Kâbusun bitti Doktor!
Ayol kalbim atıyor benim, bu nasıl olur?!
Şahane bir bölüm sonu izledik geçen hafta, duygusu, aksiyonu yüksekti. Çok iyi yazılmış, oynanmış ve çekilmişti. Bütün hafta başta son sahne olmak üzere bölümü konuştuk durduk, tekrar tekrar izledik sahneleri. Ve yüreğimiz ağzımızda bekledik Pazartesi akşamını. Ferhat'ın ölüp ölmediğini merak ettiğimizden değil elbette, Ferhat'ı vuran kurşunun onu Aslı'yla nasıl yakınlaştırdığını görmek için. Kalplerinin sesini duymak için.
 
Yakınlaşma oldu, üstelik tam da istediğim gibi oldu. Fiziksel değil duygusal yakınlık. Ferhat'tan nefret eden, her fırsatta kaçmayı deneyen, bütün bu yaşadıklarını bir kâbus olarak tanımlayan ve bir gün bütün bunları unutup kendine yepyeni, rengarenk bir hayat kurmayı planlayan Aslı gitti, yerine kendini sorgulayan, kalbini dinlemeye çalışan, aksiyona dâhil olan bambaşka bir Aslı geldi, üstelik içindeki gökkuşağından tek bir rengi bile feda etmeden.
 
Fakat bütün o sahneler, evdeki diğer karakterlere, en çok da konuyla hiç ilgisi olmayan Safiye'ye kurban edildi ya, üzüntümü nasıl anlatayım inanın bilemiyorum. Aslı Ferhat'ın vurulduğunu gördü, hop Şahin sahnesi, Aslı Ferhat'ın yanına koştu, hop Şahin sahnesi, Ferhat inleye inleye Aslı'ya laf soktu, hop Şahin sahnesi, Aslı yardım bulmaya gitti, hop Safiye sahnesi. En yakındaki adam İhtiyar, onun bile Ferhat'ın vurulduğunu öğrenmesi 20 dakika sürdü. Sanki sahneler iskambil destesi, kurgucu da krupiye, karmış da karmış sahneleri. Gerçekten başım döndü, olabilecek en kötü anlamda kullanıyorum bu baş dönmesi lafını da. Hiçbir sahneye konsantre olamadım, hiçbirinin duygusunu yakalayamadım bölümün ilk yarısında.
 


Ferhat yattığı yerden laf soktu Aslı'ya, git dedi, kâbusun bitti dedi, yara iyileştirmeyi biliyorsun ama yaradan anlamıyorsun dedi, beni bırak dedi. Suratı toprağa gömülü, başını kaldırmak için bile tüm gücünü kullanması gerekliydi, onu da Aslı'yı kovalayabilmek için kullandı. Hani bazen birine git dersiniz ağzınızla, ama içinizden kal diye bağırırsınız. Bir süredir Ferhat'ın bütün ters laflarını bu taraftan okuyorduk. Dilinin başka, kalbinin başka söylediğini biliyorduk. Sanırım ilk kez kalbinden geçeni söyledi Ferhat, Aslı'yı korumak için. Sadece o anın gerginliğinden korumak için de değil, nereden geldiğini bilmediği ateşlerin arasında kalmışken, daha fazla karanlığa bulaşmasını istemediği için Aslı'yı kendisinden tamamen uzaklaştırmak istedi. Kâbusun bitti, git ve kendini kurtar dedi.
 
Ve her fırsatta kaçıp gitmeye çalışan Aslı bu kez gitmedi, gidemedi. Evet, Aslı yaralı birini öylece bırakıp gidecek bir karakter değil, ama gidemeyişinin tek sebebi de bu değil. Ferhat'a söylediği sebep, yani Hipokrat yemini, durumu açıklamak için yeterli değil. Aslı bu kez farklı bir açıdan görüyor Ferhat'ı. İlk kez onu böyle çaresiz, yardıma muhtaç halde görüyor, ilk kez zalim değil mazlum Ferhat'ı görüyor.
 
Aslı o anda ya da en azından ameliyattan sonra çıkıp gitseydi kâbus biter miydi bilemiyoruz, ama yine de Ferhat'ın sözlerinde haklılık payı var. Aslı için kâbus bitti, çünkü Ferhat'la evli olmak artık kâbus değil. Fakat gidemiyor, çünkü artık Ferhat'ı kaybetmek bir kâbus.


Dövmenin anlamını bize söyleyiver bari, Aslı'ya söylemeyiz, söz!

Bir de İhtiyar'ın önceki gece söyledikleri var tabii. Gönül gözüyle görmesi gereken bir Ferhat var; kendini gizleyen, içinde iyi niyetli, kırılgan bir adam sakladığı söylenen Ferhat. Ve kalbinin sesini dinlemesi gereken bir Aslı. Stetoskopla değil ama.^^
 
Şaka bir yana, fragmanda gördüğüm anda bayılmıştım bu fikre. Ferhat gibi birine başka türlü nasıl bakabileceğini bilemeyen Aslı, bildiği yoldan çözmeye çalıştı problemi. Sözcüğün gerçek anlamıyla yaklaştı duruma, yerleştirdi stetoskopun diyaframını kalbine. Aldığı yanıtı kendi kendisine tekrar etmekten kaçındı, ama Ebru'nun içeri girişiyle nasıl sıçradığını gördük biz. İşte yanıt o sıçrayışta, Ferhat uyurken bile başından ayrılmayışında, dışarı çıkmayışında, Ferhat'la birlikte o arabaya atlayışında, neyle karşılaşacağını bilmediği o eve Ferhat'ın arkasından dalışında…
 
Şimdi iki tarafta da kendilerine dair soru işaretleri ve birbirlerine yönelik umutsuzluk var, yer gök belirsizlik! Benim tercihim bu belirsizlik durumunun haftalarca sürmesi olurdu; ama böyle olacağını sanmıyorum. Çok kırılgan bir seyirci kitlesi var, hiçbir şeyi, ama özellikle de aşkı zamana bırakmaya gelmiyor, hemen küsüp kaçıveriyor seyirci. Senaristin de seyircinin de beni şaşırtmasını isterim ama en az Aslı ve Ferhat kadar umutsuzum bu konuda. O yüzden en azından Ferhat'ın sürüm sürüm süründüğünü görmek istiyorum. O emir cümlelerini, kolundan tutup sağa sola çekmeleri, laf sokmaları, kıyafete karışmaları, eve hapsetmeleri bir bir yutsun istiyorum. Bunu bize çok görmeyin.

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER