Filmekimi'nden kalanlar

Filmekimi'nden kalanlar
2002 yılından bu yana sinemaseverlerin büyük ilgiyle takip ettiği Filmekimi, 2015’te 6 kentte toplam 75 bine yakın sinemaseverle buluştu.
Sonbaharı sevme nedenlerimden biri olan Filmekimi'ni göz açıp kapatıncaya kadar geçen sürede uğurladık. Bu yıl 15.si düzenlenen festival, 7-16 Ekim tarihleri arasında İstanbul, Ankara, İzmir ve Eskişehir'de sinemaseverlere kapılarını açtı. Benim için de, festival atmosferinde, tüm dünyanın seçkin festivallerinden ödül ve övgü toplamış filmlerini izlemek, Ekim ayında aldığım en keyifli soluk oldu. Yoğun ilgi ve salon sıkıntısı nedeniyle istediğim tüm filmleri izleyemesem de, izleme şansını bulduklarımı anlatmaya çalışacağım. Kaçırdıklarımızı en kısa sürede izlemek dileğiyle..
 
Alt Tarafı Dünyanın Sonu / It's Only The End of The World

En az sevenleri kadar nefret edenleri de olan sinemanın dahi çocuğu kimdir desem... Kanadalı yönetmen Xavier Dolan altıncı filmi Alt Tarafı Dünyanın sonu ile karşımızda... Bu yıl 69. kez gerçekleştiren Cannes Film festivalinde aldığı eleştirilere rağmen Jüri Büyük Ödülü'nü kazanan Alt Tarafı Dünyanın Sonu sinemaseverlerin merakla beklediği filmlerden biriydi.

Gaspard Ulliel, Nathalie Baye, Léa Seydoux, Vincent Cassel, Marion Cotillard gibi ünlü oyuncuların yer aldığı film, ailesinden uzakta yaşayan bir yazarın, ölümcül hastalığını ailesine açıklamak için gittiği yolculuğu anlatıyor. Fransız oyun yazarı Jean-Luc Lagarce’nin oyunundan uyarlanan filmde Dolan'ın gözlemlerinin ön planda olduğunu söylemek mümkün. Aile ile tanıştığımız andan itibaren başlayan rahatsız edici duygu oldukça güçlü. Yakın plan çekimler, aile bireylerinin yüksek sesli konuşmaları, tutarsız davranışlar, izleyici de dahi evden çıkıp gitme istediği yaratıyor.12 yıl öncesinde ailesinin yanından ayrılan Louis'in gidişi ile birlikte dağılan ailenin her bir bireyi, Louis'in hastalığını açıklamasını daha da zor hale getiriyor. Ailesine ait değilmiş gibi hisseden Louis, en az kendisi kadar bu aileye yabancı hisseden abisinin eşi(Marrion Cotillard) ile ortak bu paydada buluşuyor ve en sağlıklı iletişini yengesi ile kuruyor.

Çılgın annesi, ağabey yoksunluğu çekmiş ergen kız kardeşi, yaşadığı hayattan memnun olmayan ağabeyi ile ne kadar uzak olduğunu anlayan Louis, bir yandan da bunca zaman ailesi ile birlikte olmamasının vicdan muhasebesini yapıyor. Tüm bu yakın planlar, yüksek sesler ise seyircinin yüklendiği bir ağırlık haline geliyor. Neredeyse tek mekanda çekildiğini söyleyebileceğim filmin yönetmenin kim olduğunu bilmesem de Dolan'a ait olduğunu hisserdim. Dolan'ın varlığını hissettiren müzikler, renk ve planlar.. Kendi sinematik tercihlerini yine çok bariz şekilde imzalayan bir Dolan filmi ile karşı karşıyayız.

Dolan'ın önceki filmlerini izleyen ve Dolan'ı sevip sevmemek arasında ikilemde kalmış bir izleyici olarak, Alt Tarafı Dünyanın Sonu'nu izlemeyi her şeye rağmen sevdim. Dolan'ın önceki filmlerine göre zayıf olduğu aşikar olsa da izlerken sıkılmadım. Hatta filmin son bölümündeki başarılı oyunculuk performansları, Dolan imzası taşıyan renk ve planlar filmi son dakika deparı ile daha izlenilir hale getiriyor...


Film Mısır’ın Oscar adayı olarak yarışacak.

Çatışma / Clash

Cannes'da Belirli Bir Bakış bölümünün açılış filmi olarak seçilen Çatışma, 2013 Mısır Askeri Darbesi sırasında yaşanan bir hikayeye odaklanıyor.  Mohamed Diab'ın yönetmenliğini üstlendiği film, aynı zamanda Mısır'ın Oscar adayı olarak karşımıza çıkıyor.

Tamamı bir asker kamyonetinde geçen filmde, çatışma içindeki iki ayrı gruptan insanların aynı yerde kapalı kalmasına şahit oluyoruz. Film boyunca, sanki kamyonetin içindeymişsiniz ve nefes alamıyormuşsunuz gibi hissetmeniz, sanıyorum ki yadırganmayacaktır. Diab, bu zorlu projenin altından başarıyla kalkıyor. Küçük, güzel detaylar eşliğinde çarpıcı bir gerçeklikle de karşı karşıya kalıyoruz. Çatışma ile ilgili en dikkat çekici olay ise, seyirci olarak kendinizi bir tarafa ait hissetmemeniz. Karakterlerin her birine aynı mesafede duran yönetmen, bizlere de yargılamamız için fırsat vermiyor. Film sonunda hissettiğiniz tek his, savaşın çaresizliğini izledikten sonra gelen umutsuzluk. Tamamen barışçıl ve insani mesajlar veren filmden oldukça etkilendim. Film sonunda tek bir istediğim vardı. İçine dahil edildiğim kamyonetten çıkmak..

Yazı devam ediyor...

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER