Dokun bana, bulutları dağılsın yalnızlığımın!
Çizgi filmlerdeki yağmur bulutlarını bilirsiniz. Tepenizde dolanmaya bir başladı mı nereye gitseniz sizinle gelir. İki adım öteniz günlük güneşliktir ama sizin tepenizde şimşekler çakar. İşte öyle bir günümdeydim. Tatsız haberler tüp kuyruğuna girmişçesine panikle sıralanırken ağırlığı taşıyamayıp apartman merdivenlerine çöktüm. Ellerimi başımın arasına koyup düşüncelerimde kayboldum. Sonra bir el... Minicik bir el dokundu. Komşumuzun küçük kızıymış meğer. Kafamı kaldırdım. O minik el yanağımı okşadı ''Şşş üzülme'' dedi. O an gülmeye başladım ve çizgi film bulutum kayboldu. Hayatta herkesin böyle bir ele ihtiyacı var.

Savaş Nazlı'ya hep destek, Ali Selin'e tam destek! Rana ailenin otoriter gücü, ablaları Peri'nin direnci ve Ahmet'in baş belası İnci. Herkes birbirini ne de güzel tamamlıyor. Ve aslında herkes nasıl da birbirini özenle parçalayabiliyor.

Dikkat ettiyseniz Güneşin Kızları'nda herkes çok haklıydı bu hafta. Dramada tüm karakterlerin haklı olduğu anların paralel gitmesi zor iştir. Ama oldu işte. Güneş bıçağı kemiğe dayandırdı, çocuklar etrafa saçıldı ve Rana bile kendince çok ama çok haklıydı. Aile itibarı bir yana, Haluk'un dengesi şaştığında ipleri elinde tutabilmek zor mesele.


Abla az daha sıkarsan kaburgam yer değiştirecek...

İnandırıcılık konusunda ise bazı kırılmalar yaşadık. ''Sana yıllarca değer vermiş annen mi yoksa iki günlük baban mı?'' deseler, cevap vermeye bile gerek duymazsın. Yine de Nazlı'nın baba özlemine hak vermeliyiz. Küçük bir kızken içselleştirdiği korunma güdüsü onu böyle hırçın ama güçlü biri haline getirmiş. Yine de annesine azılı bir suikastçiymiş gibi davranması ne denli inandırıcı? ''Babamla görüşmemizi istemediği için yaptı bunu.'' cümlesi gerçekçilikten o kadar uzak ki... Annesinin başına gelenleri bilmesine bile gerek yok aslında. Güneş'in nasıl biri olduğu Mars'tan filan görülebilecek kadar belirgin nihayetinde. Bunu 'kendini suçlamak' kılıfına sokmuş olsalar da, ne yazık ki ikna olamadım. 

Parçalar ortalığa saçılsa da eksik bir şeyler var, biliyorum. Haluk'a devamlı olarak ''Ya gerçek ortaya çıkarsa?'' korkusu yaşatan bir şey var. En baştaki teorimize geri dönüp düşünüyorum. Gerçekten de Güneş'e tecavüz eden kişi aslında Haluk olabilir mi? Tabii bu bağlamda Ali'nin de onun oğlu olmaması gerekecektir. Kafanız karıştı değil mi?

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER