Duvar, tefekkürün arka cephesidir..
Önce duvarlar çatladı sonra bütün dünya..
Sezon finaline sadece bir adım kala The Leftovers bizi aldı, elimizden tuttu ve eski güzel günlere götürdü. Elbette o günlere güzel demek mümkün ise... The Garveys at Their Best adındaki bölümü Daniel Sackheim yönetti. Kath Lingenfelter ve Damon Lindelof senaryolaştırdı ve bölüm, serinin en yüksek izleme oranını aldı. Bölüme gelirsek. Aslında aldığı yüksek izlenme oranlarını hak eden bir hikaye yürüyüşü vardı. Geçmişi öğrenerek ödüllendirildik.

Mapleton, pastırma sıcaklarının etkisinde ve Kevin'a göre koşmak için hayli sıcak bir gün.. Jill, diş telleriyle bile mutlu bir genç kız. Kevin daha sahnede göründüğü andan itibaren evlilik müessesesinden sıkılmış ama düzenini bozmayacak kadar da tembel (!), sevgi dolu, melek kalpli, tipik bir erkek portresi çiziyor.. Laurie de evi, hayatı, çocukları ve kocası olduğu için ayakları yerden kesik halde kendini aile birliğinin kutsiyetine adamış bir orta yaş kadını. Çalışıyor. Kriz anında ayakları üzerinde durabilir. İlk bakışta bu aileden olsa olsa sabun köpüğü bir dramaya malzeme çıkar dersim, o derece sıkıcılar. Eğer sekiz bölüm hikayelerini izlememiş olsam zap yapardım. Net!

Proje masraflı şuraya 7Up yerleştirelim

Neyse ki geri gidip geçmişini öğrendiğimiz sadece Garvey Ailesi değildi. Nora'yı, Patti'yi hatta Gladys'i de ziyaret ettik. Nora'nın pek sevimli hayatını, çocuklarını, kocasını gördük. Köpeğini de... Nora tüm bu olanlardan önce kendini inşaa etmeye çalışıyormuş.. Patti, Laurie ile "hasta-doktor" ilişkisi içindeymiş. 9. bölüm adeta, "izledikten sonra dükkanı kapa eve gel" tadında planlanmıştı. Finalden bir adım önce geçmişe gitmek iyi fikirdi ve izlerken hem zevk verdi hem de çok yordu.

Annem 2000 yılında intihara teşebbüs ettikten sonra tedavi esnasında manik oldu. Defalarca yattığı hastanede pek çok oda arkadaşıyla muhatap oldum. Akıl çizgisi taşmış diye teşhis etiketi yemiş insanlarla bu kadar çok ve sık yan yana gelince ister istemez bir tür ön yargı ile ağızlarından çıkan her sözü "delilik" olarak değerlendiriyorsun. Kulağını tıkıyor, gözünü kapıyorsun. The Leftovers bir drama değil de gerçek hayat olsa ben de Patti'ye tıpkı Laurie gibi davranırdım. The Leftovers'ın yaratıcıları, "Kim akıllı, içeridekiler mi, dışarıdakiler mi" sorusunu yeniden tartışmamızı istiyorlar mı, emin değilim ama bu bölüm boyunca içimden, akıl dışı teoriler üreten kilit altına alınmış insanlar, üçüncü gözünden bahsedenler, uhrevi temaslar anlatanlar haklı olsa ne değişirdi, dedim durdum.

Hiç de mutlu bir aile babasına benzemiyorsun


Öyle küskün bakma seni canlı yakalamak isteyen tek kişi tarafından öldürüleceksin az sonra

Sorunun cevabı dramada kolay, gerçek hayatta zor ama emin olun Patti'nin "kötü şeyler olacak, gidiyoruz" uyarılarını kocasından gördüğü şiddete bağlayan aklın ve bilimin sesi Laurie'nin yerinde olsam ben de kıyametten sonra sesimi keser, onun peşinden giderdim/ giderdik. "Tehlikeli ve kontrol edilemiyorsa, öldür gitsin!" Kevin, babasının bu emrine karşı gelirken de ileride olacakları bilmiyordu. O sahneyi izlerken geçen bölüm Kevin Paşa'nın babası hakkında verdiği emri hatırladım. Babanı durduramazsak ne yapacağız, diye soran memura, "O zaman indirisiniz" demişti.


Ne dilediğine dikkat edeceksin..


Eskilerin de dediği gibi sonra bi bakarsın "Allahın duyar saatine gelir"

Siz de bazen, "iyi ki sular kesildi yoksa evde kavga çıkacaktı" tadında kader kısmet göndermeleri yapıyor musunuz? Yan sokaktan geçseymişim onunla karşılaşacakmışım ya da on saniye sonra gelsem o saksı kafama düşecekmiş gibi hayatta teğet geçtiğiniz iyi kötü anlar oldu mu? The Leftovers'ın bu bölümünü izlerken aslında ortadan aniden kaybolan insanlar olmasa yani bu felaket yaşanmasa da Kevin'ın kaderi ve yaşayacakları değişmeyecekmiş gibi hissettim. Elbette Laurie'nini de... Son adımdan yani herkes kaybolmadan önce kahramanlarımızın aslında tam olarak da kurtulmayı diledikleri durum/ kurum/ kişilerden kurtulmuş olma ihtimallerini daha ilk bölümü izlediğimde söylemiştim. Kıssadan hisse: Ağzından çıkanı kulağın duyacak ve ne dilediğine dikkat edeceksin. Drama Tanrısı'nın duyar saatine gelir.. Laurie'nin de bu kaosta tek kaybının karnındaki birkaç haftalık bebek olmadığını anlamış olduk..

Böyle işte..
R.

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER