Böyle Çok Daha Güzelsin: Beğenmedim oyununu..

Böyle Çok Daha Güzelsin: Beğenmedim oyununu..
Neden mi bahsedeceğim? Tv8'de yayınlanan “Böyle Çok Daha Güzelsin” yarışmasından. Tarkan’ın "Hepsi Senin Mi" şarkısının sözü bu…  Ama ne diyor? “Başkası olma, kendin ol; böyle çok daha güzelsin.” Yani insan, kendisi olunca güzel; ama bu programın formatı ne, biliyor musunuz? Belki yılların, belki eşlerinin yıprattığı o kadınları “eşleri”nin kararıyla baştan yaratıyorlar. Hem de kadının fikri sorulmuyor. Saç mı kesilecek, boyanacak mı? Eşler ne derse o! Kıyafet mi seçilecek? Kadın kahverengiyi sevmiyor ama eşinin en sevdiği renkmiş. Kahverengi kıyafet alınıyor... 

Programın ilk haftası, cast mı bilmiyorum; gerçekse eşler hâlâ devam ediyor mu birlikteliğine, emin olamıyorum. “Madem bu kadar estetik olacak, bunu siz alın bana gencini verin.” diyen, kamera görünce espri yapmak zorunda hisseden o beylerin “Eşim benim kararımla böyle oldu.” egosunu nasıl yaşatıyor hala kadınlar? Neden baş vuruyorsunuz bu yarışmaya? Tabii kendi istekleri olunca bize laf düşmüyor, eyvallah, ama çok can acıtıcı değil mi bu? Bir zamanlar o peşinden çok koştuğun kadının değişmesini neden bu kadar istiyorsunuz beyler? Sevgi, beğeni değişimi gerçekten bu kadar mı acımasız? Yahu "Benzemez kimse sana, tavrına hayran olayım. Lütfuna ermek için perişan olayım..." diye bir şarkı sözü yazılmış bu ülkede. Gerçekten bu kadar çabuk mu değişti sevgilerimiz, beklentilerimiz... 

Neden belirli kalıplarda olmak zorunda artık kadınlar? Neden güzelleşmek zorunda olan onlar? Kadın zayıfsa güzeldir, kadının saçları gürse güzeldir, gözleri bademse güzeldir… Hayır, kadın kadın olduğu için güzeldir. Ayakta sapasağlam durabildiği için güzeldir, erkek egemen dünyaya baş kaldırabildiği için, sesini duyurabildiği için… Yok, göz kapakları düşükmüş; yok saçları azmış kazıtalım da daha gür çıksın’mış, televizyonda pembe saç görmüş o da pembe saçlı olsun’muş "Kıyafetlerini de seninle birlikte çöpe atarım."mış… Durup da “Sen kim oluyorsun, ne hakla?” diye soran hiç kimse olmuyor, hâlâ puanlama derdindeler. Peki, diyelim kadın gerçekten bir şekilde ‘daha’ güzelleşti. O kadın neden sana bakmak zorunda? Kelsin beyefendi, göbeklisin… Spor yap, saç ektir… Sen de değiş? 

Gündüz kuşağında Zuhal Topal’ın Songül’ünü ya da Kısmetse Olur’un Melis’ini sürekli konuşuyoruz ya, eğleniyoruz  çünkü ortada aşağılanan biri yok. Herkes halinden memnun orada, egolar tavan ve biz bu hallere gülüyoruz. Ama bu programda kadınlar ağlıyor. Aynen, "kadına şiddete son!" aynen… Çünkü şiddet sadece fiziksel olur, değil mi? Yok öyle… Bu programı 10 kişi de izlese 1 milyon kişi de izlese o kadının ağlaması şiddet değil midir? Sosyal çevresinde mutlaka o kadını tanıyanlar izleyecektir. “Hmm, demek ki Yadigar’ı kocası Erol beğenmiyormuş gördün mü?” diye konuşulması bile yeter. "El alem ne der?" cümlesini hayat felsefesi yapmış bir toplumuz sonuçta. "Seni böyle beğenmiyorum." demek kimi olursa olsun yıkar. Neden kadın kullanılıyor? Alay ediliyor... "Kaşların şeytan gibi duruyordu güzelleşmişsin." deniliyor ve buna gülen insanlar var.Buna katlanamıyorum, yayınlanması ağırıma gidiyor. 

Ama ne yazık ki bu programa başvurup kendini para için "küçültmeyi" göze alabilen insan zaten bunları hak ediyordur. Bütün bunlar bir kurgu ise, olmaz olsun! Bunu söylediğim için acımasız mı oluyorum? Kimse kusura bakmasın..  

BUNLARI DA SEVERSİN

DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 47
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 33
DİZİ-YORUM : SEZON 6 , Bölüm 10
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 15
DİZİ-YORUM : SEZON 6 , Bölüm 9
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER