Hayatın tatlı ve acı yanları...

Hayatın tatlı ve acı yanları...
Fragmanları dönmeye başladığında merakımı gıdıklamıştı Hayat Bazen Tatlıdır. Epeydir ekranlarda göremediğimiz, hikayesini lise temelinde gerçek hayatla bağdaştırarak anlatacak bir diziye ihtiyaç vardı. Peki bu ihtiyacımız karşılandı mı? Bunu söylemek için çok erken sanırım, ilk bölümden kesin yargıya varmak güç.

Ancak söyleyecek sözler yok mu? Var.

İlk olarak jenerik hakkında bir şeyler söylemek istiyorum. Hikayeyi anlatan, ipucu veren bir noktadır jenerik. O enerji, sözler beni çok etkiledi. Bir elimle ritim tutup yerimde sallanmadım desem yalan olur. Uzun zamandır bir jeneriği bu kadar sevmemiştim. 

Kadroda, ekranlarda çok sık görmediğimiz bir sürü genç oyuncu var. Artı ve eksilerini topladığımda benim önümde “şimdilik” pek pozitif bir sonuç yok, zamanla artıları toplanabilir tabii. İzlediğimiz her hafta bambaşka bir oyunculukla çıkabilirler karşımıza.Sevda Erginci ve Alihan Aracı’yı daha önce yer aldıkları projelerde (Karagül / Suda Balık) izleme şansım olmuştu, canlandırdıkları karakterleri sevdim. Bölümde performansını merakla izlediğim diğer bir karakter ise Deniz Can Aktaş’ın canlandırdığı Ronaldo’ydu. O yandan umudum yüksek, güzel çalımlar izleyeceğiz bence. İzleyelim... 

Kanbolat Görkem Arslan’ı ekranda görmeyi delilercesine özlemişim. Onunla ilgili rahatsız olduğum tek nokta saçları. Geri kalan her konuya razı olabilirim sanırım...

Ve gelelim takıldığım asıl meseleye... 

Fragmanı izlediğim ilk andan itibaren gözümün önünde eski bir dizinin yeni yüzleri duruyormuş gibi hissettim. Bu durum, ilk anda hoş bir hisken bölüm ilerledikçe rahatsız oldum.

Var mısın Arif, Beton, Kikirik, Kopil ve Ortega gitmiş yerine Aragaz, Bariyer, Emoji, Loçko ve Ronaldo gelmiş gibi hissettim. İdealistliği ile bildiğimiz, doğruculuğu yüzünden Tayinlerle Türkiye’nin ilk yarışmacısı Afet Güçverir’i; Döner sermayenin sadece kendisine döndüğü Amil Sağlam’ı; kraldan çok kralcı, müdürden çok müdürcü okul çalışanını, kantinci kardeşleri, takıntılı öğretmenleri ile karşımda Hayat Bilgisi’nin bir başka versiyonu vardı.

Hikaye elbette farklılıklar içeriyor ama benzeştiği o kadar çok nokta var ki... Sanki eski bölüm alınmış, kırmızı bir kalemle var olan isimlerin üzerine başka isimler yazılarak birkaç noktası değiştirilerek ekrana sunulmuş... Bir koca bölüm boyunca ben bu histen kurtulamadım. 

Tekrar söylemek istiyorum birebir aynısı demek haksızlık olur ancak yansımalardan gözüm kamaştı ilk bölümde. Bu kadar çok noktadan yansınmasa daha mı iyi olurdu bilemiyorum ancak mevcut durumdan hayli rahatsız olduğumu söylemek zorunda hissediyorum kendimi.

Hikaye açıldıkça umuyorum ki bu göz kamaşması için bir çözüm var olur.

Tempoları yüksek, reytingleri bol olsun. 



BUNLARI DA SEVERSİN

DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 70
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 55
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 38
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 55
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 35
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER