Sen Benimsin: Bedelsiz suç yoktur!
Küçüklükten beri asansöre binemem. Hatta dokuzuncu katta otururken bile üşenmeden inip çıkardım merdivenleri. Çünkü çocukluğumda ne zaman annem izin vermediği halde dışarı çıksam asansörde kalırdım. İsterseniz tesadüf deyin, isterseniz başka bir şey. Senelerdir hem asansöre binmekten hem de annemin dediklerini dinlememekten korkarım. Ve annemin sık kullandığı atasözlerinden biri de büyük başın derdinin de büyük olacağıdır. Her zaman kendi yağımızda kavrulmamız gerektiğini söylemiştir. Bir kez daha haklı çıktı.

Şimal'in daha fazla zengin olma hırsı, doyumsuzluğu bütün aileyi birbirine kattı. Şirketi batırdığı yetmezmiş gibi mağdur haklıyı (bu deyimi de yeni buldum.) oynadı. Anladığım kadarıyla şirketin sahibi sadece Ejder'in öz babası. Yani şirkette en çok söz hakkı olan kişi Ejder -ki şirketin yarı hissesi Ejder'e ait- olmasına rağmen Şimal, Ejder'in şirketle ilgilenmesinden oldukça memnuniyetsiz. Atını istediği gibi oynatamaması Şimal'in işine gelmediği için hem kendisi ve ailesinin geleceğini hem de Ejder'in hayallerini yani atölyeyi yaktı. Tabii yanan sadece atölye değil, şehit olan oğlunun yerine koyduğu Tahir'i de yaktı. Ee Şimal, her bencilliğin bir bedeli vardır.


Nevin şaşırtmaya devam ediyor...

Nevin'in söylediği bir repliğe çok takıldım. Ejder'in yakışıklılığının altındaki feodal erkeğe şaşırdığını söyledi. Dış görünüş hayatımızda bu kadar kritik bir yerde mi gerçekten? Ejder'in, Nağme'ye olan kabalığına ne kadar şaşırdıysam; Nevin'in söylediklerine de bir o kadar şaşırdım. Ejder, anlayıp dinlemeden Nağme'ye hükmetmeye çalıştı. Hatasını anlayıp özür dilemesine, yaptığı sürprize sevinmiştim ama sevincimi yine kursağımda bıraktı. Ejder çiftlikteki herkesten daha farklı, daha anlayışlı. En azından ben öyle olduğunu düşünüyordum fakat sanırım yanılmışım. Nağme'yi bir "mal" gibi görüp kabaca sahiplenen Ejder'i sevmedim. Bir an önce kendini toparlamalı!

İzlediğim dizilerde Şefika kadar hiçbir karakterden nefret ettiğimi hatırlamıyorum. Nasıl bu kadar bencil olabildiğini anlamıyorum. Besime'ye hayatı boyunca şükran duyacağına her fırsatta tersliyor. Gözümün önünde kendi yavrumun bu kadar hırpalandığını görsem Besime kadar sakin kalabilir miydim, bilmiyorum. Besime ve Ahlas'in bir olup yavrularını kurtarma vakti geldi de geçiyor artık. Yarı memleketim sayılan ve tüm yaz tatillerimi geçirdiğim Bursa'da böyle bir cehennemi izlemek üzücü.


Size mutlu olmak suçmuş gençler!

Evet, dünyanın her köşesinde böyle sorunlar yaşanabilir fakat kendi cennetimde bu denli cehennem izletmek apayrı bir deneyim benim için. Umarım ne Bursa'da ne de başka bir yerde bu tür şeyler yaşanmaz. Haftaya kısmet olursa diziyi Bursa'da izleyeceğim. Bursa'da olmanın mutluluğuna gölge düşürmeyecek, daha da mutluluk katacak bir bölüm izlemek dileğiyle..
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER