Kiralık Aşk repliklerin büyüsü part 8: Aşk ile var olanlara

Kiralık Aşk repliklerin büyüsü part 8: Aşk ile var olanlara
Bu dünya aşksız dönmez
Yanmış ateşler sönmez
Hiçbir ilaç şifa vermez
 
Gönlüm aşk yolundan dönmez
Kâh güler kâh gülemez
Aşk dikeni az incitmez
 
Ben yürürüm bu yolda
Açarım güllerimi

Bir kale bulurum sonunda
Bir ışık bulurum sonunda
Yumarım gözlerimi
 
AŞK
Beni öldürdün sen aşk
Bazen güldürdün sen aşk
Beni büyüttün sen aşk
Beni var ettin sen aşk
Seninle var oldum ben aşk
 
Candan Erçetin’in bu şarkısı masalımızın özeti niteliğindedir bana göre. Aşk yolculuğumuz; içinde her duyguyu barındıran, bizi şekilden şekle sokan, değiştiren, geliştiren, var olmamızı sağlayan yegâne duygudur. Bu platformda kendisiyle tanış olmaktan dolayı çok şanslı olduğum canım Serpil’imin dediği gibi AŞKA AŞIK kadınlar olarak yaşamın en belirleyici unsurudur AŞK.
 
Bu şarkının etrafında şekil alan bir sekizinci replikler yolculuğuma izninizle başlamak isterim. Aşkın binbir farklı rayihasını koklamaya kaldığımız yerden başlıyorum.

 
 
“Ömer İplikçi kayıp… Nerede olduğunu bilen var mı?” sevdiceğinden gelen mesajla yüzü aydınlanan, mutluluktan kocaman gülümseyen bir Ömer İplikçi çok dikkat çekici olabiliyor. Hele ki bunu fark eden Fikret Gallo karakteri oluyorsa. Sinyor koşar adım aydınlanmasının sebebi olan Defne'sinin yanına gider “Biri beni mi özlemiş? Yaaa nerdesin sen? Çalışıyorum Defne. Yapabileceğim bir şey var mı? Var. O güzel yüzünü arada bir göster bana. Seni görmek bana iyi geliyor. Tamam. O zaman yazıyorum Ömer Bey. Günde üç defa Defne'nizi göreceksiniz yoksa vitaminsiz kalırsınız. Ne güzel reçeteymiş o. Öyle ama sadece sizin için değil, Defne’ye de lazım. Öyle mi? Öyle sen onunla ilgileneceksin o seninle ilgilenecek yoksa Defne kurur gider özlemden. Ne ister Defne başka? Yanında olmak sana iyi gelmek. Başka? Daha ne olsun. Yeter diyorsun? Yani şimdilik. Zaman atlasak mesela? Oooooo o zaman başka. Nasıl başka? Niye hep sen soruyorsun?” utancından ne soracağını unutur benim tatlı Defnem.
 
Çetrefilli ve buhranlı zamanların müsebbibi köşküne kavuşmuş Neriman Hanım ile Defne görüşmesi yaşanır. "Anlat bakalım Ömer’i ne kadar çok seviyorsun? Çok seviyorum. Ömer seni ne kadar seviyor? Çoook. Sen kimsin? Oğluşunuzun sevgilisi. Sen Ömer’in sevgilisi falan değilsin. Seni sıradan bir mahalle kızı olduğun için ben seçtim. Paranı ödedim. Hayatın boyunca kazanamayacağın işlerin içine soktum. Bak tasarımcı bile oldun. Ben olmasaydım şu an bir hayatın bile olmazdı. O yüzden sakın benden hak talep etme. Eğer Ömer haksa ben de hukukum. Biz birbirimizi seviyoruz. Nolmuş yani? Ömer İz’i de sevdi ama Ömer en çok neyi sevdi biliyor musun? Çalışmayı. Hayatını kazanmayı. Peki. Ömer hayatını nasıl kazandı biliyor musun? Yalancılara güvenmeyerek. Ama siz de yalan söylüyorsunuz? İşte o yüzden Ömer bana da güvenmez. Sen de öylesin. Sana da güvenmedi. Ne yapmamı istiyorsunuz Neriman Hanım? Köşkü aldım. Oyun bitti. Buraya kadar. Defolup gidiyorsun. Eşyalarını topluyorsun ve hayatımızdan çıkıyorsun. Gidemem Neriman Hanım. O halde para mı ödüyorsun 200 bin TL? Yok ödemiyorsan abinin kahvesine hacizi basarım. Orta yol bu Defnecim. Ya parayı ödersin ya defolup gidersin. Tabii sen parayı ödeyemeyeceğine göre ikinci şık için şimdiden koli yapmaya başla canım” Defnem gene sahilde bir bankta gözyaşları eşliğinde biçare halde öylece kalakalır. Merhametin ve vicdanın eseri bile bulunmayan Neriman İplikçi yapmışlar çok fena olmuş sevgili gönüldaşlarım.
 
Nihan’ın aşırı saçma bir hal alan hamilelik triplerine karşı tavrım, Defne'min yediği ıstakoza olan tavrı gibidir. Bu nasıl bir şımarıklık ve olmamışlık halidir Nihancım sana hiç yakışmamış bu haller. Görmemişin biri hamile kalmış misali yaptıkların kusuruma bakma. Başını döndürenlere yazılacak reçetelerden masala sevdalı yüreklere de lazım kanımca. Malum bu bölümler de kafalar dağ başını duman almış aşamasına direkt geçiş yaptığından acilen ilk yardım almak zorundayız.
 
Defne bodoslama düştüğü çetrefil çukurunun içinden çıkmak için mücadele ededursun Gallo kişisi denişik hallerine devam etmektedir. Defnem denize düşen yılana sarılır misali ya da yılanla aynı çuvala girilmez Ömer İplikçi sözüne rağmen mucizesine kavuşmak için iyilik timsali(!) gibi görünen Fikret Gallo’ya her şeyi anlatıp yardım teklifini Nihan’ın da teşvikiyle kabul eder. Ömer ve Sinan Deniz ve Gallo için savaş baltalarını çıkarmışken borcunu ödemiş olmanın hafifliğiyle Defnem kendini kırmızı kapının önünde Ömer’in, mucizesinin kollarına bırakır.
 
AŞK İŞTE; BAZEN EĞRİYİ DOĞRU SAYAR. DÜŞMANI DOST POSTUNDA GÖRÜR. DÜŞÜNMEDEN SONUÇLARINI İYİ TAHLİL ETMEDEN ÇETİN ADIMLAR ATMANA SEBEP OLUR. 

Yazı devam ediyor...
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER