İstanbullu Gelin: Nereden başladık, nereye vardık?

İstanbullu Gelin: Nereden başladık, nereye vardık?
İstanbullu Gelin’de 68. bölüm ile birlikte diğer dizilerde de olduğu gibi bir devre arasına girdik. Bu vesile ile hem geçmiş bölümü hem de 3. sezonda nelerden geçip bugünlere geldiğimizi hatırlamak istedim ben de.


Süreyya'nın keyfi kaçınca bizimki de kaçmış sayıldı

Bu sezon ne yazık ki bir miktar hayal kırıklığı olarak başladı ve birkaç bölüm hariç o şekilde de ilerledi. Sıradan bir dizi için çok güzel diyebileceğimiz bölümler İstanbullu Gelin’de çıtamız çok yükseklerde olduğu için hoşumuza gitmedi belki, bilemiyorum. Yine de o iddialı sezon açılışının arkası çok da beklediğimiz gibi gelmedi. Süreyya’nın Esma’yı öldürdüğünü söyleyen bir Yaz ve herkes yaşlansa da ona hiçbir şey olmayan bir İdil Hanım ile açtık sezonu ancak bunun devamı hiç gelmedi. Bunun devamı gelmemekle kalmadı, biz Süreyya’nın en büyük özlemi olarak bölümlerce izlediğimiz anneliği ile ilgili de hiçbir ipucu göremedik. Sezonla ilgili yaşadığım en büyük hayal kırıklıklarından birinin bu olduğunu söyleyebilirim zira Süreyya’nın anneliği çok merakla beklediğim bir şeydi. Yaz bebekle olan ilişkisine bakarsak ise mesela İpek’ten bir farkı olduğunu göremedik Süreyya’nın. Konunun buradan Süreyya’nın yaşadığı hayata olan yabancılaşmasına bağlanacağını düşünüyorum artık, o zaman bu eksiklikler bir yere oturur kafamda.


Sezondaki olayları çözmeye çalışırken biz 

Gelelim Boranların İstanbul günlerine ve tabii Ülfet Hala’ya. Tüm mal varlıklarını kaybeden Boranların çok meşhur halalarının Nişantaşı’ndaki evine yerleşmeleri ve İstanbul’da artık zengin olmadıkları yeni bir hayat kurma çabaları güzel ama bence yine de biraz eksikti. Esma ve Ülfet’in hesaplaşmalarını izlemek güzeldi, seyrine doyamadığımız anlar yaşadık ama Ülfet Hala konusu da sezon boyunca süren diğer konular gibi biraz havada kaldı. O kadar meşhur bir halanın aile içinde daha önce hiç bahsi geçmemesinden Bursa’ya geri döndüklerinden beri bir kere daha Ülfet’in bahsi geçmemesine kadar bir takım hikâyeyi bulanıklaştıran mevzular oldu. Ülfet ve İstanbul günlerinden Ülfet’in sağ kolu olan ve La Costume’ü de devrettiği Güneş kaldı elimizde. Güneş’in Adem’le olan ilişkisi dizide sevdiğim konulardan ama mesela Güneş’in Senem’le olan ve bir görünüp bir kaybolan geçmişi hikayesini pek tutmadım zira varsa neden var, neden bu kadar yüzeysel geçiyoruz konuyu?

İstanbul’dan kalan bir diğer konu da Faruk’a bir süre patronluk yapan ve artık ortak oldukları Okan. Okan gördüğümüz kadarıyla İpek’e hafif yanık (İpek’e organizasyon şirketi kurdurmasının başka bir açıklaması olamaz) ama bu konu da bir var bir yok. Süreyya bir ara anaokulunda çalıştı ve o işi ona Ülfet bulmuştu ama hiç bahsedilmedi sonra bu konudan, İpek’le Süreyya arkadaş oldu, İpek iyi mi kötü mü bir türlü karar veremedik (zaten Kıymet hariç buna karar verebildiğimiz kimse olmadı), Dilara Osman’la yaşamaya başladı ve ona çok sinir olduk (zaten Osman’a komple sinir olduk ama o konuya değinesim yok), Emir bir ara tamamen kayboldu ama sonra güzel döndü,  Senem’le Akif ama özellikle de Senem iyice karikatürize tipler oldular. Sezon boyunca bunun gibi inişli çıkışlı bir sürü his yaşadık.


'Bunca yıl beklemiş gibi beklediğine değmiş gibi'

Sezonun kraliçesi hiç şüphesiz Esma’ydı. Gençlik aşkını cesurca yaşamaya başlamasından evlenmeye karar vermelerine, hayatını adadığı konağı kaybedip sonra da geri almasından hastalığını öğrendiği ve oğullarına söylediği ana kadar şahane bir sürü sahnesini izledik. İpek Bilgin bizi bir an bile hayal kırıklığına uğratmadı, duygularımızı bir an bile boşa çıkarmadı. Sezonun devamında da bunu yapmaya devam edeceğinden hiç şüphem yok, ellerine sağlık.


Siz bir YouTube kanalı açın bence 

Bu sezonun da en iyi sahneleri İdil Hanım ve Adem arasında yaşandı, izlemeye de dinlemeye de doyamadık. Fırat Tanış’ın oyunculuğuna vurulup dururken İdil Hanım’ın cümlelerini de aklımıza ve kalbimize kazıdık, kulağımıza küpe yapmayı hiç bırakmadık. Devamı da bol olsun dilerim.

Doğum günüdür bekarlığa vedadır, kumarhane baskınıdır Nazif'in halüsinasyonlarıdır derken gülüp eğlendiğimiz anlar da çok şükür olduysa da, sezonun bundan sonrasının hüzünlü olacağı şimdiden belli gibi. Yine de İstanbullu Gelin ekibi her zaman üzüntüyü ve neşeyi eşsiz harmanlar, o yüzden içim rahat. Reytingi bol ve güzel bir sezon devamı dilerim. İyi seyirler. 


BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER