünün oluşturduğu Voltran'ın acımasız ilk planı ile başladık. Hüseyin zerre renk vermeden İpek’i ve Elif’i yan yana getirmeyi başarıp, Ömer’in zamanında söylemediği (Fatma Hanım’ın değişi ile zamanında yediği hurmalar nedeni ile) gerçekleri kullanarak, Nedret Hala’nın arkadan verdiği destekle Elif’i büyük bir şoka soktu. Hüseyin Ömer’i öyle zor bir duruma sokmuştu ki henüz Arda’nın söylediklerini sindirememişken (kalbi kağıtlarla kesilmiş gibi ince ince kanarken) Elif’i, O'na hesap sorarken buldu. Bir acıyı en iyi başka bir acı unutturur ya. Elif’i –hayatındaki tek gerçeği- bu şekilde hüzünlerin içinde boğulmuş görmek, Ömer’i Hüseyin’in kabusundan kurtardı.

Bir sarılış, her şeyi unutturur çoğu zaman.

Hüseyin ve Nedret’in ön göremediği ise hayatları iki cesetle birbirine bağlanmış bu aşıkların geçmişin gölgesinden korkmayacağı idi. Ve belki de Ömer’in 13. Bölümdeki itiraf öpücüğünden sonraki en romantik sahne ile ömürlerini bir kez daha birbirlerine doladılar. Ancak dönen kameralara isyanı büyük olan bizlerin neden uçan kameralarla sınandığını anlayamıyorum. RTÜK’ün ayrıntılı tasvir ettiği “o öpücük” sonrası gelen uyarıdan olacak herhalde, romantik sahnelerin romantik dakikaları büyüteçle bakıp anlayabileceğimiz bir hal aldı.

Elif için vedaların ne kadar önemli olduğunu ilk sezondan biliyoruz. Bu bölümde tekrar etti: “İnsan en zor kime veda eder bilir misin? Son sözünü söyleyemediğine.” Bu nedenle Elif de biliyor İpek ile Ömer’in bitmeyen hikâyesi onların yeni başlayan hikâyelerine karışabilir. Hele de o çocuk Ömer’den ise- ki bence Ömer’den- ortalık hiç durulmayacak. Daha önce de demiştim; İpek sadece karaçalı olsun diye yazılmış bir karakter gibi durmamakta. İki üç bölümdür O’nun eski kocasına yapılan vurgu beni daha da kuşkulandırıyor. Belli ki İpek de, Elif’in Metin’in kıskacında olması gibi, zamanında birilerinin kıskacında kalmış ve Serhat ile evlenmek zorunda kalmış. Sanırım Ömer bir Sibel ile birlikte olmamış(ayrı şehirlerde yaşadıkları için diye düşünüyorum). Ve İpek ile Ömer’in gençken yaşadıkları aşkın coşkusunun sonucu: İpek, Serhat’la evlenirken, hamile idi diye düşünüyorum. Tabii ki bunlar benim alternatif senaryolarım. İzleyip göreceğiz.

'Bu gece gönlünde ya beni asacaksın ya ağabeyini!'

Bu bölüm aksiyonu ve heyecanı bol güzel bir bölüm olmasına rağmen Hüseyin ve Ömer cephesi, Ömer açısından çok hızlı gelişti bence. Özellikle Melike akşam ne içti merak ediyorum. Birden nasıl böyle bülbül kesildi? Bu zamana kadar toz kondurmadığı hayatına dair eksikleri bir bir Ömer’e anlattı. Hem de “senin ağabeyin çok yalancı Ömer” diyerek. Burayı pek inandırıcı bulamadım.

Arda Ömer’in aklındaki şüphe tilkilerini bir kere dürttü. Ömer’in içindeki polis susar mı? Sürekli aynı soruyu tekrar etti: Ağabeyim kirli bir polis mi? Ve o saatten sonra ağabeyi ile ilgili baktığı her şeyde o şüpheyi gördü. Bu bölüm bir yanda Hüseyin’in kartlarını, bir yanda Ömer’in kartlarını gördük. Bu nedenle çok heyecanlı ve gerilimli bir bölüm oldu. Ömer aklındaki şüpheyi çürütmek için ağabeyini takibe aldı. Hüseyin’in uzun zamandır görmediğimiz ikinci karısını ve çocuğunu öğrendi. İtiraf edeyim ben Ömer’den daha etkili bir yıkılış bekledim. Öğrendiklerini yine sakin karşıladı Ömer: Elindeki kalem düştü, bir iki direksiyon yumrukladı. Arada düğün tarihi aldı, sinemaya gitti. Ben kardeşimle ilgili bu kadar şey öğrensem ya da böyle şeylerden şüphe ediyor olsam felç olurdum. Ruhum dahi kıpırdamazdı. Demek ki komiser tarafı O’nu soğukkanlı tutmayı başarıyor.

Hızır hafiyeler iş başında.

Svetlana’nın geçmişi araştırdılar. Hüseyin’in cinayeti örtbas ettiğini de düşündüler ama en önemli noktayı gözden kaçırdılar gibi: Öldürülen ve ört bas edilen adam kim idi? Kimlerle ne bağlantısı vardı? Eğer Tayyar bu cinayet ile Hüseyin’i kendine bağladıysa, bu cinayet ve ört bas edilen şeyler de önemli olmalı. O bağlantıları bulabilirse Ömer, Hüseyin’i istemese de Tayyar’la ilişkilendirir. Ve Arda’nın sorduğu ama Ömer’in şimdilik cevaplamak istemediği o sorunun cevabını da bulur: Hüseyin ağabeyin Sibel ve Ahmet Denizer cinayetleri ile bir ilişkisi olabilir mi?

Bu bölüm Arda, Ömer için suflör görevi gördü. Ömer'in aklına gelen ama dilinin söylemeye varmadığı ne varsa Arda patır patır dile getirdi. Tabi ki bu durum Hüseyin'in dikkatinden kaçmadı. Bölümün başından sonuna kadar hiç şüphesiz hepimiz Arda için dua ettik durduk. Arda her konuştuğunda tüylerimiz diken diken oldu ve içimizden “Arda’yı harcayacaklar Matmazel!” diye haykırdık. Bütün bölüm Tansu Taşanlar harika bir performans sergiledi. Tabi ki bu performansın başarısı, her yazımda belirttiğim gibi, Burak Tamdoğan’ın başarılı performansı ile desteklenmesinden de ileri geliyor. Bence bu dizi bittikten sonra Burak Tamdoğan’ın sahneleri derslerde “vücut performansı, mimik kullanma” gibi konularda örnek olarak gösterilmeli.

Star Wars'taki Darth Vader 'dan sonra karanlığın esir aldığı diğer iyi yürekli insan: Hüseyin.

Arda, Hüseyin ağabeyinin cinayetleri ört bas etmesi durumu için iyi niyetli mazaretler uydurmaya çalışa dursun, Hüseyin O'nun fişini çoktan çekti. Svetlana'nın eksik tasviri Hüseyin için son nokta oldu. Arda için en başından Tayyar'ın istediği şeye onay verdi.

Bu noktada durup düşünmek, biraz nefes almak lazım. Hüseyin nasıl bir insan? Ailesini korumak istiyor desek, Svetlana ile olan hayatına daha çok önem verdiği ile yüzleşiyoruz. Kardeşini korumaya çalışıyor desek, önce nişanlısını vurdu, şimdi de en yakın arkadaşı için vur emri verdi. Sanırım Hüseyin, babasının ölümü sonrası Ömer'in polis olmak için evi terk edip gitmesi nedeni ile sadece O'nun omuzlarına yüklenen sorumlulukların hıncını çıkarmaya çalışıyor. Bu bölüm Melike dedi ya kimse "Melike nasılsın? diye sormadı bana" diye. Hüseyin de kendisine bu sorunun hiç sorulmamış olmasına duyduğu öfkeyi bu şekilde boşaltıyor. Svetlana'ya başta gerçekten aşık oldu ve O'nda kendi istediği hayatı kendi istediği gibi yaşayabilmenin verdiği huzuru buldu. Ancak her seçimin sonuçları vardır. Hüseyin'in kendi hayatını kendi istediği gibi yaşama isteğinin sonucu, ne yazık ki Tayyar gibi psikopatların hiç kaçırmayacağı fırsatları doğurdu. Tayyar'ın bir işi halledeyim, kendimi bu bataklıktan kurtarırım. Sonra Tayyar'ın şu işini de halledeyim, kurtulmama çok az kaldı derken sanırım bir noktadan sonra iyi olmayı hepten bıraktı.

Geri bölüme dönersek, dualarımız işe yaramış olmalı ki İpek tesadüfler sonu Arda'ya tuzak kurulduğunu ve bu tuzağın nerede gerçekleşeceğini anladı. Herkes Arda için seferber olurken, Pelin komiserin göz yaşları arasında sosyal medyaya "Kim vurulacak?" sorusu damga vurdu.





İpek'in vurulması yukarıda da belirttiğim gibi İpek'in dizi için kilit bir karakter olduğu inancımı artırdı. Ancak rica edeceğim bu vurulma olayı sonrası Ömer'in ağabeyi yüzünden karışan aklı ve bildiği tüm gerçeklere olan inancını kaybetmesi sonucu Elif ile olan aşkı hakkında kuşkuya düşmesin. Ağabeyinin yüklerini Ömer sırtlanmasın ve bu nedenle Elif'ten uzaklaşırken, İpek ile olan yarım kalmış hikayelerini tamamlamaya çalışmasın.





 

BUNLARI DA SEVERSİN

DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 70
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 35
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 69
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 68
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 6
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 67
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 5
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER