Göğe uzanmakla dibe çökmek arasında bir yerlerde...

Göğe uzanmakla dibe çökmek arasında bir yerlerde...
Benim nazarımda bir kadının bebeğini satmasının hiçbir bahanesi yok. Filiz’le bu noktada yolumuz ilk günlerden ayrıldı ama bu durum Filiz’e nefret duyduğum anlamına da gelmesin. Filiz’i anlamaya çalışıyorum ve anlıyorum da.

Filiz ve Kerim’in geçmişine dair hiçbir şey bilmiyoruz. İlişkileri nasıldı? Evlilik, çocuk gibi durumlara bakışları neydi? Bir bebek sahibi olurlarsa ne yapacaklardı? Hiçbirine dair bir fikrimiz yok. Bu yüzden Filiz’in hamileliği, Kerim’in bu hamileliği istememesi üzerine fikrimi belirtmekte biraz zorlanıyorum.

Filiz ve Kerim, kendi iradeleriyle cinsel birliktelik yaşayan bir çift. O yüzden bu kısımda şu suçlu, bu suçsuz gibi bir ayrım yapamam. Çünkü kimse kimseyi zorlamamış. Fakat iş Filiz’in hamileliğine geldiğinde, Kerim, Filiz’e fikrini bile sormadan bebekten kurtulmak istedi. Bu nokta da bir hayli hassas. Bir insanı istemeden baba olmaya zorlayamazsın. Ve yine bir insandan kürtaj olmasını isteyemezsin.

Bebeğin dünyaya gelmesinde karar verecek tek kişinin Kerim olmasını da yanlış buluyorum. Kerim, “İstiyorsan doğur, ben sana destek olurum ama seninle evlenemem.” deseydi her şey daha farklı olabilir miydi? Bilemiyorum. İşin aslı bir bebek sevgisiz kalacaksa dünyaya gelmesine ne denli sevinebilirim orası da meçhul. Böyle konularda uzaktan konuşmak en kolayı sanırım. O yüzden ben biraz daha ileriden devam edeceğim.

Ulaştığımız bu noktadan sonra Filiz tamamen yalnızdı ve nihayetinde hayatında bir yol ayrımına geldi. Bebeği aldırabilirdi, doğurup kendi bakabilirdi ya da bir başkasına evlatlık verebilirdi. Bu konudaki tüm sorumluluğu bir kadına yüklemek de doğru değil elbet. Kerim’in bu noktada birçok hatası var, bunun da farkındayım.

Meseleye dönersek; bebeği aldırması ya da kendinin bakması tartışmalı bir konu. Benim derdim de Filiz’in bebeğini satması. Filiz, diğer iki yolu düşünmezse bebeğini evlatlık verebilirdi. Bu noktada yapılabilecek en güzel şey buydu çünkü. Bakın evlatlık vermek, satmak değildir. Ben de “Bebeğin annesi doğurandır.” şeklinde düşünen bir insan değilim. Gönül ister ki her çocuk biyolojik anne ve babasıyla büyüsün ama başka yol yoksa bebekler kalpte de büyüyebilir. Hatta bazen kalpte rahimde büyüdüğünden daha güzel büyür.

Filiz’le yolum tam da bu noktada ayrıldı benim. Bebeğini para için satan bir kadının anne olabileceğine zerre inancım kalmadı. Bebeği Hülya’ya vermekten vazgeçtiğini söylediğinde onun için üzülmedim, canım yanmadı. Çünkü biliyordum, Filiz o bebeğe asla annelik yapamayacaktı.

Doğum sancısı çekerken para pazarlığı yapan bir kadındı Filiz. Hayata dair sıralaması; “İçki – Kerim – Mehmet” şeklindeydi. Mehmet, sadece bir araçtı onun için; Kerim’i ona getirecek olan…

Yazı devam ediyor...
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER