Glitch: Kim demiş ki gidenler dönmez?

Glitch: Kim demiş ki gidenler dönmez?
Her şey, Aytaç Kara'nın hazırladığı "En iyi Alternatif Diziler" listesini görünce başladı. Liste, "Patikalarda gezinmeyi sevenler için" cümlesiyle birlikte yayınlanınca da derinlemesine incelemek farz oldu. Baktım, aytaç'ın bahsettiği dizilerin sadece üç tanesini izlemişim. Skandal! Böylece listeyi 2016 yılı için bana verilmiş bir ödev gibi kabul ettim ve listedeki dizilerden birini daha yılbaşı akşamı izlemeye karar verdim. Acaba hangisini izlemeliydim? Listeye bir numaradan giren Agatha Christie uyarlamasından başlamak istedim ama zaten 3 bölümlük dizinin sadece ilk bölümünün Türkçe altyazısı var. Ben de ikinci diziden başladım. Bahsettiğim listenin olduğu yazıyı da şuraya iliştiriyorum. Gerçekten de yabancı dizi dünyasının patikalarını seviyorsanız, kaçırmayın hepsini izleyin bence!



Hemen en başından söyleyeyim. Glitch, tipik bir korku filmi gibi başlıyor. Seçtiği jenerik de insana doğrudan ölümü hatırlatıyor. Ya da ben bu aralar ölüm hatırlamaya yakınım. Bilemedim. Aslında "sonsuza kadar kaybetmek" meselesi tam da bucak bucak kaçacağım bir konu. Fakat jenerik tuhaf bir de ferahlık hissi verdiği ve bu his hoşuma gittiği için izlemeyi durdurmadım. Bakınız: İyi jenerik candır! Evet, jenerik sağlam bir gerilimli korkudan çok "merak" vaad ediyordu. Pek müslüman adeti değildir amma elin oğlu ölenleri en güzel çiçeklerle birlikte uğurlar; hatta bu bildiğin gibi değil bir sektör halindedir, gurbet ellerde. Jenerik de aynen bir cenaze töreni gibi rengarenk çiçeklerle başlıyor ve tipik bir korku filmi gibi devam ediyor. Lakin korkmayın, Glitch tür olarak korkunçlu bir dizi değil. Korkunçlu olsa ben izlemezdim. Rahat olun. Neyse..

Adet olduğu üzere hemen IMDb ve Wikipedia'yı karıştırıp, dizinin künyesine baktım. Glitch ilk sezonu sadece altı bölüm olan bir Avustralya yapımı. Paranormal- fiction denilen tarzı seviyorsanız, doğru yerdesiniz, devam edin. Dizide başlıca rolleri Patrick Brammall, Emma Booth, Genevieve O'Reilly, Emily Barclay, Ned Dennehy, Sean Keenan, Daniela Farinacci, Hannah Monson, Andrew McFarlane ve Rodger Corser canlandırıyor. Oyuncu kadrosuna tamamen yabancıyım. Hiçbirini, hiçbir izlediğim diziden hatırlamıyorum. Dolayısıyla bu da hikayeye kaptırmam açısından oldukça heyecanlı bir durum oldu.

RIP Rocky!

Bölüm, gece vakti henüz huyunu suyunu bilmediğimiz bir kasabada başlıyor. Karanlıkta ıssız kasaba sokaklarında biraz gezinen kamera bisikletli bir delikanlıya odaklanıyor. Delikanlı da o esnada yanından geçtiği mezarlıktan gelen seslere yönelince; mezardan çıkan çamur kaplı bir takım insanlarla karşılaşıyoruz. Bazıları yaralı.. Aslında sadece biri yaralı. Bacağından. Saçının ucundan, ayak tırnağına kadar toprakla kaplı bu çıplak insancıklar da şaşkınlıkla yardım istiyor, etrafta titreşip duruyorlar. Bizim bisikletli genç de anında olan biteni kameraya almaya başlıyor. Ben olsam çoktan kaçar, hatta malı mülkü satar, ülke değiştirirdim.

Paralel kurguda başrol olduğunu ilk cümlesinden itibaren anladığımız polis memuru James (Patrick Brammall), bir çiftlikte hayvanların başına dert olduğu için (en son bir kuzuyu ısırmış haşarı çocuk!) şikayet edilen köpekle uğraşıyor. Son vukuatını canıyla ödeyeceğinden habersiz Rocky, ihbar aldığı için acelesi olan James'in silahından çıkan tek kurşunla ebediyete intikal ediyor. Neyse ki görmüyoruz. Yavuristan'da kurallar böyleymiş. Kontrolsüz ve "saldırgan" hayvanlar beslenmiyor, o dakikada itlaf ediliyormuş. Bu uygulama acımasız mı, emin değilim, o yüzden asla konuyu tartışmaya açmayacağım.

Gidenler dönmez mi demiştin?

James, gelen ihbar üzerine üşengeç (evet, üşengeç) polis arkadaşı yerine Yoorana Mezarlığı'na gittiğinde ortalıkta gezinen ve neler olduğunu hatırlamayan bizim çıplakları buluyor. İlk şaşkınlıklar filan.. Sonra James destek istiyor ve olay yerine gelen yerel doktor kızımızla birlikte mezardan çıkan altı kişiden beşini alıp hastaneye gidiyorlar. Biri, saklandığı için görmüyorlar ve o da mezarlıkta kalıyor. İlk bakışta bulunan altı kişiden en kenafir gözlüsü de bu Paddy (Ned Dennehy) adındaki ihtiyar aslında..  Olan biteni ilk andan beri telefonunun kamerasına kaydeden, adının da Beau olduğunu öğrendiğimiz bisikletli delikanlı da ihtiyarı gizlice takip etmeye başlıyor. James ve tatlı sarışın doktor Elishia (Genevieve O'Reilly) hastaneye geldiklerinde hemen ilk muayeneler yapılıyor. Hepsi canlı. Oh çekiyorsun o an. Bir zombi hikayesiyle muhatap değiliz..

Hiçbiri nerede olduğunu, neler olduğunu hatırlamıyor hatta ölmüş olduklarını da.. Adı Carlo (James Monarski) olan diğerleriyle aynı dili bile konuşmuyor. Dönenler, çeşitli uyaranlar sayesinde önce sadece isimlerini hatırlıyorlar. Yıkanıp paklandıktan sonra taş bir hatuna dönüşen Kate (Emma Booth), parmağındaki nikah yüzüğüne bakarak adını, soyadını ve o anda bulunduğu hastaneyi hatırlıyor. Asıl bomba ise ölmeden olanları bölük pörçük imgeler halinde hatırlayan ve refleks olarak kaçmaya çalışan Carlo'yu sakinleştirmek için uğraşan polis memuru James içeri girip Kate'i görünce patladı. Kate, James'in iki yıl önce kanserden ölen, büyük bir aşkla bağlı olduğu karısı çıkar ve olaylar gelişir. (Bu arada malum sahnede Patrick Brammall'ı çok beğendim.) "Ee, ne var bunda?" dediğinizi duyar gibi oldum ama James bu durumu herkesten saklamaya ve olayları kendi başına çözmeye kalkışınca işler çorbaya dönüyor. İlk anda birbirinden alakasızmış gibi duran altı kişinin de birbirlerine kuyruklarından bağlandığını hayal edin. Hatta hayal etmeyin; izleyin ^^

82 doğumlu Emma Booth güzel kadın. Modelmiş oyuncu olmadan önce..

Glitch izlemeye değer, vakit ayırdığınız için pişman olmayacağınız bir alternatif hikaye. Umarım ikinci sezon onayını almıştır. Bir oturuşta altı bölümü birden atıverdim desem? Özetle Glitch merak hissini 55 dakika boyunca hiç kaybettirmeden izleyenin heyecanını yüksekte tutmayı başarıyor. Çok başarılı da bir rejisi var. Gerilimse gerilim, erotizm ise erotizm.. Yönetmen Emma Freeman bütün duyguları çok net ekrandan izleyiciye geçirmeyi başarmış. Oyunculuklar da izlerken bendeki "performans" çıtasını arşa çakmasalar da tam istenileni yapmışlar. Alenen parlıyorlardı.

Son olarak, yönetmen Emma Freeman şu anda 2016'da yayına girmesi beklenen yine bir Avustralya yapımı olan "Secret City" adındaki diziyi çekiyormuş. Hayırlısı olsun... Hemen şuraya Glitch'in fragmanını da bırakıyorum. Karar vermenize yardımcı olacaktır. İyi seyirler..

Böyle işte..
R.



BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER