Seçim yapmadığınız sürece, tüm olasılıklar mümkündür..
Her seçiş bir vazgeçiştir..
İkinci sezonun başlamasıyla birlikte hikaye akışında ciddi değişimler yaşayan Aşk Yeniden, yine drama düzeyi yüksek bir bölümle karşımıza çıktı. Gidişattaki bu büyük kırılmaları yansıtabilmek için hikaye, ister istemez bazı geçiş bölümlerine gereksinim duyuyor...

Açıkçası Aşk Yeniden'in bir romantik komedi olduğunu göz önüne aldığımızda, sürekli komedi beklentisi içine girmememiz gerektiğini de düşünüyorum. Yani hikayenin içinde hüzün de olacak, gözyaşı da olacak, hayatın içinden unsurlar da olacak pek tabii. Kısacası ben Aşk Yeniden'in bu tarz dram ve komedi ögelerini dengede tutan bölümlerinden çok hoşlanıyorum, bilmem siz ne düşünüyorsunuz. Bölümü detaylıca incelemeye başlamadan önce ise belirtmek istediğim birkaç detay daha var... 

Öncelikle Ayfer konusu; 
Ayfer eskiden her şeyi bu kadar çok abartan biri değildi. Dün bir ara iş öyle bir raddeye geldi ki bağırtısından rahatsız olduğum için televizyonun sesini kısmak zorunda hissettim kendimi. Bence Ayfer'den bir Keriman ya da Neriman İplikçi çıkarmaya çalışmanın anlamı da gereği de yok. Ayfer aşırı tepkiler veren birine dönüşmeden önce çok daha komik bir karakterdi. Çünkü içimizden biriydi, gerçekti... Hatırlasanıza Şaziment'e gelen mektubun kendisine geldiğini sanıp süslendiği, sonra da hayal kırıklığına uğrayıp ağladığı günleri...

Keza Şaziment konusu; 
Bence artık Şaziment ya ortaya çıkmalı ya da bir bahaneyle tamamen yok olmalı. Çünkü ne yazık ki hikayenin gerçekçiliğini kırmaya başladı bu durum. Yahu Ayfer "Annem öldü!" diye evi yıkıyor, bütün herkes başına toplanıp onu sakinleştirmeye çalışıyor ama Şaziment ortada yok. Nerede? Odasında...

Son olarak da İrem konusu; 
İrem'in hikayede yeri olmadığını defalarca belirtmiş biri olarak, artık aramızda olmayacağını bilmekten son derece memnunum o konuda sorun yok. Ancak daha düne kadar İrem, dizideki insanların hayatındaydı. Yani bu şekilde birden ortadan kaybolması ve kimsenin adını bile anmaması sizce de garip değil mi? İki saniye bile olsa bu duruma da bir açıklama getirilmeli diye düşünüyorum... 

Hep dediğim gibi, hikayelerdeki gerçekçilik her zaman en önem verdiğim şeydir. O hikaye bilimkurgu bile olsa kendi içinde tutarlı olmalıdır...

Sözü daha fazla uzatmadan... Hadi başlayalım!!

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER