Böyle sona ermemeliydi Fatih..
Siz neler düşünüyorsunuz bilmiyorum ama Aşk Yeniden 18. Bölümüyle bana, tam olarak ne bekliyorsam onu verdi. Fatih milim bile sapmadan kendinden beklenildiği gibi davrandı bölüm boyunca, keza Zeynep de.. Zaten Aşk Yeniden'in bu kadar sevilmesinin başlıca sebeplerinden biri de bu bence, yani ana karakterlerin kişiliklerinin zaman geçtikçe evrim geçirmemesi ve tutarlı bir şekilde devam etmesi..

"S..... git bu evden!"
Zeynep yine yeniden.. Her zaman ki gibi bildiğimiz Zeynep işte, ne diyeyim ki? Ama ne yalan söyleyeyim bir an için, çok kısa bir zaman dilimi için bile olsa da kendi kendime bir ütopya yaratıp acaba demiştim, acaba Zeynep ilk kez Fatih için bir şey yapar mı, dediklerine hemen pişman olup yediği haltı anlayarak Fatih'in peşinden koşar mı diye beklemiştim, umut fakirin ekmeği ne yaparsın.. Gel gör ki gerçeklerin suratımıza tokat gibi inmesi için otuz saniye bile geçmesi yetti.. Fatih'i parçalaması yetmedi üstüne birde küfrü basıp Fadik'i kovaladı Zeynep hanım sırf Fatih'i Selim ile nasıl vurursun dediği için.. Nerelere gideyim, kendimi nerelerden atayım?

Aslında zaman zaman düşünüyorum, acaba hata mı yapıyorum.. Zeynep'e çok mu yükleniyorum? Kendi kendime cevaplar bulmaya, onu anlamaya çalışıyorum.. Annesinin kaybı yüzünden tek çocuk olarak babasının bütün ilgisini üzerine alarak büyütülmüş, bu eksikliği yaşamaması için gereğinden çok çok fazla şımartılmış, yaptığı her türlü terbiyesizliğe-hadsizliğe bilerek isteyerek sessiz kalınmış bir çocuk olsam acaba ben de mi büyüyünce bu kadar bencil, böyle kendinden başkasını umursamayan, zerre kadar çıkarına ters düşen en yakın arkadaşı dahi olsa gözünü kan bürüyen biri olurdum..

Neyi ne kadar yapardım emin değilim ama emin olduğum bir şey var, bence 'iyi olmak' - 'sakin kalmak' - 'anlayışlı olmak' gibi özellikler insanın kendi yaptığı bir seçimdir, kimseye bu yetiler doğuştan verilmemiştir. Ayrıca eğer senin baban 'Derin Şevket' gibi her şeye köpüren, bağıran, yıkıp döken bir adamsa ve sen bundan rahatsızlık duyuyorsan bilakis öyle olmamak için özen gösterirsin. Her fırsatta bu konuda babana şarladıktan sonra onun yaptıklarının birebir aynısını yaşamının merkezine yerleştirmezsin.. Kısacası, türlü türlü bahanelere sığınarak 'Zor biri olmak' kolay, önemli olan her şartta 'iyi biri' kalabilmek..


Adamın Dünyası başına yıkıldı resmen :/

"Dönmez.. dönmesin de zaten istemiyorum.."
Hayatta bazı şeyler vardır ki geri dönüşü olmaz. En başında da dedim ya, Fatih tam da beklediğim gibi davrandı. Durumu daha iyi anlamak için biraz başa dönelim.. Fatih kimdi? Annesinin İrem ile evlen baskısından yılmış ve Amerika'ya kaçmış biri, hayattan tek beklentisi neydi peki? Kendi istediği bir ailesinin olması.. Her ne kadar Selim ve Zeynep ile ilişkileri bir oyun olarak başlamış olsa da Fatih özgürce yaptığı bu seçimi sahiplendi, çünkü o bir aile istiyordu ve ona sahipti.. 

Bugüne kadar tek bir saniye bile Fatih ile Selim arasındaki ilişkiden şüphe duymadım. Çünkü böyle bir ilişki kuruyorsanız bu tam bir inanç gerektirir, tek bir saniye bile sorgulayamazsınız. Fatih hep ne diyordu Ertan için, "Biyolojiksel katkı". Çünkü Fatih Zeynep'in kocası ve Selim'in babası olarak kendisini görüyordu, Ertan sadece araya karışmış bir parazitti. Zeynep ile daha önce karşılaşmamış olmaları yüzünden yaşanmış bir talihsizlik hatta sperm bankasındaki alelade bir donör.. Kısacası Fatih yapabileceği tek şeyi yapmıştı, yüzleşmek istemediği gerçekleri inkar ederek kendini kandırmıştı.. Bir insanın kendini kandırması hayattaki en zor şeylerden biridir ve eğer böyle bir durum varsa ona hiç dokunmamak gerekir.. Lâkin Zeynep asla yapılmaması gerekeni yaptı, Fatih'i gerçeklerle yüzleştirdi.. Artık Zeynep istese de bir daha Fatih o yalana inanamayacak..


Selin baya bi' cilaladı! Tüm söylediklerinin altına imzamı atarım..

"Abim gerçekleri herkese anlatacak!"
Zeynep'i kendine getiren Selin'in sihirli cümlesi.. İşin ucunun kendine dokunacağını anlayınca birden Zeynep'in Fatih'e olan aşkı depreşiverdi. Bu kadar riyakarlığa gerçekten katlanamıyorum, ancak işin asıl ilginç olan tarafı şu; Zeynep ne yaptığının farkında bile değil! Laf arasında Selin'e söylediği "Ben sadece bana yalan söylenmesinden hiç hoşlanmıyorum!" sözü dahi bu gerçeğin bir tezahürü. Tanıdığı tüm insanların hayatını bir yalan üstüne kurmaktan çekinmeyen Zeynep, kendini ise yalana katlanamayan bir insan olarak tanımlıyor yahu.. İnsan gerçekten hayret ediyor..

"Kız! Siz büyüdünüz de ben aynı kaldım!"
Aslında bu bölüm hiç detaylara girmeden sırf Fatih ve Zeynep ilişkisi üzerinden yürüyecektim ama şu sahneyi es geçemedim valla. Bu nedir arkadaş!? Allah'tan somya sağlammış. Ayfer'in içindeki çılgın kedi yine gösterdi kendini. O değil de şu Ayfer piyangosu kime patlayacak çok merak ediyorum..


Konjonktüre çok uygun bir metafor olmuş :d

"Her önüne gelen burada anıracak mı!"
Zeynep yine bildiğimiz gibi, adamı gitti can evinden vurdu ama sanki tırnağını kırmış gibi davranıyor. Türlü türlü maymunluklar yaparak Fatih'e kendini affettirebileceğine inanmasına mı yansam yoksa hala Fatih'i nasıl yaraladığının farkında olmamasına mı? Bu arada.. Allah'ım o nasıl ses, o nasıl nefes!? Arabeskin son derebeylerinden..

Mukaddes hakkında ise bende söz kalmadı artık. Fehmi'nin kendisine tezkereyi verdiği gün ahtım var kurban keseceğim.. Olmadı Gülsüm hanımdan umutluyum.. O değil de daha önce Mukaddes'in aile geçmişinden hiç bahsedildi mi hatırlamıyorum ama bu kadar büyük bir 'şeref' 'ailemizin adı' falan gibi kompleksleri olduğuna göre sonradan görme olma olasılığı baya yüksek..

"Bence sen çok şanslısın abla.."
Orhan'ın içini daha yakından görme şansımız oldu.. Babasız büyümenin onda açtığı yaraları özellikle önümüzdeki sezon daha fazla göreceğimize eminim. Söylediklerine ise tamamen katılıyorum. Her ne olursa olsun öldüğünü sandığınız biri tekrardan karşınıza çıkıyorsa bu geri çevrilemeyecek kadar büyük bir fırsattır. Hele ki bu insan anneniz ya da babanız gibi hayatınız boyunca eksikliğini hissettiğiniz biriyse.. Gidin hemen affedin boynuna atlayın demiyorum tabii ki, ama şunu unutmayın. Affetmeyecek dahi olsanız da yaşayan biriyle yüzleşme ve hesap sorma şansına her zaman sahipsinizdir, ölüler ise konuşamaz..


Ne demiştik? "Gitmelisin Fatih, arkana bile bakmadan.."

"Bi' şurayı bi' de şurayı imzalayacaksın!"
Allah'ım hala emri vaki yapıyor, hala karşı tarafa söz hakkı tanımıyor, hala tek düşündüğü kendi doğruları. Fatih'in neye mutlu olacağını bile kendi belirleyebileceğini sanıyor.. Ne güzel söyledi Fatih "Bu bir kağıt parçası sadece.." Her şey kafada bitiyor Zeynep, uyduruk bir nüfus kağıdı değil sorun. Sorun senin Selim'i oyun oynarlarken "Ver çocuğumu!" diyerek Fatih'in kucağından alman, sorun "O benim oğlum!" demen, sorun senin kafa yapın. Tıpkı aldatmak gibi, aldatmak kafadadır... Birini aldatmak için illa ki biriyle fiziksel olarak birlikte olmana gerek yoktur, aklından geçirmen bunu yapmayı düşünmen bile yeterlidir.. 

Fatih haklı, yarın ilk fırsatta senin Selim konusunda Fatih'i vuracağın bir gerçek. Hem de bu konuda Fatih sana gebe değilken, kendi isteğiyle Selim'i sahiplenmişken yaptıkların ortada. Benim asıl anlamadığım ise normal şartlarda Zeynep'in sürekli diken üstünde olması gerekir böyle bir durumdayken 'Aman çocuğumla Fatih'in arası iyi olsun' diye ama Zeynep o kadar kendini beğenmiş ki bu gerçeği bile göremiyor..

Ayrıca Zeynep'in anlamadığı asıl nokta şu, Fatih Selim'i gerçekten istediği ve sevdiği için sahiplenmişti.. Eğer gerçekten istemeseydi, sadece Mukaddes gibi yarım ağız davranır geçerdi.. Ama Zeynep sandı ki Fatih her şeyi Zeynep için yapıyor, o olduğu için her şeye katlanıyor.. Gerçekle yüzleşmen gerek Zeynep, Fatih çok iyi bir insan olduğu için bunları yapıyor. Eğer sana değil de başkasına aşık olmuş olsaydı yine aynı şekilde davranacaktı zaten, buradaki ortak payda sen değilsin Fatih..

"Uçağın düşme sebebinin enkazın bulunmasının ardından.."
Ve sezon finaline giderken bombayı kucağımıza bıraktılar.. Öncelikle şahsi fikrimi söyleyeyim, Aşk Yeniden bu başarısını devam ettirdiği sürede değil iki, üçüncü sezonu bile görecektir.. Ancak dramatik sonları her zaman tercih eden biri olarak eğer bu tam bir final olsaydı ben Fatih'in ya kazada ölmesini ya da Zeynep'i tamamen terk etmesini tercih ederdim.. Çünkü bence Fatih'in bu kırılışının bir geri dönüşü yok..

Konuya dönecek olursak, haftaya bizi neler bekliyor açıkçası tam emin olamıyorum. Fatih kazadan ağır yaralar alır mı? Sanmıyorum.. Fatih bir hafıza kaybına uğrar da Zeynep ile arasındaki buzları bu şekilde eritme yoluna mı giderler, ondan da çok emin değilim. Dedim ya bence zaten Fatih Zeynep'e geri dönmemeli, ama dizi bir sezon daha süreceğine göre belli ki dönecek peki nasıl dönecek? Tek emin olduğum bugüne kadar bize bu kadar güzel bir hikaye sunan senaristlerimiz elbette mantıklı bir düzleme hikayeyi oturtacaklar ve bence bizi bu dönüşe inandıracaklardır.. Peki ya sizce?

Dramatik son demişken; "You have no lifeline, no soul, you were never meant to be"
Kelebek Etkisini izleyenler hatırlar. Evan'ın film boyunca defalarca zamanda geri giderek denemesine rağmen Kylie'i bir türlü kurtaramamasının ardından sonunda pes ederek, kendi doğum videosunu izleyip göbek bağını kullanarak intihar etmesini izlediğimde iki gün kendime gelememiştim.. 


Valandil..
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER