Kiralık Aşk: Olmazsan olmaz!

Kiralık Aşk: Olmazsan olmaz!
Her zaman diyorum ki Kiralık Aşk’a bir bütün olarak bakmak ve öyle değerlendirmek lazım. Evet, ön planda Ömer’le Defne ve onların sıcacık aşkı var, ama geride o kadar çok şey oluyor ki. Bu olan şeylerin hepsi de bizi hikayenin merkezine götürüyor aslında. Yaşanan her şey bir bütünün parçası ve hepsinin de bir nedeni var. Sonrasında hep birlikte göreceğimiz bir neden. Hikayenin bağlanacağı nokta...

Son zamanlarda izlediğim en en harika bölümdü bu bölüm. Çoğu Kiralık Aşk bölümünde olduğu gibi yine ağladım, yine güldüm, yine mutlu oldum, yine sinirlendim. İzleyiciye bu duyguların hepsini yaşatabilmek eşsiz bir şey aslında ve çok da zor. O yüzden ekibe şapka çıkarmaya buradan başlayayım:)

Passionis’in düştüğü zor durum sayesinde başka bir Ömer tanıdık bu bölüm. Şimdiye kadar üretimde hiç görmediğimiz Ömer, meğer ne hakikatli bir patronmuş. Her çalışanın sorunuyla tek tek ilgilenmiş; hepsinin hayatlarına ucundan kıyısından mutlaka dokunmuş. O yüzden de çok sevilen ve saygı duyulan bir patron zaten… Şirketteki çalışanların sergilediği tavır ne yalan söyleyeyim beni ağlattı. Ee ne demişler “hakikatli yöneticilerin hakikatli çalışanları olur.” (Tamamen benim uydurmam. Atasözü filan değil^^). Belki buradan da ders alması gerekenler payına düşeni alır.

Biz, duruma hemen atlayıp kendine pay çıkarmaya çalışan Deniz Tranba’ya saydırırken, hikaye her zaman olduğu gibi kendi içinde verdiği cevaplarla bizi olacaklara hazırlıyordu aslında. Eymen’in dersinin konusu “elastikiyet"ti. Neymiş elastikiyet? Eymen anlatsın: “Çok istediğiniz bir şeyi almak için hiç istemediğiniz bir şey yaşamak zorundasınız. Akıllı olan istediğini almak için istemediği şeyi bir süreliğine de olsa yaşamayı seçer, ama daha akıllı olan istemediği şeyi tam da istediği şey haline çevirir. İşte buna hayatta kalmak deniyor.”

E, bizim Ömüş'ümüze de daha akıllı olmalar yakışır. Türkiye’de tek olan o işlemeciyle olan diyalog boşuna değildi tabii ki. Deniz’le görüşmesindeki o sinsi gülüşler de Ömer’in zaten her şeyi planladığının göstergesiydi. Bir de yeni bir atasözü öğrendik. Yeri gelmişken paylaşayım. "Ayyar tilki art ayağından tutulur.", "İşini hile ile yürütmekte olan kişi, bir zaman gelir ki kurnazlığını kullanamaz; yakayı eleverir” demekmiş.

Deniz tabii ki hamlelerini burada bırakmayacak. Mutlaka kuyuları kazmaya devam edecektir. Benim bildiğim tek bir şey var. Bizim hikayemizde iyiler her zaman kazanır. O yüzden Deniz kötülük yapmaya devam edecek, ama karşısında da hiçbir zaman pes etmeyen insanları bulacak. Zaten konuk oyuncu kendisi. Umarım, misafirliği kısa bir süre sonra sonlanır. Yine de biraz daha kalacak bence diyeyim.

Ben bu Sinan’la Yasemin’i çok sevdim. Başta ne kadar ön yargıyla yaklaşsam da onları sevimli bulmaktan kendimi alamıyorum. İso’nun söylediği o ağır laf bile bu çifte sevgiyle bakmama engel olamadı maalesef. Asansördeki kavgaları, onları izleyen insanlara verdikleri tepki… O taraftan da harika bir hikaye yürüyor. Merakla bekliyorum.

Aynı şekilde Sude ve Eymen ilişkisi için de daha her şey yeni başlıyor diye düşünüyorum. Zaten bundan önceki yazılarımda da bahsetmiştim. Sude Eymen’e gitgide bağlanıyor. Bu hikaye de bizi çok güzel yerlere götürecek bence. Gitgide değişen ve iyileşen bir Sude izleyeceğiz, ama bütün bunların öncesinde sanırım Yasemin ve Sinan’la bir hesaplaşması olacaktır. Neler yaşanacak hep beraber göreceğiz.

İz’imiz gitti. Ömer’le hayal ettiği konuşmayı yapamadan gitmek zorunda kaldı. Haline üzülsem de olması gereken oldu diyelim. Yolu açık olsun.

Koray sen nasıl bir insansın ya? En üzücü konuyu bile kahkaha atacak bir olaya dönüştürüyorsun. Bu nasıl bir yetenektir? Senin gibi insanlara gerçek hayatta da çok ihtiyacımız var aslında. Sen çok yaşa e mi!


Yazı devam ediyor...

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER