Filinta: Oyun bozan...

Mustafa güzel güzel hastane planının nasıl işlediğini Padişah’a anlatırken “vay anam vay Serhat neler dönmüş yaaa” demeden edemedim. Aslında bu tür sahneleri sevmem. Seyircinin zekasını küçümsediklerini düşünürüm ama bu sefer güzel oturtmuşlar. Dolayısıyla zekaya herhangi bir hakaret sezmedim. Zaten öyle bir şey olsa Yüce Efendi de yutmazdı ama hap gibi kaptı maşallah. Hoş, sonuçta dişi ağrıyan bir insana ağrı kesici diye her şeyi içirebilirsin ama, olsun.

Bu bölüm anladım ki basın bizde hep dertmiş. Padişah’ın bağımsız bir medya oluşturmaya çalışması güzel bir hareket ama gazete kapatmama sebeplerini iyi anlamak gerekir. Ne kadar ülkesini seven ve çağına göre modern bir Padişah olsa da sonuçta bir monarşi ve tek adamlık var. Bu ortamda ifade özgürlüğüne saygı duyulmasını beklemek onu bugünün değerleriyle yargılamak olur ki büyük hata olur. Ha, bugün için “çünkü dışarıdan ses gelir” dersen oturur sabaha kadar tartışırız orası ayrı…

Arı gibi uçar atmaca gibi binerim.

Garbis’e olan hayranlığımı bilmeyen yok. Kızsam da seviyorum. Özellikle bu bölüm nefisti. Fayton’un kapısını açtığında verdiği tepki ve Bıçak Ali’yle kimyaları gerçekten inanılmaz. Daha önce de söylemiştim, ikisini kavga ederken görmeyi çok isterim. Hoş, bir süredir Filinta’nın dillere destan o dövüş sahnelerinden eser yok ama olsun. Belki bir sürpriz olur. Garbis’i yine saldılar ama önemli olan Feriha Nur’un Padişah’ın yanına sağ salim varmasıydı. Ha bu arada Garbis o dönem için hakikaten çirkin. Ali haklı yani… Şimdilerin modası bunlar hep.

Konferans tam gaz devam ediyor. Hani hep derler ya, İngilizler masa başında kazanır. Hakikaten öyle oluyor. Her şey gözümüzün önünde oldu. Sir Henry konferans boyunca tek kelime dahi etmedi ama iş geldi yine Britanya’ya kim daha çok şey verecek savaşına döndü. Adamların masada kazanması için sadece oturması bile yetiyor. Peki kim ne teklif edecek? Bölümü bir noktadan sonra sırf bu sorunun cevabını bulmak için izledim desem yalan olmaz.

RaniniTv için sormamı istediniz de sormadık mı?

Feriha Nur - Padişah görüşmesi pek çok açıdan ilgi çekiciydi. Öncelikle koltuklar yine değişmiş. Altın varaklı mobilyaları bu kadar sık değiştirirsen doğal olarak orduyu toparlamaya para kalmaz. Devlet içinde israf önlenmeli arkadaşlar.. Sonuçta Kemal Derviş de zamanında bu konuya eğilmişti. Filinta’da Kemal Derviş’den de bahsedebildiğime göre konuyu dağıtma konusunda bir level daha atlamış olmalıyım. Neyse… 

Padişah sömürgecilikten bahsedip “bu kanlı günahlar kimsenin yanına kalmaz” dedi ama kaldı yahu... Hatta hemen hemen bizim dışımızdaki tüm imparatorluklar çekildikleri her yerde yerli halka kendilerine dair derin bir hayranlık ve aşağılık kompleksi mirası bıraktılar. Biz hariç. Sevenimiz yok maşallah. Ha bir de Padişah efendimiz çok optimist davranmış. Balkanlardaki huzursuzluk 70-80 yıl sürer dedi ama 1990’larda millet hala birbirini kesiyordu. 


Yazı devam ediyor...

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER