Adı Efsane: Dinmeyen değişim rüzgarları...
Televizyon izlerken kırmızı çizgilerine sarılanlardan değilim. İzlemeyi tercih etmediğim birçok şey olsa da çok sinirlendiğim nadir şey vardır. Bunlardan biri de Sibel’in bu hafta düşürüldüğü durum.

Ekranda tecavüzün anlatılmasından, canlandırılmasından, hikayelerin tecavüzün ardına dayanmasından rahatsızlık duymam. Maalesef ki her gün birçok kadının, çocuğun tecavüze uğradığı bir coğrafyada yaşıyoruz; tecavüz yokmuş ikiyüzlülüğüne gerek yok. Ekranda tecavüzün ‘doğru’ bir şekilde yansıtılmasının toplumun yararına olduğunu dahi düşünüyorum. Nedir bu ‘doğru’ yansıtmak derseniz:

Tecavüz edenin iyi özelliklerini vurgulayıp, tecavüze uğrayanın tarafında ‘ama’lara sığınmamak olduğunu söyleyebilirim rahatlıkla.

Mesela Sibel’in durumuna düşen Mercan olsa, böyle kızmazdım. Ama ‘gözü yukarıda’ olan Sibel, iki kişilik yatak bulunan bir odada kaldı bölümün sonunda. Gencecik bir kadın o. Hayalleri olan gencecik bir kadın... O da ünlü olma sevdasına tutulmasaydı değil mi? Otursaydı annesinin dizinin dibinde, derslerine çalışsaydı.

Sibel’in son zamanlarda yaptığı birçok şey Sibel’lik değil aslında. Benim ilk bölümlerde tanıştığım Sibel daha zekiydi mesela. İlk bölümdeki Sibel o yemek masasından kalkıp kendi başına stüdyoya gitmezdi. Ozan’ı beklerdi, Ozan’la giderdi. Ozan gelmezse de bulurdu başka bir yolunu. Gerekirse tuvalete gider, düşünür, taşınır, kaçardı oradan. Sibel, ilk bölümde de gözü yukarıda olan bir karakterdi, o noktada değişen hiçbir şey olmadı aslında. Peki neden böyle bir sahne izledik? Neden Sibel, bu duruma düştü?

Diyelim ki Sibel, böyle saf bir insandı. Ona böyle bir sahne yazarken hiç mi düşünmediniz? Hiç mi Sibel’in açısından bakmadınız? Ne yazarsanız izleniyor değil mi? Ne de olsa yaz ekranı, bir çorak tarla.

Keşke bir karakteri yerin dibine sokmadan önce seyirciyi de düşünseniz. Yetişkin draması değil sizin elinizdeki gençlik dizisi. Gencecik insanlar izliyor.

Eski filmlerdeki klişeleri bizzat alıp karakterleri yerleştirmek sizin için de can sıkıcı değil mi? Klişe candır, doğru uygulanmış klişeye şapka çıkarırım. Ama; “Şöhret peşindeki genç kız, kötü kalpli genç oğlan yüzünden tacizci yapımcının eline düşer, onu fakir ama gururlu genç oğlan kurtarır.” klişesini izlemek için de iki saatimi ayırmak istemem.

Sibel’in düştüğü durum çok üzücü, utanç verici. Tüm keyfim kaçtı. İşin tadı zaten uzun zamandır kaçıktı...
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER