Sırlar yağmurunda şemsiyesiz kaldık!
En sevdiğiniz kazak eskiyince kenara atarsınız. Ne zaman ki küçük kardeş ona elini sürer, o zaman kızılca kıyamet kopar. Çünkü değerlenmiştir, eh biraz da kıymete binmiştir. Fakat insanlara gelince daha da doyumsuz davranırız. Ne olacak canım daha iyisini buluruz, aman efendim daha parlak görünenlere denk geliriz. Değil mi? Üzgünüm, değil. Daha iyi birini bulabilirsiniz. Ama sizi daha iyi biri haline getirecek kişi her zaman bulunmaz. Gençler, bu taşlar size...

Rana'nın attığı tokat bir minik deprem başlatır diye düşünsek de şimdilik zemin sağlam. Güneş önce eşi sonra da kendisi tokat deneyimi yaşadığı için olsa gerek, konuyu kapatmayı seçti. Rana özür dilesin çabası ise oldukça yapmacıktı. Neyse ki beklenen tavrı gördü de mevzu ötelendi. Hem Rana ''Önce senin kızların adımı doğru telaffuz etsin, 20 bölümü devirdik Güneş Hanııım... (Bu noktada eller belinde durabilir)


Hedef göründü, bedel roketi ayarlanıyor...

Bölümler boyu sırlaaar sırlaaar diye inledi ekran, ama tek bir parça bile geçmedi elimize. Bu bilinçli bir strateji mi yoksa amansız bir merak yaratma gayreti mi bilmiyorum. Ama her iki durumda da dizinin bu karmaşada kan kaybedeceği muhakkak. Bir seyirci olarak kapısında bekletildiğim gizemli evin hiç değilse birkaç odasını gezmek istiyorum. Sanki o evin camından biri ''Burası çok tuhaf şşş...'' diye sesleniyor. Ama o fısıltılar da karnımızı doyurmuyor neyleyim.

Çatışma yaratılması için diziye kötü karakter şart. Ama o kötülüğün Rana'dan çıkması biraz çiğ durmuş. Böylesi mantık abidesi bir kadın Güneş ve kızlarına öfkeli olsa bile Sevilay gibi bir 'tuhaflığı' olaylara dahil etmez. Rana sıradan drama kötülerinin liginde değil, lütfen harcamayalım zekasını.

Haluk ve Ali sahneleri dizinin ruhunu mükemmel biçimde yansıtıyor. Aralarındaki o kırık dökük çatışma, o enfeksiyon kapmış yara bize içinde yüzebileceğimiz bir derinlik sağlıyor. Haluk olmak istediği kişiyle olduğu kişi arasında bir savaşa dönüşmüş. Ali ise o kadar Haluk ki... Anne baba olmak tam da böyle bir şey. Elinde yeşeren yaprağın farkına varamadan her şey olup bitiyor. O andan sonra geriye ya bir insan ya da bir manyak kalıyor.
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER