Kiralık Aşk: Ben seni anlıyorum Sude...

Kiralık Aşk: Ben seni anlıyorum Sude...
Ben seni anlıyorum Sude, daha çok anlamak istiyorum. Sana bunları kilometrelerce uzaklardan yazıyorum. Çünkü gördüklerim kanattı yüreğimi, bir yumru oldu da takıldı boğazıma. Hayır litrelerce suyla da geçmeyecek bu "ölecek gibi olma" hissi... Anlatmalıyım sana Sude, bilmeni sağlamalıyım; Hayat bir savaş değil. Var olmak için yıktıklarına gün gelip muhtaç olduğunda ve arayacak kimse bulamadığında o rehberde, elinde telefonla o çok lüks evinde deli gibi dolanırsın. Ve muhtemelen en büyük yaraya dönüşür, en büyük mutluluğun, anlatacak kimse bulamadığında... 

Üstad diyor ki; Hayat uzun ince bir yol. Ama sen duymadıysan yahut anlamıyorsan hemen dibinde defalarca kıskandığın daha iyisi olmaya çalışırken dibi battığından ekseriyetle kıskandığın kuzenin daha açık anlatıyor durumu; Hayat seçimlerden ibarettir... 

Şu an sarıldığın annen baban veya sevgilin olması gerekirken eve et getiren Şükrü Ağabey ise bu senin seçimin ya da seçemediklerin... Muhtemelen Sinan'ı seçtiğin an başladı takıntı ve komplekslerle dolu hayatın. Hayat mı demeliyim yoksa her adımı mayınla döşeli baştan aşağı marazlı bir yol mu, bilemiyorum Su Kuşum..

Güzelsin... Masal prenseslerini kıskandıracak kadar hem de... Ama bir masalın içinde yer almaktansa neden kabuslarla hayatından çalıyorsun Sude? Çünkü kalbinin sesini dinlemekten vazgeçmişsin. Uğraştıkların ve kendince çok doğru buldukların aslında koca bir balon bilmiyorsun... Aşık ol Sude. Kalbine hükmetmek güçlü olmakla aynı anlama gelmiyor hayat lügatında... İlla ki aşık olmalısın, illa ki yeniden doğmalısın. Aşkı böyle anlatıyor Nazımlar, Edipler, Cemaller... Ve inan bana hepsi güvenilir ağabeyler... Sen içinde kaybolduğun milenyum çağı tabiriyle, aşkla savaşı karıştırıyorsun... İnat etme, teslim ol. Hayatın acımasızlığını sen inatlaştıkça çirkinleşmesinden anla... 

Ve belki asla kendine eş görmediğin, muhtemelen şu sıralar hayatının en büyük acısıyla baş eden İso diyor ki; Sen dümdüz olursan yolun da dümdüz olur.  Kulak ver... Yolunu düzelt Sude. Sade olmak, her daim her olayın içinde olmamak ya da annenin tabiriyle çaptan düşmek zannettiğin kadar kötü ve kaybettiren bir hamle değil...

Güzelleş... Çünkü ben senin hala kurtarılabilir olduğuna inanıyorum... Her sabah sol tarafından kalktığın yatağın sağ tarafından kalkmayı dene yarın mesela... Görmeyi bilirsen etrafında filizlenmiş onlarca çiçek var. Rengarenk...  Ve eğer yaşamasını bilirsen mutluluk çok satan bir dergide değil. Günlük sporunu yapan ve kuvvetle ihtimal hayatının aşkı olan insanı bulduğun ilk kolona yaslanarak izlemekte mutluluk... Mutluluk, kariyerinde zirve yapsan da sevgilinle yaprak saracak kadar basit olmakta ve bu basitliği dünyanın geri kalanına değişmekte. Anlayacaksın...



BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER