Bir puzzle parçası...
Denizsipor oley^.^
Puzzle yapmayı çoğumuz severiz. Sevdiklerimize hediye alırken de aklımızdan geçer. Puzzle parçaları ne kadar çoksa o kadar zordur tamamlamak. Peki ya biri eksilirse ya da bir tanesi sende değilse?

İşte minik Deniz ile minik Yiğit’in de böyle bir puzzle macerası var. Güzeller güzeli minik Deniz Aslan, puzzle içerisinde saklanan ikinci kızı gördü. Yiğit’in gözlerindeki ışıltıyı da biz gördük. Ve o kız artık Deniz Aslan’ın anılarındaydı. Ta ki yıllar sonra başka bir yerde bambaşka şekilde buluşuncaya dek.


TuDen'ci olduğumu söylemiştim şekerler^.^

Neler olmuştu? Nerede kalmıştık?

Bir önceki bölümde çerçevelettirilmiş puzzle düşünce yere irkildi Deniz Aslan. Yiğit Balcı yine her zamanki “Sert ofis haliyle” bağırınca ise sinirlerimiz zıpladı. Lakin anıların değerini bilmiş olması Deniz kızı bir kez daha mutlu etti. Çünkü küçük şeylerle mutlu olmayı biliyordu. O sevindi, ben sevindim. Yanaklarım al al oldu. (Deniz Aslan kadar değil.)

Puzzle peşinde koşturan Deniz…

Anılarını koyduğu kutuyu açtığında puzzle, eline aldığı en önemli parça oldu. Hemen peşine çantasına koydu ve yanında taşıdı. Taşıdı daaaaa sonra ne oldu? Bingo! Yiğit Balcı’nın odasından çıkarken düşürdü. Düşürmesi önemli değildi de keşke o parça yere düşüp türlü işkenceler çektirmeseydi. Tüm gün boyunca bir ufak puzzle parçası uğruna ne Deniz’ler süründürdü.^^ Yerde timsah gibi sürünmesi sadece “Adamım Tuna’nın” dikkatini çekti ya, olsun. Yiğit Balcı’ya “Ayakkabını boyayayım abi.” demeye ramak kaldı. ( Aslında dedi; ama gayet kibarca.^^)


Ooooooo Tunaaaa oley Tuna

İspanyol dansı…

Bir kurtarıcı edasıyla Kahraman Tuna el attı duruma ve Balcı Yiğit ile dans etti. Ofis içinde pek hoş durmasa da mecburdu. Şükürler olsun Yiğit sadece -Ufak azar- ile geçiştirdi hadiseyi. Oysa daha çok çemkirmesini bekliyordum, net. Minnettarız Mr. Balcı. Deniz’in kurtarıcısı Tuna’dır, kabul etmeyene dalarım.


Tuna'nın kız kardeşi hi hi^^

Gelelim Tuna’nın diğer kısmına…

Deniz’i puzzle işinden kurtardı. Deniz de Tuna’yı başının tacı yaptı. Buraya kadar eyvallah. Yalnız Tuna’nın Deniz’e yaptıkları da ayrı olay. Neler mi yaptı? İzlemedin mi? Kaçırdın mı? Çok ayıp çok. Deniz’in masum hallerinden yararlanıp kız kardeşini kaybettiğini söyledi. Üzgün olduğunu ekledi. Bu arada tüm yemekleri tabii ki Deniz ısmarladı. Tuna demek durmadan -bedava yemek- yemek demek.^^ İşte tam bu sırada kardeşinden bahseden Tuna, telefondan resmini de gösterdi. İzleyenler olarak çok şanslıyız. Çünkü Tuna’nın kız kardeşi olarak bahsettiği yukarıdaki sevimli köpekti.^^

İrem mi nerede?

İrem’e gelmeden önce karakteri canlandıran Gonca Sarıyıldız’dan bahsetmek istiyorum. Kendisini ilk defa ekranlarda izleyen ben, çok sevdim. Çok doğal oynuyor. Yüzü ekrana yakışıyor. Ve kendimi “Nasıl daha önce bir dizide yolun karşılaşmamış?” derken duldum. Demek ki kısmet burayaymış dedim. İrem’e gelince aile bağı olmayan İrem’in en yakını Deniz olmuş. Deniz’in ailesi İrem’i de sarıp sarmalamış. Hatta Pırıl, İrem’e bayılma derecesinde hasta. Güzelliğine, kaşına, gözüne, kıyafetine…
Deniz’in aile kahvaltısına da katılan İrem, bir kez daha kendi derdine yandı. Deniz’in kardeşine yaptıkları da fenaydı. Kızın üstüne gitmeseydin iyiydi bacım.^^ Deniz’in al yanaklı babası da çok şeker değil mi? Deniz’in sonradan kendisine benzemesine de pek memnun. “İşte babasının kızı.” dersek sevincinden hediyeler bile alır. Neyse yine İrem’e döneyim.

Yazı devam ediyor...

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER