Aşk ve Öbür Cinler
Bütün dualar şöyle özetlenebilir;” demiş Turgenev, “Tanrım, ne olur iki kere iki dört etmesin.

Tanrının dünya üzerindeki tüm kullarının her gece yatmadan önce ettikleri, veya fark etmeden içinden geçirdikleri bütün o dualar tutsaydı şayet; insanoğlu için mutluluk sonsuz, sınırsız ve kesintisiz; dünya ise bambaşka bir yer olurdu. Ama tüm dualar çıkmaz. Bazıları gök kubbenin üstüne serpiştirilmiş milyonlarca yıldız arasında uçuşup kaybolur.

Veya biz öyle sanırız. Ettiğimiz dua öylesine imkansız görünür ki gözümüze o duayı ederken bile gerçek olmayacağına kendimizi şartlarız. Onunla nikah masasına doğru yürüyen -ve hayatı boyunca da hep dürüstlük prensibinin üzerine inşa ettiği bir yolda yürümüş olan- adama “her şey bir oyunla başladı” hikayesini anlatan kadının duası adam tarafından bağışlanmaktır;  fakat bildiği tek şey de affedilmemek pahasına bile olsa o gerçeği daha fazla içinde taşıyamadığıdır. 

Şaşkın değilim. Çünkü yüzleşilmeyen gerçek, insanın içinde ne zaman patlayacağını bilemeyeceği fokur fokur kaynayan bir volkandır. Vicdan yastığında uyuduğunu söyleyen adamla aynı yastığa baş koyacak olan kadının, vicdanının üstünde bir bizon sürüsü gibi oturan gerçeğin yükünü taşıyamamasını anlarım. Hatta bütün zamanlar içinde bunu bugün taşıyamadığını fark etmesini bile anlarım; çünkü evlenmek aylar boyunca ne idüğü belirli bile olmayan iki kişinin “biz olduk bile” demesinden farklıdır. Evlenmek, gerçekten “olmaktır”; iki değil bir olmak, yarım değil bütün olmak, beraber eskimeye razı olmak fakat beraberken de asla eskimeyeceğine, eksilmeyeceğine tüm benliğinle inanmaktır. 

Bütün bunlara inanmak, kalbi doldurur taşırır. Yalanlar, sırlar, oyunlar o yüzden paldır küldür dökülüverir o kalbin kenarlarından. En yanlış gibi görünen zaman - en mantıksız, en akla hayale sığmaz gibi görünen zaman - işte bu yüzden en kaçınılmaz zamandır. Bir şey kaçınılmazsa; mantığından, haklılığından, doğruluğundan dem vurulamaz da zaten. Kaçınılmaz hale gelen şey, artık kaçınılmaz, ket vurulamazdır. 

Gerçek ortaya çıktığı için mutluyum. Gerçeğin ortaya çıkma şeklinden bile ziyadesiyle memnunum hatta. 52 haftadır benimle beraber Cuma akşamlarını kiralayan milyonlarca kişiyle beraber, elimde; bu diziyi izlemeyen başka başka milyonlara “Kiralık Aşk oyunu sizce nasıl çıkar” diye sorsak çoğundan alacağımız “Evlenirken!” yanıtı ile kalakaldığım için de.... hayır, hayıflanmıyorum! Çünkü ben klişeyi hem fazla abartılan hem de yeterince abartılmayan bir unsur olarak görürüm. Bazen klişe öyle bir işlenir ki, kendinizi camdan atma hissi doğurur. Fakat bazen de öyle bir yanından tutarlar ki o klişeyi; önce biraz hava almanız lazımdır. Oksijen beyne bir gittikten sonra, ben buralara daha lazımım deyip oturursunuz zaten. “Kiracı” olmak güzeldir çünkü ^^

Yazı devam ediyor...

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER