Düşerim, elimi bırakma!

Bu bölümü yayınlanmış diğer bölümleri unutarak izlemek lazımdı sanki. Çünkü bölüm kendi özelinde güzel bir polisiye-aşk bölümü idi. Ancak birkaç bölümdür tekrar eden döngünün, bu bölümde de tekrar ettiğini görünce azıcık sıkıntı verdi. İtiraf ediyorum Elif-Ömer sahnelerini izlemeyi seviyorum. İnsanın endorfin ihtiyacını sağlıyorlar. Mutlu oluyorum ama 45 bölümdür ilişkilerinin döngülerine bakınca değişmeyen bir rutin var: Ömer, Elif’i aşklarına ikna ediyor. Elif bir olay yüzünden buna inanmıyor, atar yapıyor ve uzaklaşıyor. Sonra gerçeği öğreniyor. Bu sefer Ömer atarlanıyor. Sonra barışıyorlar, öpüşüp koklaşıyorlar. Bu sefer de büyük bir dram yaşanıyor. Ömer, Elif’e “aşkımız çok güçlü, birlikte olursak üstünden gelemeyeceğimiz bir şey yok” konuşması yapıyor. Sonra hooop başa sarıyoruz. Sıra neredeyse hiç değişmedi.

Tüm bunları düşünmeyelim sezon sonuna geliyoruz, herkes yorgun diyelim. Ancak tüm bu döngüde bir Engin Akyürek var ki, daha önce de dediğim gibi “yürüyen kalp”. Tüm duyguları bedeninde ve gözlerinde yansıyor. Dizide bu performansta beğendiğim bir de Saygın Soysal var.  Canlandırdığı Metin’i nasıl tarif etsek? Tilki? Çakal? Romeo? Bence hepsi ve her bir duruşunu birbirinden farklı başarılı yansıtıyor.

İçindeki ateşler, en sonunda yaktı abini !

Tekrar bölüme dönersek eğer. Bölüm CSI dizilerindeki gibi bir başlangıç yaptı. Yarı baygın bir Elif, yanan bir ev, evde ceset var mı yok mu bilinmiyor. Geçen hafta Hüseyin ölmeli demiştim ama pek çoğumuz ölmediğini biliyorduk değil mi? Bir evde tüm beden yanıyor ama yanmayan bir ayak var. Ve o ayak da Hüseyin’in. Elif’in olaya dair hatıraları flashbacklerle yavaş yavaş gelmesi de, kendini duşa kapatıp zihnini zorlaması da güzel ayrıntılar olmuş.

Gülüşlerim, göz yaşlarının sebebidir.

Nedret Hala’nın iki bölümdür yoğunlaştırılmış kötü versiyonuna alışamadım. En başından yere bakan yürek yakan bir karakterdi. Son iki bölümdür Prada filmindeki kadın gibi kahkahalar atan bir kötü oldu. Gizemli telefon konuşmaları Metin çıkmamalı bence çünkü sahneler tutmuyor. Arda’dan boşalan kadroyu dolduran arkadaş sayesinde çok az da olsa Nedret Hala’nın geçmişine dair ipuçlarını birleştirebildik. Genelde bu birleştirmeleri Arda yapardı çünkü. Acaba Nedret Hala’yı küçükken biri mi taciz etti (ya da birine âşıktı ama ailesi onaylamadı)? Hamile kaldı. Ahmet Denizer bebeği yetimhaneye verdi. Nedret Hala’yı 40 yaşındaki adamla evlendirdi. Bu sırada, Nedret Hala intikam yemini etti. Daha sonra yolları Tayyar ile karşılaştı ve bu plan Ahmet Denizer’in ölümü ve kızlarının hayatının mahvolmasına kadar uzandı. Ben sormuştum Kara Para Aşk Bir Yaşında yazısında: Tayyar, Ahmet Denizer'i neden öldürdü? Elmaslar yüzünden demiştiniz. Biliyordum sebebin bu olmadığını. Buyrun Tayyar-Nedret işbirliği!

Bir NilMet aşkı, bir de Mert-Demet aşkı dizide sınır tanımayan aşklardan. Buldukları fırsatı iyi değerlendiriyor. Aşk meşk gırla. Allah için, Metin-Nilüfer duş sahnesinin ambiyansı çok güzeldi. Mekanın rengi içerisinde siyah inci gibi göz alıyorlardı. Ama bu sahneye gelene kadar “Hüseyin’e mi gidiyor Metin?” diye inanmadık. İnanmadık ama son sahne ile sahneye giriş arasındaki replikler pek havada kaldı. Misal Metin neden odadaki karısı için “benim iznim olmadan yemek verilmeyecek” dedi? Resepsiyonun ağrı kesici muhabbetinin de Hüseyin olmadığını anlamıştık. Ayağı kesilen birine ağrı kesicinin yetmeyeceğini biliyoruz. O nedenle, o muhabbetin öznesinin Hüseyin olması çok zor. Adamı morfin anca keser çünkü. Ama Nilüfer neden ağrı kesici içmiş, bir de üstüne şarap içmiş?

Tüm bu havada kalan repliklerin sebebi şu olabilir. Başta iki farklı kata çıkan, iki asansör gösterdiler. Bence, Hüseyin de o otelde idi ama Hüseyin’in ziyaretine Metin’in adamları gitti. Bir asansör yedide diğer asansör onda durdu çünkü. Şu da bir olasılık: Aslında Metin ikizmiş (Güneşi Beklerken dizisinden aşinayız çok da şaşırtmaz). Bir Metin, Nedret Hala ve Tayyar ile uğraşırken; diğer Metin, Nilüfer aşkını kurtarmaya çalışıyordur.

Daha önce de dedim, Tayyar'ı, Nedret-Aslı-Metin bitirecek diye. Metin'in ters köşe yapmasını bekliyordum haftalardır. Nedret Hala da Tayyar'ın Elif çıkışını beğenmedi. O da ilerleyen bölümler de sürpriz bir karşı atak yapacaktır. Bu bölümün sonu güzel oldu ama keşke tüm cevapları bir kerede vermeselerdi. Hüseyin'e estetik yapacaklarsa, diziye yeni oyuncu mu girecek? Hüseyin ölmeli diyordum ama ölmeyip, estetikle yeni bir versiyonunun gelmesi de diziye hareket katar. Ben şimdiden heyecanlandım.

Bunca dram arasında, kafayı resetlemek iyi gelmiştir Elif'e.

Ömer, "düşerim, elimi bırakma" dedi ve artık aşkı için tüm sınırları zorluyor. Pek sevdiğim Hırsız Polis dizisindeki Mavi-Çınar gibi aşklarının peşine düştüler. Bir tuzaktan kaçsalar başka tuzağa düşüyorlar. Etraflarında hiç iyi kalmadı çünkü. Bir tarafta Tayyar, bir tarafta Nedret Hala, bir tarafta telefondaki gizemli kişi, bir tarafta Hüseyin, ... "Bir aşk kaç beden giyer?" deniyor ya. Onun gibi bir aşk en fazla kaç drama dayanabilir?   



BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER